- Kategori
- Blog
Sevdiğimiz şarabın aynı tadı vermemesidir bize kalan...

Milliyet.com.tr'nin 2008'de değiştirilen tasarımı
Yıl 3 Mart ’08.
Milliyet.com.tr'de yapılan değişikliklerle ilgili bir yazı yazmıştım.
Yıl 2011 ve Milliyet blog yeni yüzü ile karşımızda.
Milliyet gazetesinin görselliğinde yapılan değişiklikler ve blog’ un yeni görsellikte ötelendiğine dair sözlerimi destekleyen bir yorum gelmişti Milliyet gazetesi okurundan. Bende ‘bloga yorum yazanlarında eleştirdiğini’ içeren yanıt vermişim.
***
Bu yazıyı hazırlarken küçük bir araştırma yaptım. Her internet sitesi zamanla kendini, hantallaşan altyapısını yeni teknolojiye uygun olarak yenilediğine dair sayısız örnekle karşılaştım.
Milliyet Blog’da kendini yeniledi.
Okur/yazar herkesten görüş istedi.
Doğrusu parayı verenin düdüğü çaldığı zamanımızda MB yönetiminin yöntemi gayet demokratik bir tutumdu.
Eğri oturup doğru konuşmakta yarar var.
Gelinen noktada bu değişim süreci iyi yönetilemedi ki, bazı dostlar gitti.
Tadımız eksildi.
Yavan bir sofra ile baş başayız.
***
Her gidiş, sırtını dönüp yürüdüğüne dair sevgi taşır.
İnsan sevdiğine kızar, küser, üzülür değil mi?
Ve her gidişin ardından düşmanı bile olsa çıkarsız üzüntüyle bakar ki, insan odur!
***
Kim bilir, belki bizim doğu toplumlarına özgüdür hem sevip hem de öldürmek! (Geri kalmış desem daha mı doğru olurdu? Neyse.)
Gazetelerin üçüncü sayfalarından manşetlere taşar kadın cinayetleri.
Katil; “Çok seviyordum!” der.
***
Burası şarktır.
Kimi gidenin ardından özlemle türkü yakar, kimide kına.
Uçlarda yaşanır buralarda her şey.
***
Kına yakan “çöplüğün generali” olur, masum değildir!
Gitmek asilce bir duruş, son çaredir belki.
Zorunluluktur.
Sevdiğinden yüz bulamamaktır.
MB’yi gerektiğinden fazla ciddiye almaktır belki.
Kalmak isterken, gitmekten başkaca yol bulamamak, biraz da zorunluluktur. Yukarıda ‘süreç iyi yönetilemedi’ dedim ya, salt bu yüzden.
Şimdi, sevdiğimiz şarabın aynı tadı vermemesidir bize kalan.
Ve sırf bu yüzden, giden yokluğuna mahkûm eden bir zorbadır da, onca asilliğine rağmen!