Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
705
 

Sevgi, fikir ve özgürlük 2

Sevgi, fikir ve özgürlük 2
 

Özgürlüğün resmi


2

İkinci bölüme, bu konuyu niçin ele aldığımı anlatmakla başlayayım.

Nuray Canan Bezirgan isimli örtülü bir bayan, Fatih Altaylı'nın proğramında, "Humeyni'yi bir müslüman olarak seviyorum. Atatürk'ü (de sevmeme) hakkım varsa sevmiyorum" gibi sözler söyledi. Belki bu ifadeler ağzından, farkında olmadan kendiliğinden çıkıvermişti. Belki de gerçekten içinde olanı söylemişti.

Sözü söylerkenki durumu ne olursa olsun ben de onun, "maksadını aştığını ve hatalı konuştuğunu" anlatan bir yazı yazdım. Gelen yorumlar sanki, "fikir özgürlüğünü unuttuğumu" hatırlatır nitelikteydi. İtiraf ediyorum ki, yazımın ana fikri bunu hakediyordu.

Gene itiraf ediyorum ki, niyetim asla fikir hürriyetine karşı çıkmak değildi. Esasen bu yazıdan maksadım düşünceyi; aynı görüşteki diğer insanların, hatta fikrin sahibinin, şimdiki ve gelecekteki hayatlarına zarar vermeden açıklaması gerektiğini anlatmaktı.

Peki bunu neden yaptım. Artık biliyoruz ki, bu ülkede her şeye hakim, topluma hayat tarzı dayatan, tercihlerine izin vermeyen, iktidarlar üzerinde etkili, bir grup var. Siz buna, ister efendiler, ister düzen kurucular, ister rejim koruyucular, ister vatan seviciler adını verin, sonuç değişmeyecektir. Çünkü, böyle bir gücün varlığı tartışılmaz biçimde ortadadır. Muhtıralara, mahkeme kararlarına, karar sonrası açıklamalara, Ergenekon duyarsızlığına ve daha bir çok olaya bakın, bunu kolayca anlarsınız.

Böyle bir durumda bana göre, şimşekleri üzerine çekmemek için, maksadı daha farklı yorumlarla anlatmak önem kazanmaktadır. İşte bayan Bezirgan'ı konu aldığım yazı, biraz da sitemvari bunu anlatmaktadır.

Çünkü, Ak Parti'yi kapatma davasında, iddianameye geçen söylemlerin içinde, siyasetçi olmayan kişilere ait ifadelerin bulunduğunu da biliyoruz. Mesela, Prof. Hayrettin Karaman'ın TRT' deki mirasla ilgili konuşması iddianameye girmiştir. Yani, aykırı kabul edilen bazı sözler, mili iradeyi sindirmek amacıyla kullanılabilmektedir. Özetle, bir kitleyi doğrudan etkileyecek konularda kişisel hakları kullanırken, kelimelerin seçimini iyi yapmalıdır.

Ayrıca, hayatımızı ilgilendiren her konuda olduğu gibi, sevgi ve nefret konusunda da sistemimizin, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez buyrukları vardır. Bunlar son 20, 25 yılda biraz gevşetilmiş olmasına rağmen hala tedavüldedir.

Sistemimizin sevgi konusundaki sıralaması aşağı yukarı şöyledir.

Ordu mensupları her durumda (son Kuzey Irak çıkarması hariçtir) sevilecektir. Emniyet mensupları ise, duruma göre sevilecek veya yerilecektir.

Cumhurbaşkanları: Atatürk, İnönü, Gürsel, Sezer kayıtsız şartsız sevilecek; Celal Bayar, Sunay, Korutürk, Evren, Özal, Demirel az sevilecek veya sevilmeyecek; Abdullah Gül ise, asla sevilmeyecektir.

Siyasiler: Ecevit, Erdal İnönü, Baykal, Kemal Derviş vs. sevilecek; Demirel, Cindoruk, Yılmaz az sevilecek veya sevilmeyecek; Erbakan ve Erdoğan kesinlikle sevilmeyecektir.

Abdüllatif Şener ise şimdilik, "cilalama ve dayatma yoluyla sevilecekler" bölümünde kayıtlıdır.

Bu kategorilerde olduğu gibi bilim dünyası, medya, ticaret, sanayi, sendikalar, odalar; sair kurumlarla sivil toplum kuruluşları, sevilecekler ve sevilmeyecekler olarak ayrıştırılmıştır. Mesela, TÜSİAD, sevilecekler listesindeyken, MÜSİAD liste dışıdır.

Millet te iki kısma ayrılmıştır. Büyük bölümü sevilmeyenler sınıfına dahil edilmiştir. Bunlar örümcek kafalı, devlet yıkıcı şeriat özlemcileridir ve tehlikelidirler. Yönetimin ipleri asla bunların eline geçmemelidir. Mazallah cumhuriyeti yıkar, şeriatı yaparlar.

Küçük bölümü ise, sevilenler kategorisine alınmıştır. Bunlar da laik, aydın kafalı, ilerici ve cumhuriyet muhafızlarıdır. Hükümet ötekilerden olsa da ipler bunların elinde olmalıdır. Her şeyi en iyi bunlar bilir. Devlet idaresinden, cumhuriyetten, demokrasiden, hukuktan, dinden, insan haklarından ve soyut heykelden sadece bunlar anlar.

İşte böyle kuvvetli, bilgili, gür sesli yöneticilerin iş başında bulunduğu dirlikli, düzenlikli bir rejimde ekonomiye gerek yoktur. Çünkü bu millet büyüktür! Yaratır! Bir de oyunu kime vermeyeceğini bilse, daha da iyi olacaktır.

İşin özeti, birinciler sürekli devlet yıkan hainlerden, ikinciler de sürekli devlet kurtaran vatanseverlerden oluşmuştur. Veyl olsun birincilere! Ne mutlu ikincilere!

Sistemin dizayn edicileri, milli çetelere nasıl bakılacağını da belirlemiştir. Susurluk çetesi sevilmeyecektir. Bu konudaki haberlere kısıtlama getirilmeyecektir. Hatta abartılı bir biçimde verilecektir. Her akşam saat 20 de ışıklar söndürülerek Susurluk korkutulacaktır. "Sürekli aydınlık için, bir dakika karanlık"ta kalınacaktır. Yayın yasağı varsa bile umursanmayacaktır.

Ergenekon sevilecektir. Yayın yasağı bahanesinin arkasına sığınılıp konuyla ilgili tek kelime edilmeyecektir. Bir iddianamesi bile yok denilecektir. Böyle bir çetenin varlığına inanılmayacaktır. Hrant Dink'in, Danıştay üyesi M. Yücel Özbilgin"in, Uğur Mumcu'nun vs. ölümlerine üzülünecek, fakat ötesi karıştırılmayacaktır. "Şeriatçılar yaptı!" deyip geçiştirilecektir.

Şimdi bütün bunlardan sonra siz, alın fikir özgürlüğünüzü tepe tepe kullanın. Deneyin bakalım kullanabilecekmisiniz.

Resim: www.iktidarsiz.com/i/img/ozgurluk001.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hüseyin bey, bilirsiniz, hep söyler(im)iz. Hey şey daha güzel olacak. Bu yazı da bunun en güzel delili. Demokrasi aslında, yönetenlerin sorgulanabilmesi, hesap verebilmesidir. Siz de, güzel bir şekilde sorgulamışınız. Elbette, değişimler bir kuş gibi gelip çatımıza konmamaktadır. Ben anlatayım siz tebessüm ediniz. Son Hırvatistan maçından sonra iş yaptığımız Çinli üretici maçı kazanmamızdan dolayı bizi e-posta ile kutluyor. Kutlaması için önce elbette maçı izlemesi gerekiyor. Demek ki maçı da izlemiş. Bu ne anlama gelir? Türkiye bu saatten sonra istese de, istemese de, içine kapanamaz. 120 milyar dolarlık ihracat, 160 milyar dolarlık ithalat hacmi ve dünya devlerinin yatırımı vardır. Küresel ekonominin hakim olduğu dünyada içinize kapanabilir misiniz? Bunun ödenebilir bir bedel olacağını zannetmiyorum. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 23.06.2008 21:01
Cevap :
Değerli Canmehmet: Hele şu son bir kaç yıldır ülkemizin önemsendiğini görebiliyorum. Dışarıdan bakanlar bizde bir cevher olduğunu farkediyor. Ummadığımız siyasi destekler alıyoruz. Artık bizi ciddiye alıyormuş gibi yapmıyorlar. Ciddiye alıyorlar. Çevreyle daha geniş temas kurmuş olmanızdan dolayı, olayları benden daha iyi izlediğinizi biliyor ve söylediklerinize inanıyorum. İnşaallah daha iyi günler görürüz diye ümit ediyorum. Fakat şu kurtarıcılarımızdan bir kurtulsak! ... işte o zaman her şey, kesinlikle daha güzel olacak. Selam ve hürmetlerimi sunar hayır ve iyilikler dilerim.  23.06.2008 21:54
 

Ve tüm bunlar yapılırken,Anayasa'nın 10.maddesi unutulacaktır...Elinize sağlık..tebrikler..

Hamit SEVEN 
 22.06.2008 19:43
Cevap :
Anayasa Mahkemesi belki, yeni değişiklikle beraber 10. maddenin tümünü iptal edip, yürürlüğünü durdurmuştur da bizim haberimiz yoktur! Erenlerin sağı solu belli olmazmış. Teşekkürlerimi ve selamlarımı iletirim.  22.06.2008 21:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 703
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster