- Kategori
- Dostluk
Sevgi en büyük güçtür

Bunlar kadar aklımız olsun yeter.
Sevgi, hiç bir emek harcamadan bir kuruş bile ödemeden sahip olabileceğimiz en değerli hazinedir. Bir toplu iğneye bile belirli bir emek harcayarak sahip olabiliyoruz. Oysa sevgi, içimizde yaşam boyu bitmek tükenmek bilmeyen ve yaşamımızı anlamlaştıran en güçlü servetimizdir.
Bu servet içimizde dururken bundan habersiz eylemlere girişmek bir çeşit delilik değildir de başka nedir? En güzel ve en leziz yemekler yanında dururken açlıktan ölen bir insanın aklının bulunduğu mertebeyi keşfetmek hiç de zor bir iş değildir. Beş yaşındaki bir çocuk bile öyle bir insana güler.
Yaşamımız boyu önümüze çıkan veya çıkabilecek olan bütün engelleri çok rahatlıkla aşmamızda bize yegane destek olan sevgi hazinemizin kapısını çoğu zaman aralamaya acaba neden üşeniyoruz. Ya da neden bunu ihmal ediyoruz da onca belalar ve musibetleri mekanımıza davet ediyoruz.
Bence bu soru psikoloji bilimiyle ilgilenen psikologların, petagogların ve hatta sosyologların üzerinde ciddiyetle durmaları gereken çok önemli bir konu. Akıllı insan, kendi haklı menfaatlerini tanıyabilecek kapasitedeki insandır.
Sorunlarımızla yüzleştiğimizde, aklımızı şiddet kavramına takma yerine sevgi kavramına yönlendirebilsek yer yüzende hangi kavga hangi savaş ortaya çıkabilir.? Şiddet, sevgi kavramında çok korkar. Sevgiyi tanıyabilenlerin bunu çok iyi bildiklerinden eminim.
Çocuklarımızı ve gençliğimizi sevgi ile besleyebilsek ah dünya nekadar güzel bir dünya olurdu. Ünlü şair Namık Kemal'in deyimiyle "Sebat-i azme hail bir deni dünyamı kalmıştır" dizesindeki o "deni" alçak dünya sözcüğü orada olmazdı.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin biyolojik ihtiyaçlarından fedakarlık edebiliriz ama psikolojik ihtiyaçlarından asla fedakarlık edemeyiz. Onların yemelerinden içmelerinden giyinip kuşanmalarından daha da önemlidir psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaları. Onları asla sevgisiz yetiştirmemeliyiz.
Geçmişte ve bugün halen dünyamızın içinde bulunduğu kaos, yaşanan savaşların tek bir temel nedeni vardır, sevgisizlik. Zira sevgi, elimizdeki lokmayı dahi karşımızdaki insanla paylaşmamızı emreden bir duygudur.
Sevgi, dünyadaki her varlığı hedef alır, dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet veya bitki, hayvan ve insan gibi kavramların hepsine birden hitabeden onları bir ana şafkatıyla sarmalayan, kucaklayan en güçlü zırhtır. Aynı zamanda öylesine de lezzetlidir ki, doğadaki bütün tadlar bir araya gelseler yine onun tadına erişmeleri mümkün değildir.
Yeryüzünde insanlığın eriştiği uygarlık düzeyi, üretim kapasiteleri, tüm insanlığın hızmetine olabildiğince eşit olarak sunulabilse ki bunu yapmanın en temel yolu sevgiden geçmektedir, bu savaşların ne anlamı kalırdı? Tüm dünyayı herkes için yaşanabilir kılmak sevgiyi tüm insanlara aşılayabilmekten geçmektedir. En büyük güç sevgidir.
Bu servet içimizde dururken bundan habersiz eylemlere girişmek bir çeşit delilik değildir de başka nedir? En güzel ve en leziz yemekler yanında dururken açlıktan ölen bir insanın aklının bulunduğu mertebeyi keşfetmek hiç de zor bir iş değildir. Beş yaşındaki bir çocuk bile öyle bir insana güler.
Yaşamımız boyu önümüze çıkan veya çıkabilecek olan bütün engelleri çok rahatlıkla aşmamızda bize yegane destek olan sevgi hazinemizin kapısını çoğu zaman aralamaya acaba neden üşeniyoruz. Ya da neden bunu ihmal ediyoruz da onca belalar ve musibetleri mekanımıza davet ediyoruz.
Bence bu soru psikoloji bilimiyle ilgilenen psikologların, petagogların ve hatta sosyologların üzerinde ciddiyetle durmaları gereken çok önemli bir konu. Akıllı insan, kendi haklı menfaatlerini tanıyabilecek kapasitedeki insandır.
Sorunlarımızla yüzleştiğimizde, aklımızı şiddet kavramına takma yerine sevgi kavramına yönlendirebilsek yer yüzende hangi kavga hangi savaş ortaya çıkabilir.? Şiddet, sevgi kavramında çok korkar. Sevgiyi tanıyabilenlerin bunu çok iyi bildiklerinden eminim.
Çocuklarımızı ve gençliğimizi sevgi ile besleyebilsek ah dünya nekadar güzel bir dünya olurdu. Ünlü şair Namık Kemal'in deyimiyle "Sebat-i azme hail bir deni dünyamı kalmıştır" dizesindeki o "deni" alçak dünya sözcüğü orada olmazdı.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin biyolojik ihtiyaçlarından fedakarlık edebiliriz ama psikolojik ihtiyaçlarından asla fedakarlık edemeyiz. Onların yemelerinden içmelerinden giyinip kuşanmalarından daha da önemlidir psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaları. Onları asla sevgisiz yetiştirmemeliyiz.
Geçmişte ve bugün halen dünyamızın içinde bulunduğu kaos, yaşanan savaşların tek bir temel nedeni vardır, sevgisizlik. Zira sevgi, elimizdeki lokmayı dahi karşımızdaki insanla paylaşmamızı emreden bir duygudur.
Sevgi, dünyadaki her varlığı hedef alır, dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet veya bitki, hayvan ve insan gibi kavramların hepsine birden hitabeden onları bir ana şafkatıyla sarmalayan, kucaklayan en güçlü zırhtır. Aynı zamanda öylesine de lezzetlidir ki, doğadaki bütün tadlar bir araya gelseler yine onun tadına erişmeleri mümkün değildir.
Yeryüzünde insanlığın eriştiği uygarlık düzeyi, üretim kapasiteleri, tüm insanlığın hızmetine olabildiğince eşit olarak sunulabilse ki bunu yapmanın en temel yolu sevgiden geçmektedir, bu savaşların ne anlamı kalırdı? Tüm dünyayı herkes için yaşanabilir kılmak sevgiyi tüm insanlara aşılayabilmekten geçmektedir. En büyük güç sevgidir.