- Kategori
- Anılar
Sevinç Hanım

Beni etkileyen, şaşırtan ve mutlu eden birisini anlatmak istiyorum. Onu birkaç arkadaşıma heyecanla ve mutlulukla anlattım, dinlediler, "yaa…" dediler. Demek ki bazen kelimeler insanın içindeki duyguları tam yansıtamıyor. Onu tanıma heyecanımı karşı tarafa hissettiremediğimi düşündüm.
Ama onu yazmak istiyorum.
"O", Burhaniye –Ören’de yaşıyor
Burhaniye, Balıkesir'in güzel şirin bir ilçesi. Ören onun deniz kıyısındaki mahallesi. Doğa çok güzel. Karşıda Kaz dağları görünüyor. Her yer yemyeşil, hele baharda yani şimdi…
Papatyalar, kır çiçekleri. Evler bahçeli, bakımlı. Yazları kalabalık ama sezon bitince ıssızlaşıyor. Tatil yerlerini bilirsiniz, yazın kalabalık ve neşeli, kışın ise sessiz ve biraz da hüzünlüdürler.
Bir arkadaşım oraya yerleşti. 2 yıl önce gitmiştim. Geçen ay yine oradaydım. Sevinç hanımı orada tanıdım.
Sevinç Hanım.
Ruhu güzel kadın…
Ruhumda güzellikler yaratan kadın.
55 yaşlarında. Eşinden ayrılmış. İki oğlunu büyütmüş, evlendirmiş. Yalnız yaşıyor. Emekli. Emekli olunca Ören’den bahçeli dublex bir ev almış, gelip yerleşmiş tek başına. Benim arkadaşımın komşusu.
Aslında onu fazla tanımıyorum. Tanımıyordum. 2 yıl önce kısa bir sohbetimiz olmuştu. Geçen ayki gidişimde Sevinç hanımla yine karşılaştık, birbirimizi gördüğümüze sevindik.
Onunla ilgili düşüncelerim hüzünlü ve yalnız bir kadın olduğuyla ilgiliydi.
"Neden böyle sessiz bir yere yerleşme ihtiyacı duymuştu ki! Ne zor bir hayat. Hele bir kadın için".
Ben böyle yanımda çokça arkadaşım, dostum, kalabalık ailem, her an kalabalık insanlar görmeden yaşayamam diye düşünürüm hep. Evet insanın zaman zaman yalnızlığa da ihtiyacı vardır ama, zordur yalnız yaşamak. O nedenle yalnız yaşayan insanlar beni hep hüzünlendirir ve onların mutlu olmadıkları gibi bir düşünceye kapılırım. Sanki insanlardan kaçıp, saklanırlar, kendi iç dünyalarıyla fazla meşguldürler.
Artık öyle düşünmüyorum. Daha doğrusu genelleme yapmıyorum.
Sevinç hanım, bizi birgün sabahleyin kahvaltı sonrası kahve içmeye davet etti. Biz kadınlar mutfakta içeriz sabah kahvelerimizi, mutfağın muhabbeti güzeldir. Ben ve iki arkadaşım gittik.
Mutfağa girdik, masada 4 tane beyaz servis tabağı, içinde bir paket. Oturduk, önce anlamadık tabaklardakilerin ne olduğunu.
Beyaz kağıt peçete bohça şeklinde birleştirilmiş ve üzeri bükülmüş. Aynen mantı gibi. Sonra Sevinç hanım her birimizin bohçalarının üzerindeki bükülü yerleri çakmakla yaktı. Peçete ateş aldı, çiçek gibi açılarak yanmaya başladı ve ortaya hiç tahmin etmediğimiz bir görüntü çıktı.
Ortada kahve fincanı, fincanın etrafı pembe, mor, beyaz kır çiçekleri küçük yeşil yapraklar. Muhteşem bir görüntü. Keşke o görüntünün resmini çekebilseydim.
Hem şaşırdık, hem de çok mutlu olduk bu güzel görüntü karşısında. Bir fincan kahve bu kadar güzel ve emek harcanarak ikram edilebilir mi? Ayrıca onun kadar güzel muhabbet ona eşlik edebilir mi?
Bazı insanlar bizi şaşırtır. Öyle bir şey yaparlar ki bizi yüreğimizden yakalarlar.
"Öyle bir şey" dediğim ise herkese göre değişebilir. Beni çok etkileyen bir başkasına sıradan gelebilir. Bu bizim hayattaki duruşumuzla da ilgili olabilir o andaki ruhsal durumumuzla da ilgili olabilir. Ama o yaptıkları "şeyle" birlikte artık o eski görüntü değişmiş bambaşka bir insan olmuştur gözümüzde , belki de kendisi bile farkına varmadan.
İşte o bizi şaşırtan insanlar, aynı zamanda hayatımızı da güzelleştiren insanlardır. Onları görmek istersek görebiliriz. Çevremizde çokça vardırlar aslında, bizim yaşama sevinçlerimiz. Küçük bir jest yaparlar ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlarlar. İyi ki varsın Sevinç hanımcığım.
Tijen Taşlı- İzmir