- Kategori
- Kitap
Şeytan Yemini ve Grangé

Ruhunu şeytanın kölesi yapmışlarla; Tanrı adına, iyiler ve mazlumların korunmasına hayatını adamışların enteresan ve bir o kadar da acımasız mücadelesini, yine her zaman ki akıcı roman dili ve o müthiş bilgi birikimi ile gözler önüne seriyor “<ı>Şeytan Yeminiı>”* adlı romanında, <ı>Jean-Christophe Grangé.
ı>
Kurtlar İmparatorluğu, Siyah Kan, Kızıl Nehirler, Leyleklerin Uçuşu, Taş Meclisi gibi dilimize de çevrilmiş ve Doğan Kitap tarafından basılmış, hem ülkemizde, hem de dünyada çok satanlar arasında yerini almış, sinemaya uyarlanmış başarılı romanların Fransız yazarı Jean-Christophe Grangé, aslında bir gazeteci.
Son kitabı Şeytan Yemini ‘ni ve yukarıda adını andığım romanlarının tamamını okumuş biri olarak; Grangé ‘in, özellikle romanlarını kurguladığı coğrafyalara, birtakım enteresan ve çok bilinmeyen doğal olay ve oluşumlara, hayvanlar ve bitkiler alemine, siyasal-toplumsal-dinsel-etnik yapılara olan hakimiyetini ve pek çok bilimsel hadiseyi romanlarında ustaca kullanış biçimini, biyografisinden bildiğim iki özelliği ile ilişkilendiriyorum.
Jean-Christophe Grangé, meslek hayatı boyunca çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalışmış olmasının yanında; <ı>Paris-Matchı> için gezi ve macera röportajları, <ı>Figaro Magazineı> için de bilimsel röportajlar hazırlamış olan, dolu dolu bir usta.
“Şeytan Yemini” inde Grangé okuru; Katolik Hıristiyanlık ‘ın temel öğretileri, Şeytan ve satanizm, psikiyatri, anestezi ve reanimasyonun, ilginç köşe taşlarıyla, Fransa-İsviçre-Polonya-Afrika dörtgeninde, narkotik ve cinayet masası polislerinin gözlüğünden, Vatikan ‘daki en üst düzey din adamlarının sır dolu gizemli dünyalarına bakma, bildiklerini doğrulayıp bilmediklerini öğrenmenin heyecan ve haz dolu okur psikolojisini yaşama imkanı buluyor.
Her polisiye-gerilim romanında olduğu gibi bu türün başarılı temsilcisi Fransız Jean-Christophe Grangé, bu romanında da okurunu, son sayfalara dek meraklandırmaktan geri durmuyor. Kurgusal bütünlüğün içinde bir çok farklı köşe başında ortaya koyduğu sürprizlerle, sadık okurlarına, o hep bilindik ve alışıldık Grangé tadını fazlasıyla veriyor.
Tıpkı Kurtlar İmparatorluğu ve Kızıl Nehirler ‘in olduğu gibi Şeytan Yemini ‘nin de çok kısa süre içinde, sinema yönetmenlerinin ilgi alanına gireceğine şüphem yok. Ancak bizler gibi kitapsever ve iflah olmaz okurların o çok sık yaşadıkları paradokslarını sanırım o zaman da yaşayacağız. Çok zevk alarak okuduğumuz romanlardan uyarlanan sinema filmlerinden aynı tadı alamamak paradoksu, tam olarak ifade etmek istediğim.
Galiba bizler; yazarlar ve yazdıkları kadar, o kağıt, cilt ve tutkal kokusuna da meftunuz değil mi?
Elli karatlık bir elması itina ile koyar gibi mücevher kutusuna, bir kitabı koymuyorsanız kitaplığınıza, bu son sözlerimi de yırtın atın çöp kutunuza, vallahi de lüzumsuzdur, billahi de.
*Şeytan Yemini, Jean-Christophe Grangé, Çeviren Şevket Deniz, Doğan Kitap, 1.Basım, 2007.