- Kategori
- Kitap
Sıcak Külleri Kaldı - Oya Baydar

Oya BAYDAR
Hiç kitap okurken aynı zamanda bir oyunun içinde sürüklendiğinizi hissettiniz mi?
Ben “Sıcak Külleri Kaldı” romanını okurken bu hisse kapıldım. Romanı harika puzzle’a benzettim.
Okumaya başladığımda biraz sıkıldım, bir kaos içinde buldum kendimi: kahramanlar, olaylar, İstanbul, Paris … Neredeyse okumaktan vazgeçecektim. Fakat yanımda başka kitap olmayınca okumaya devam ettim. Ve baktım ki okudukça taşlar yerlerine oturmaya başladı. Bu inanılmaz hoşuma gitti. Nasıl puzzle’da parçalar yerini buldukça ve resim ortaya çıktıkça mutlu oluyorsam, aynı şekilde kitapta da, ortaya atılmış konular biri birini tamamladıkça aynı sevinci duydum. Değişik üslup ile yazılmış çok zekice kurgulanmış roman.Tüm konular aydınlatılmış ve yerine oturmuş, ben büyük keyif ile okudum.
Çok çok gerilere götürdü beni bu roman.Gençliğime…Hüzünlendirdi…
Çok çok yakın, Türkiye tarihinin yolculuğuna da çıkarttı aynı zamanda, merak ettiğim 12 Eylül olayları hakkında oldukça doyurucu bilgi sahibi oldum.
Hayatın ta kendisi, Yaşam - Ölüm, Gerçekler, Aşk, Tutkular, Acılar, Acıların en büyü…, İktidar, Güç, Özgürlük, Siyasi görüş çatışmaları gibi konular büyük ustalıkla işlenmiş.
Acımasızca hırpalamış kahramanlarını, Oya Baydar, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi.Sayfalarda koruyabiliri oysa ki onları, biraz masal tozu serpiştirerek, fakat O bunu yapmamış, işte bu yüzden çok sevdim ve büyülendim romandan.
Oya Baydar’ a gerçekten çok büyük hayranlık duydum.
Bu roman bana çok yakın geldi, doğdum ve büyüdüm ülke rejiminin ilgisi vardı galiba. Bu rejimi savunanlar ve bunun uğruna hayatlarını feda edenleri, anlamakta güçlük çektim.
İnsan, zengin burjuva ailede doğabilir ve baştan sosyal konumu belirlenmiş olur, veya fakir işçi ailede doğup eşitlik emelleri peşinde koşan birisi, fakat her şeyden önce O bir İNSAN, beden ve kandan oluşan capcanlı insan, aşık olabilen, tutkularına yenik düşebilen, hatalar yapan insan.
İnsanlar ve toplumlar eşit olabilir mi?sorusunu sordum kendime kitabı okurken.Bu bir aldatmaca hem de korkunç bir aldatmaca.Yaşayarak öğrendim, insanlar eşitsiz yaşamaya, ne yazık ki ve ne yazık ki, mahkum. Sosyalizm, ben-ce sadece bir ütopya ve maalesef ütopya olmaktan çıkamayacak.İnsanın yaradılışı (fıtratı) bu rejime uygun değil.
Tam burada çok doğru olmasa da başka bir Yazardan alıntı yapmak istiyorum : “ Devrime duyulan romantik özlemin dışında olumlu hiçbir şey göremedim henüz. Ne gerçek bir lider ne de devrim sonrası kesin gelen ihanetin ÖNÜNE GEÇEBİLECEK sağlam bir platform. Eğer birini yok edeceksem o adamın bir kopyasını aynı yöntemle yerine konduğunu görmek istemem.” Bukowski
Evet, “kesin gelen ihanet” çok acı ama gerçek…
Sıcak Külleri Kaldı - aşk hikayesi fonunda politik bir roman. İktidar - çok güzel anlatmış bu sözcüğü Oya Baydar- kelimenin tam anlamıyla, her türlü iktidarı aydınlatmış.
Yazar, ortaya koyduğu kesin siyasi görüşünün yanında bir gerçeğe daha değiniyor:
“ O hep hayattan yana olmuştu.Devrimden, işçi sınıfından, sosyalizmden, bütün bunlardan önce hayattan yanaydı” Aslolan hayattır”
Kitap ile ilgili görüşümü, çok hoşuma giden sözlerle noktalıyorum:
“ Trajedi hangi halka yakışır dersen, önce Ruslara, sonra Almanlara derim ben.Siz Akdenizliler farklısınız. Trajedinin anavatanı Ege olsa da, tarih sizlerin üzerinden yağmur gibi akıp gider, birazdan güneş parlar ve kurursunuz. Tek tek bireyleri kastetmiyorum tabii. İnsan olarak, birey olarak çok trajik kaderler olabilir.Benim söylemek istediğim;toplumların, halkların kaderleriyle ilgili.”