- Kategori
- Deneme
Sicil haberleri ve yönetim sistemini yeniden ele almak
Sicil uygulamasına yönelik basında çıkan haberler sonrası genel anlamda yönetim sistemimizde, özelde de eğitim sistemimiz içinde var olan sorunlu alanlardan birisi daha tekrar gündeme geldi. Toplumsal hizmet sunan kurumsal yapımızda o kadar çok sorunlu alanlar var ki bunların hangisi üzerinde ne zaman duracağını insan şaşırıyor. Bu nedenle adeta gündeme gelen sorunların peşinde adeta sürüklenip gidiliyor. Sisteme dair sorunlar medyada doğal olarak genelde okuyucunun dikkatini çekecek bir üslupla verilmeye çalışıldığı için sorunun asıl nedenlerinin ortaya çıkarılmasından ziyade satın alınma, beğenilme gibi ekonomik endişeler ön plana çıkıyor. Bu durum ise sorunların gerçek anlamda ve gerçek boyutları ile görülmesine engel olabiliyor. Geçmişte de benzer durumlarla sık sık karşılaşılmıştı. Ne yazık ki toplum olarak herhangi bir konuda sadece medyadan edinilen bilgilerle hareket etme alışkanlığı büyük oranda yaygın bir davranış şekli haline gelmiş durumda. Aslında toplumlar için sorun teşkil etmesi gereken bu durum bizde normal gibi görünüyor. Bilginin ve bilgiye dayalı her tür olgunun devasa boyutlara ulaştığı bir çağda hazır bilgi kırıntıları ile yetinerek toplumsal olarak dünyada varlığını sürdürmek ne kadar mümkün olacak zaman gösterecek. Ancak bu olumsuzluğun önüne geçmek için herkesin üzerine büyük görevler düşüyor. Öncelikle bireysel olarak herkesin bilgi kaynaklarını çeşitlendirmesi, karşılaştığı her bilgiye şüpheyle yaklaşması, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olması gerekiyor. Bireysel düzeydeki bu alışkanlık zamanla toplumsal düzeye de doğal olarak yansıyacaktır. Sicil konusu bu yönüyle medyada yer aldığı şekliyle bireyler açısından bir müjde gibi verilse de kurumsal işleyiş açısından kurumların, kurumların içinde yer alan personelin, kurumlarda yapılan işlerin bir şekilde yakından takip edilmesi, kontrol edilmesi, değerlendirilmesi bir zorunluluk. Çağdaş yönetim, çağdaş örgüt yapılarında denetim ve değerlendirme bu yönüyle can alıcı bir öneme sahip. Aslında bu olgu eskiden beri var olan bir durumdu. En temel insan faaliyetlerinin içinde bile değerlendirme, gözden geçirme, maliyet-fayda analizinin yapıldığı bir durumda örgütsel olarak bu işlemin yapılmaması düşünülemez. Hemen herkes işyerlerinde peşin satan tüccarla veresiye satan tüccar imajına yönelik resimlerle, şemalarla karşılaşmıştır. Ekonomik hayatta var olan üretim, tüketim, girdi çıktı dengesi her alanda söz konusudur. Sicil sistemi de kurumsal yapımızın içine bu temel anlayışla girmiş bir olgudur. İnsana dair, topluma dair, hayata dair yapılan her çalışmada akli bir faaliyet olarak değerlendirme, gözlem, hesap, muhasebe yapılmak zorundadır. Personele yönelik işleyişle ilgili olarak sicil uygulamasının temelinde de bir işin üretiminde, sonuçlandırılmasında yer alan kişilerin başarı düzeylerine ilişkin bir yargıya ulaşmak, kurumda/örgütte sorumluluk sahibi kişiler açısından zorunluluktur. Toplumsal yaşamın içinde varlığını sürdüren özel teşebbüse ait büyük-küçük hangi ekonomik örgüte bakılsa bu yönüyle bir muhasebenin zorunlu olarak yapıldığını görmek mümkündür. Topluma hizmet sunma amacıyla oluşturulmuş büyük çaptaki kurumsal yapılar da ise bu durum çok daha önemlidir. Zira özel teşebbüse ait kurumsal yapılar kişisel inisiyatife bağlı olarak ve kar amacıyla oluşturulurken topluma hizmet amacıyla oluşturulmuş kurumsal yapılar çok daha büyük işlevleri yerine getirmek için toplumsal kaynakları kullanarak oluşturulmaktadır. Dolayısıyla bu tür kurumsal yapıların içinde yer alan personelin, işleyiş sürecinin yakından takip edilmesi, izlenmesi çok daha büyük öneme sahiptir. Sicil uygulamasının temelinde var olan bu anlayışın dünyadaki hemen tüm kurumsal yapılarda varlığını görmek yönetime ilişkin literatüre bakıldığında kolayca görülebilir. Dünyada olmayan ve garip olan şey bizdeki gibi konulan bir uygulamanın konulduğu günkü gibi hiç dokunulmadan, geliştirilmeden, gözden geçirilmeden üstelik de mantığı anlaşılmaksızın motor bir davranışa dönüşmüş olmasıdır. Sicil uygulamasının mantığı tüm çağdaş kurumlarda vardır ve olmak zorundadır. Ülkemizdeki kurumlarda da olması gereken budur. Ancak olması gerekenlerle ülkemizde olanlar arasında büyük oranda farklılıklarla karşılaşılmaktadır. Toplumsal hayatımızda var olan sorunların yoğunluğunun temel nedeni de bu farklılığın büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Sicil uygulamasının bu bakış açısıyla irdelenmesine ihtiyaç vardır. Sicil uygulamasının benzeri uygulamaların çağdaş örgütlerde de var olduğunu söyledik. Başka sistemlerde sorun oluşturmayan bir uygulamanın bizde sorun oluşturması sorunun sistemden değil uygulamadan kaynaklandığının bir göstergesi olarak düşünülmelidir. Sicil sisteminin bizdeki uygulamasına bakıldığında büyük sorunlarla karşılaşıldığını görürüz. Sicil uygulaması bizde resmi kurumlar için çalışma alanı, yapılan işin niteliği, işi yapan kişinin niteliği ayrımı yapılmaksızın toptan tek tip bir uygulama söz konusudur. Yapılan uygulamalar kağıt üzerinde kalmaktan öteye gitmez. Kişilerle ilgili tutulan kayıtlar kısa bir süre öncesine kadar ilgili kişinin bilgisi dışında ve gizli olarak tutulur. Yapılan değerlendirmelerden hemen hemen kimsenin haberi olmaz. Genel yönetimde bulunan anlayışın, siyasi görüşün özelliğine göre bu kayıtlar objektif bir kriter olmaktan çok uzaktır. Memur değerlendirme sisteminde hemen her zaman dikkate alınıyor görünse de yine hemen hiçbir zaman objektif bir anlayışla, kurumsal amaçlara hizmet durumu dikkate alınarak doldurulduğuna sistemde yer alan hiç kimse tarafından inanılmaz. Çalışan personelin niteliğine, yapılan işin kalitesine ilişkin rasyonel, nitelikli, tutarlı, bilimsel bir değerlendirme yapmaksızın, nitelikli bir işin, üretimin, çalışmasının yapılabilmesinin şansa bağlı olduğunu söylemek hiç de hayalci bir yaklaşım değil. Böylesi bir yapının içinde bulunan bir kişi kendi menfaatini düşünen birisi ise rahatını bozmak istemeyecektir. Zaten bu nedenden dolayı toplumda hemen herkes kamu kurumlarında görev alabilmek için elinden gelen her şeyi yapmaya çaba gösteriyor denebilir. Kamu kurumları etkin bir personel değerlendirme sistemine sahip olamadığı için özel kesimden daha fazla bir cazibeye sahip konuma dönüşmüş bulunuyor. Herkes için, her durumda aynı şekilde kullanılan böyle bir sistemin değiştirilmesinin zamanı çoktan gelip geçti. Ancak bunu medyada yer aldığı şekliyle bir müjde gibi sunmak hiç de doğru bir yaklaşım değildir. Tersine bu sistemin yerine daha rasyonel, yararlı, kolay, objektif, şeffaf, adil, çağdaş ve çalışma alanlarının özelliğine uygun bir sistemin getirilmesi gerekiyor. Sicil sistemi yönetim sistemimiz içindeki sorunlu alanlardan sadece birisi umalım ki diğer sorunlu alanlar da bir an önce ele alınıp düzenlenir. Aksi takdirde kaçan trenin peşinden daha çok koşacağız gibi görünüyor. Soru, Görüş ve Önerileriniz İçin….. Ali Hikmet DEMİR
ahdiron4@hotmail.com