​ Sıfır noktamız!!! / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '10

 
Kategori
İlişkiler
 

Sıfır noktamız!!!

Sıfır noktamız!!!
 

’’Önce’’ nerede başladı acaba? Ne oldu da ‘’önce’’ başladı kafamda? Neydi o An, ‘’öncesi ve sonrası’’ oluştu? Bulmadan olmayacak sanırım o An’ı... Delirtir bu sorular insanı… An… Öncesi… Sonrası… An!

Hayatımızdaki insanların, ‘’benden öncesi ve sonrası’’ gibi sorulara yanıtlar kolay aslında… Bakarsınız onların yaşamlarına kattıklarınıza ve onları nasıl tükettiğinize anlarsınız... Kendinize sorduğunuz sorular ve yanıtlar dürüstse eğer tabiî ki... Oysa kendimize gelince zorlaşır yanıtlar... An’daki sizin önceniz neydi? Sonralarınızı ne oluşturdu? Ama önce Sıfır Noktanızı bulmak lazım…

Bir kertik lazım galiba... ‘’O An işte benim’’ diyecek bir mihenk taşı, işaret noktası… Sıfır meridyen gibi yani... Değişim mutlaksa, gelişim mi bu? Yoksa erimek mi? Sıfır noktasında bulabilsek kendimizi, her şey sonramız olacak… Öncemiz orada sıfırlanacak aslında... Yoksa yaşadığımız her şeyde, her ilişkide, öncesine göre kendimizi yok saymak zorluyor insanı... Hep ondan öncesi, ondan öncenin de ondan öncesi, daha da öncenin öncesinde sürekli kendimizi ararsak? Bu işin sonu olmaz... sıfır noktası kişi olmayabilir... Sıfır noktası bir anı da, eylemde olabilir… İş bile olabilir… Sıfır noktası cenin olamaz... Benim dediğim, kendine duyduğun güvenin, sevincin ve coşkunun ya da korkunun zirvesi olmalı sıfır noktası… Yalnızlığın üşüttüğü soğuk geceler de olabilir sıfır noktası...

Süreklilik kazanan sıfır noktalar değişimleri insanı canından bezdiriyor aslında... Her şeyden,
her olaydan, her bakıştan, her sesten öncesinde kendini aramak var ya? Hayatına giren her insandan öncesini kendin saymak, o kişiye tapınmak ile ondan nefreti aynı anda yaşamaktır... Her ilişkide
her eylemde kendini aklamanın ve edilgen görmenin en kaba biçimi, o ilişki ve eylemden önceki durumu kutsamak ve iyi saymaktır... İlişkilerdeki her tökezlemede kendini bedbaht karşısındakini düşman görmenin temelinde bu yatar... O ilişki öncesindeki sıfır noktasında belki daha bedbaht durumda olduğu hep unutulur... Orada ki özlem ve hayalleri kendi saymak
yanılsamanın başlangıcıdır... Şöyle bir konuşma düşünün; Kim haksız sizce?
-‘’ Senin için hayatımı ve gençliği harcadım’’
-‘’önceki yaşamında sanki prensestin... Her şeyi bende gördün’’ Sahi sizin sıfır noktanız o nefret ettiğiniz şeyle mi (sevgili, iş, patron, meslek, hobi vs vs..) başladı? Yoksa zaten siz onunla başladığınızda dönülmez yolda yolcu muydunuz? Hani hangi araba gelse bineceğiniz bir yol diyorum…. Kıymayın diyorum birbirinize… Aynı yoldaydık zaten… Değil mi?

 
Toplam blog
: 615
: 948
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..