- Kategori
- Sigorta
Sigortacılık güven işidir (Bir anı)

(Herkezin güvene ihtiyacı vardır)
Güven Sigorta TAŞ. nin Bölge Müdürlüğünü kurmak ve teşkilatlandırmak için görev yapacak personel olarak seçilen Bölge Müdürü Mustafa GEÇER , memur olarak ta benimle birlikte Mehmet SELVİ Genel Müdürlükte iki-üç aylık , Ankara Bölge Müdürlüğü’nde de bir aylık bir eğitimden sonra Nisan 1990 başında Samsun Bölge Müdürlüğünde göreve başladık.
Kurulduğunun ilk aylarında yetkilerimiz hiç yoktu, tanzim ettiğimiz poliçeleri bile Ankara Bölge Müdürlüğü’ne gönderiyor, orada imzalanarak geliyordu. İmza yetkisi sadece Bölge Müdürü Mustafa GEÇER’de vardı.
Her ne kadar eğitim seminerlerinde bize teorik olar bilgi verildi ise de ; pratik tamamen başkaydı… Daha çok okuyarak öğrenmeyi tercih etmiştik.
Bölge Müdürlüğümüz Samsun Cumhuriyet Meydanında , Cumhuriyet İşhanın altıncı katında iki odadan oluşmaktaydı.
Nisan ayının son günlerinde işhanında kapı komşumuz olan Hayrettin E. İsimli inşaat mühendisi hayırlı olsun ziyaretine gelerek Bölge Müdürü ile görüşmüş ve bu görüşme sırasında “ yeni bir araba alacağını, arabasının plakasının Trabzon’lu olmasından dolayı 61 olmasını istediğini, otomobilin kaskosunu da Güven Sigorta’ya yaptıracağını” beyan etmiş. (Bu konuşmalardan anlatacağım olaydan sonra haberim oldu)
Mayıs ayının son günlerinde, komşumuz Hayrettin E. tekrar işyerimize gelerek Bölge Müdürü ile görüştü ve gitti, görüşme sonrası yanımıza gelen Bölge Müdürü ; Hayrettin E. ile yukarıda anlattığım konuşmayı yaptığını, Hayrettin E. nin yeni aldığı arabanın hasar gördüğünü, otomobilin arka kısmının hemen hemen arka koltuğa kadar gittiğini ve izlenecek yolu tartışalım dedi.
Olayın gelişimi ise şöyle olmuş;
Hafızam yanıltımıyor ise 18 Mayıs 1990 Cuma günü saat 17.00 sıralarında işyerine gelen Hayrettin E. diğer memur arkadaşımız Mehmet SELVİ’ye Ordu’dan yeni bir araba aldığını, otomobilin işhanının hemen önünde bulunan otoparkta bulunduğunu, bölge müdürümüz ile daha önce konuştuğunu , otomobiline 61 plakası taktıracağını, otomobiline kasko sigortası yapılmasını istemiş, arkadaşımız Mehmet SELVİ’de yukarıdan bakarak otomobili görmüş, şahıs ta işyerinden ayrılmış.
Hayrettin E aynı gün Ankara’da bulunan ablasına gitmiş, sabaha karşı dışarıdan duydukları bir gürültü ile uyandıklarında bir otomobilin kendi otomobiline vurarak kaçtığını görmüş, hemen trafik polisini aramış, ( basında da yer almıştı , Ankara şehir içinde çok fazla ölümlü bir otobüs kazası olduğundan dolayı ) gelen giden olmamış…
Hayretin E. otomobilini tamir için götürdüğü Ankara Mazda Servisinde bu olayı anlatmış, servis yetkileri Sigorta Şirketinin bu hasarı ödemesi gerektiğini kendisine belirtmiş, fakat ikna olmayan Hayrettin bey, “nasıl olsa bir bahane bulurlar , hasarı ödemezler “ düşüncesi ile kimseye haber vermeden otomobilini kendi imkanları ile yaptırmış.
Seyahat dönüşünde de gelip durumu Bölge Müdürü Mustafa GEÇER’e bildirmiş.
Bölge Müdürü bu durumu bize anlattığında hemen kara kaplı kitapları açarak ( Türk Ticaret Kanununu, Poliçe Genel Şartları v.s ) okuduk, olay tarihinde eski genel şartlar geçerliydi, yazılan şartlara göre hasarı ödememiz imkansızdı. İlk prim tahsil edilmemiş, poliçe tanzim edilmemişti.
Bu durumu komşumuz Hayrettin E’ye bildirdik, o da sineye çekti.
Bölge Müdürü Mustafa GEÇER biraz da işe nasıl sahip çıktığımız da gösterebilmek için bu olayı Ağustos ayı içinde Genel Müdürlükte yapılan Bölgeler Toplantısında anlatır.
Ortalıkta bir anda buz gibi ortam olur….
Herkes birbirine bakar, dönemin Genel Müdürü Aytekin TECE ile Mustafa GEÇER arasında geçen diyologta Aytekin TECE sorar Mustafa GEÇER cevaplar ;
“Sen ne yaptın , sizleri oraya bizi temsil et diye görevlendirdik, rezil et diye değil , sen poliçeyi tanzim ettin mi ? “ Hayır …
“Poliçeye ait ilk primi istedin mi ?” Hayır …
“Şahısa araban sigortalıdır dedin mi ? “ Evet …
“ Bunların hiç birini yapmadığına göre ; O zaman yapmak gereken hemen başlangıç tarihi 18 Mayıs olan bir poliçe tanzim etmen ve Hasarı Ödemektir der.
Bölge Müdürü seyahat dönüşü bu konuşmaları bize aktardıktan sonra Hayrettin E’den otomobile ait ruhsat ile kaza ile ilgili evrakı istedik, Hayrettin Bey’de bize sadece fatura ve fotoğraflar ile bir beyan yazdı….
Hasarın tamamını ödedik .
O GÜN HAYATIMIN EN GÜZEL DERSLERİNDEN BİRİNİ ALMIŞTIM !
SİGORTACILIĞIN ; (Sadece poliçe tanzim etmek, prim almak, hasar öderken de bin bir zorluk çıkartmak olmadığı ) BİR GÜVEN İŞİ OLDUĞUNU O GÜN ÖĞRENDİM…
Ve yaşantımı da bu felsefe üzerine kurdum …
ZATEN YAŞAMIMIZ DA GÜVEN ÜZERİNE KURULU DEĞİL Mİ ?