Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
42
 

Son bakış

Bildiği hiçbir şiveye uymuyordu güneşin parlaklığı. Ne kadar zamandır kulaç attığını hatırlamaya çalıştı. Ama bu denizde nasıl bulunduğunu bile hatırlayamadı. Yeni bir dalga daha geliyordu üstüne. Küçük bir tepe yüksekliğindeydi. Kulaç atmayı bıraktı. Kelimelere benzetti kulaçlarını nedense. İçinden bir ses, kelimelerine dikkat et ! diyordu. Evet, bir kayalık ya da adacık bulana kadar dikkatli harcamalıydı enerjisini. Hipotermi’ yi düşündü. Kaç zamandır bu sudaydı, hatırlamaya zorladı zihnini... Olmadı. Vücut sıcaklığını kontrol etmeye çalıştı refleks olarak sonra. Belki, olması gerekenden bile fazlaydı sıcaklığı vücudunun. Rahatlamadığını hissetti buna rağmen. Yeni bir dalga geliyordu. İnatla, bu suda ne işi olduğunu düşünmeye gayret etti. Enerjisine, dikkat edilmesi gereken kelimeler gibi dikkat etmeliydi. Neden takılıyordu bu paradoks zihnine. Yeniden hipotermi geldi aklına. Ölmeden önce böyle oluyordu belki de. Soğuktan donmak üzereyken beliren duyguları düşündü. Birden ısınırmış insanın vücudu. Benzeş bir durum muydu kendisininki de. O kadar gereksiz bilgi vardı ki zihninde. Bu konuyu araştırmadığı için kızdı kendine. Ama vücudu gayet sıcaktı. Kulaç atmayı bırakıp, kendine sarıldığında hissetti bunu. Hemingvay’ ı hatırladı nedense. ‘’ İhtiyar adam ve deniz’ i‘’ yazarken, ne kadarını yaşamıştı yazdıklarının. Yazmaya hevesli olduğu zamanları anımsadı. Buradan kurtulursa yazmalıydı. Ama nasıl? İçinde bulunduğu denizin adını bile bilmediğini fark etti o an, yeniden. Burada nasıl bulunduğunu bilmemekten daha korkutucu geldi bu fark ediş. Tanırdı denizi. Çalıştığı yer denizin kenarındaydı. Ahtapot avına çıkmıştı da, denize mi düşmüştü acaba ? Zihni yardımcı olmuyordu bir türlü. Sulara bıraktı kendini dinlenmek için, kollarını yana açıp, sırtüstü uzanarak. Güneş gözlerini alınca, kapadı gözlerini. Yakınlarda kıyı olup olmadığını anlamaya yoğunlaşarak, işaretleri düşündü. Martı yoktu gökyüzünde. Büyük bir gemi geçse görebilir miydi kendini. Seslere kulak kabarttı. Bir başka tuhaflığın daha farkına vardı;dalgaların çıkardığı sesleri duymuyordu. Ürperdi. Kaç saattir suda olduğunu düşünmeye çalıştı yine. Kulaklarına su mu dolmuştu? Vücudunun sıcaklığını kontrol etti tekrar. Sıcaktı. Yağmur sıkıntısı gibi bir şey hissetti, kulaklarının işlevinden uzak oluşundan dolayı. Bu olumsuzluğu da düşünmemeliydi. Suyun doğallığını hissetmeye yoğunlaşırken, yaşadığı tuhaflığın ne kadar korkutucu olması gerektiğini hesap etmeye çalışırken buldu kendini. O an, bunun bir rüya olduğu geldi aklına. Suya ne zaman düştüğünü, içinde yüzdüğü denizin adını bilemeyişini buna bağladı. Evet, rüyadaydı. Bıraktı kendini, uyanınca hatırlayacağı detayları düşünerek. Yıllar önce, gördüğü rüyaları bir kenara not ettiğini hatırladı. Sevindi, bunu hatırladığı için. Neredeydi o defter. Bulmalıydı onu. Çok eksantrik olmasa da, bu rüyayı da yazmalıydı. Uyanınca anlatacağı birini düşündü. Kimse belirmedi zihninde. En iyisi suya anlatmalıydı. Uyanınca, gördüğü rüyayı anlatmak için yoğunlaştı. Kaç milisaniye sürüyordu acaba? Bu kadar detay, hangi zamana sığıyordu? Sonsuzluğun tarifi miydi bu?. Ağzına dolan suyla geldi kendine. Dehşeti düşündü. Duymalı mıydı böyle bir hissi? Yaşamalı mıydı gücünün yettiği kadar, yoksa bırakmalı mıydı kendini… Vücudunu hissetmeye çalıştı tekrar. Suya dalmayı istedi birden. Ya çok yoğundu dalmak istediği su, ya da gücü tükenmişti. Beceremedi. Virgüllere benzetti bu kez kulaçlarını. Umudun Ortadoğusu' nda olduğu geldi aklına. Çok hoşuna gitti bu benzetiş. Kağıt- kalem olsa, not alırdım! diye geçirdi içinden. Suya anlatacakları vardı. Şöyle, içini, derinini gördüğü masum bir suya. Gerçeğin, hayallere vuran gölgesi miydi burası? Neredeyse katılaşmıştı su. Ellerinden destek alırsa, doğrulabileceğini hissetti sanki. Ters dönüp ellerinin üzerinde buldu kendini, bu kadarcık bir hareket için oldukça zorlandığının farkına vararak. Sıcak bir ekmeğe dokunur gibi duyumsadı, avuçlarına değen kumun varlığını.Vücudunun neden sıcak olduğunu da anladı o an.Doğruldu dirseklerine yüklenip hafifçe. Baktı… Bir daha baktı. İçi acıdı biraz… Çöldeydi...Hiç' liğin Çölünde...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 76
Kayıt tarihi
: 02.09.11
 
 

1972 doğumlu, yengeç burcuyum. . Gazeteci- yazarım.. Hüzünlü Ruhlar Kasabası isimli bir şiir kitabı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster