Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

01 Eylül '11

 
Kategori
Deneme
 

Sonbaharın gelişi!

Sonbaharın gelişi!
 

Sonbahar geldi.. 

Sonbahar yavaş yavaş gelir bizlere …Gelişini haber verir. Önce sezon dizilerinin reklamlarından anlarız bu gelişi…Sanki bütün kış bizi eve bağlayan veya sırf evde olduğumuz için gözümüzün takıldığı diziler bunlar değilmiş gibi uzak gelir bize reklam… Heyecanlı bir bekleyişi uyandırır o Oscar ödüllü sinema filmi tadındaki dizi fragmanları…Yeni sezon; tüm çekiciliği, merak uyandıran sahneleri, göz alıcı oyuncularıyla asla açmak istemeyeceğiniz görkemli bir hediye paketi gibi sunulur önümüze… 

Yazlıkçıların dönüşü doldurur feribotları…Büyük market alışverişi ile başlar İstanbullu günler..Çarşıda pazarda kitap, silgi, beslenme çantaları yerini alır…Çocuğunuz yoksa bile garip bir telaş kaplar içinizi…Herkesin tuhaf bir şekilde eşlik ettiği bir ritme kapılırsınız kimsenin bozmak istemediği. Trafikte gözle görülür ve sinir uçlarıyla hissedilir bir artış ile gelir sonbahar..Bütün yaz acımasızca kullanılan giysiler yıkanır önce yumuşatıcılarla, ve itinayla ayrılır kuru temizlemeye gidecek olanlar. Her şey yeni ve güzel bir başlangıç için kusursuz olmalıdır. Ve tüm bu yapılanlar, annenlerin gizli saltanatının altındaki yaptırımlarıyla istenilen sırada olmalıdır. 

Vitrinlerde hırkalar görünmeye başladığında, anlarsınız yazlık giysilerin hurçlara kaldırılacağını ve sanki geçen kışı çıplak geçirmiş de hiç giyecek bir şeyiniz kalmamış gibi mağazalara koşacağınızı… Hafif esintili tatlı bir ağustos sonu akşamında, güneş artık etkisini kaybedip, yüzünüze o karizmatik sarı ışığını vururken, markaların şiir gibi önünüze dizdiği koleksiyonu, kariyerinizde basamak atlatacakmış büyüsüyle mankenlere giydirilmiş döpiyesleri, paltolarla aynı renkte kombine edilmiş şalları, dizinize kadar gelen çizmeleri alabilmektir sonbaharın gelişi… 

Yaz sıcaklarının hormonlarınızın üzerinde kurduğu karşı konulamaz iktidarın, size yaptırdıklarının son bulduğu andır sonbahar. Gerçekler, bir kırbaç gibi çarpar yüzünüze ilk inen şiddetli yağmurla. Yaz tüm büyüsünü kaybederken, yeniden hoş geldin dersiniz mantığınıza ve aklıselim tavırlarınıza… 

Fotoğrafçıları, Abant’a, Yedigöller’e götüren tutkudur sonbahar. 

Zaman algısının, dilimlere bölünmüş insan dokunuşudur aylar, 365 günün 12’ye bölünmüş bir matematiği, ayların gece gündüzler ile gün olduğu, günlerin saatler, saatlerin dakikalardan oluştuğu kusursuz döngüsüdür yaşam. Ve sevgiliyle hasretle göz göze gelinen andır ‘saniyeleri’ anlamlı kılan. Bu kusursuzlukta yerini alır sonbahar sarı renge olan aşk ile. İşte bu şaşmaz devrinde bile, her defasında bir başka gibidir Sonbahar. Her defasında hissettirir gelişini, haber verir. Ama hep beklenmedik bir umut ışığı olur insanlara.. 

Hep yeniden başlanmak ister gibi, yeniden ..’yeni’ den .. ‘yen’i den … 

Yine yeni yeniden yenmek… 

Hayatı yenmektir sonbahar.. 

Sonbaharın gelişi ‘Hayat’ tır. 

 
Toplam blog
: 33
: 2445
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

    ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara