Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Öykü
 

Sonsuz bahar rüzgârı

Sonsuz bahar rüzgârı
 

yürekleri uçuran rüzgar sende de var...


Yatağından sevinçle kalktı. İçi kıpır kıpırdı. Perde örtülü olmasına rağmen, mayıs güneşinin ilk ışıkları içini ısıttı bir anda… Sımsıcak güneşin cömert okşayışla yüzüme değmesinin, mayıs çiçeklerinin o mis kokularının odamın içine dolmasıyla bir bağı var mı acaba, diye iç geçirdi, aynı anda. 

İçindeki kıpırtı gittikçe çoğaldı. Yerinde duramıyordu; hoop diye hoplayıverdi. Zıpkın gibi kalktı yerinden… Pencereye koştu. Mavi renkli perdesini bir çırpıda açtı. Güneşle burun buruna geldi. Gözleri, ama tüm gözleri bahçedeki mayıs çiçeklerine baktı; şımarık ama sevimli alışkanlıklarıyla… Çiçeklerle güneş arasında zıp zıp atlayan gözleri mavi göğe takıldı, derin derin… 

Göğe baktı, baktı, baktı… O an, bir başkası onu seyretme yüreği gösterebilseydi, arzusunu anlayabilir miydi, onun. Ama o, tüm içtenliğiyle baktı, baktı… Çekmecesinde sakladığı mavi, aklına geldi birden… Bugün, bugüne kadar geçen günlerden farklıydı, biliyordu… Ve bu farklılığın hatırını bilen yürek, farklı bir şeyi ona sunmayı diliyordu… 

Evet, buldu akıllı yürek… 

Çekmecesindeki mavi defter kabıyla uçurtma yapacaktı. Kendinin olan mavi atlastan biçtiği uçurtmayı asırlardır uçurduğu hissine kapıldı, cesur yürek… Hızla çekmeceye ilerledi. İşte oradaydı: Mavi defter kabını aldı. Yazı defterini kaplamak için saklıyordu nicedir… Fakat, bugün farklıydı ve kıpır kıpır yürek kararlıydı, bugünün farkını ona tattırmak için… Eliyle yokladı şöyle bir… Tam da bir uçurtma yapacak kadar genişti atlası… Bir an duraladı… Elinde kararlı ama müşfik tuttuğu atlasını bırakmadan, odasından ışık hızıyla çıkması ve odasına yeniden aynı hızla girmesi bir oldu… Annesinin örgü sepetinden ince ama güçlü, orta uzunlukta bir yumak almıştı. Ve alırken, ”anneciğim, bunu bana verdiğini biliyorum” diye geçirmişti yüreğinden yumağını alırken… 

Bir elinde şeffaf ama mavi defterinin kabı, diğer elinde pembe ama güçlü hayat yolculuğunun ipi, bahçelerine koştu sevinerek… Şeffaf atlas ama gerçek defter kabını, mavi kuşun kanatları ölçüsünce açtı. Bahçenin içinde bulunan araba garajına ilerledi. Ne kadar zaman geçmişti, o bile unutmuştu ama… Geçtiği günlerin birinde babası, “bir gün lâzım olur” diye, boyu küçük hüneri büyük çıtalar bırakmıştı, garajlarının bir köşesine… Yürek, usulca eğilip bir şeyler söyledi ona… Neşesine bin kat daha neşe geldi… Aynı zamanda, canlılık, kararlılık ve ruh geldi… Koşar adım ilerledi. Düzgün ama kuvvetli çıtalardan aynı boyda iki tanesini aldı. Evet, tam karar ikiydi… 

”Baba, neden aldığımı duyumsarsan; beni desteklersin, inanıyorum” diyerek çıtaları tam orta noktalarından buluşturup sabitledi. İki çıtanın da aynı boy olduğunu anlayınca, sevincinden ıslıkla bir türkü tutturdu… Türküsünün bahçeye yayıldığının farkında bile değildi… Mavi kuşun kanatlarını daha da güçlendirmek, gökyüzünde daha bir mağrur süzülmesini sağlamak için çıtayla destekledi kanatları… Kuşun kuyruğuna pembe ipi bağladı, nazlı nazlı… Kanatları gökyüzüne saldı; pembe ipi olduğu kadar mavi kuşu da kaideli ama sevecen tutan el… 

Uçurtmasını gökyüzünün yüzüne bıraktı, yüreğinin sesine güvenle… Uçurtması göklerde bir martı gibi süzülüyordu. Martının göklerde süzülüşünü gören çocuğun yüreği yerinden çıkacaktı sanki. Ama çocuk, beklenenin aksine bu çıkma ihtimalinden korkmuyor; her sıçrayış ona huzur veriyordu. Yürek niye ve neye uçtuğunu biliyordu ya, gören gözüyle… 

Martının sessiz ama iradeli süzülüşünü sağlayan o tatlı meltem gülümsedi… Gülümserken çocuğa; “merak etme; yürekleri uçuran rüzgâr sende de var. Yeter ki, içindeki sese kulak ver, her an. Ben yorulursam, sen sesinle devam edersin, çocuk.”dedi. Çocuk martıya baktı; ona Verilen bütün gözleriyle… Meltemi nefesinde hissetti… Çocuğa ve martıya evin penceresinden bakan anne ve baba, hayata bir kez daha şükretti. Güneş her birinin sırtını sıvazladı, her gülümseyişinde… Mayıs güneşinin sıcaklığını, insan bir ömür hissetti… Mavi martı, göklerde kesintisiz seyretti…Yürekler, sonsuz sevinçliydi, perdeyi aralarken… 

Yegah Elif Mirzade (Hep yeni yılın suçu:) 

 
Toplam blog
: 191
: 769
Kayıt tarihi
: 21.07.09
 
 

“Yazı yazmak” bir Yürek Yolculuğudur. Okumak ve yazmak bana Edebiyat alanının kapılarını açtı… Ed..