​ Soru sorulsa ne, sorulmasa ne? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '08

 
Kategori
Haber
 

Soru sorulsa ne, sorulmasa ne?

Soru sorulsa ne, sorulmasa ne?
 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı.
Cemil Çiçek.
Konuşma yapmış.
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının düzenlemiş olduğu toplantıda.
Ankara Hakimevi’n de.

Konu, “işkence ve kötü muamele”.

Cemil Çiçek’in konuşmasını bitirmesinden sonra, Engin Çeber’in avukatı Taylan Tanay soru sormak istiyor.
Yılların siyasetçisi, sorunun ne olacağını önceden kestiremez mi?
Kuşkusuz kestirir.
Ve avukat Taylan Tanay’ın soru sormasına müsaade etmemiş.
“Konuyu biliyorum” diyerek avukatı geçiştirmeye çalışmış.

Alıştığımız bir hadisedir.

Bakanlar, vekiller, bir yerlerde bir şekilde konuşma yapmaya çıkarlar.
Her şeyi güllük gülistanlık gösterirler.
Hiçbir şey güllük gülistanlık değildir.
Ve en çok korktukları şey de, çelişkilerini suratlarına vuracak soruların sorulmasıdır.
Bir şekilde o ortamdan kurtulmanın yollarını ararlar.
Konuşma biter.
Ve hemen kaçarlar.
Çünkü yaptıkları konuşmalara kendileri de inanmaz.

Askerlik yaptığımız dönemde hatırımda kalan en önemli şey, sık sık yapılan tabur iştimalardı.
Ve tabur komutanı konuşma yapardı.
Dinlerdik.
Konuşmanın içeriğinde en önemli vurgu “askerde dayak, küfür ve kötü muamele yoktur” lafıydı.
Çünkü hep aksine tanık olurduk.
Küfürse, en alasından.
Dayaksa, en alasından.
Kötü muameleyse, en alasından.
Ama tabur komutanının konuşmalarında değişmez kural bu gibi hadiselerin olmadığı yönündeydi.
Belki de yoktu bahsettiğimiz hadiseler.
Var olanları biz abartıyorduk zihnimizde!
Bazen düşünürdüm.
“Demek ki daha beteri varmış” diye.

Neyse, biz dönelim konumuza.

Bakanlar ve vekiller apar, topar konuşurlar.
Konu hakkında açılan tartışmadan hemen kaçmak için, türlü mazeretler uydururlar.
Ve alel acele o yeri terk ederler.
Hedefi vurmuşlardır.
Mesaj gitmiştir seçmen tabanına.


Cemil Çiçek beyefendinin konuşmasından sonra salon arbedeye dönmüş.
Ve bakan, dinleyiciler tarafından protestoya uğramış.
Konu “İşkence ve Kötü Muamele” ya.
Polis müdahale ediyor protesto edenlere.
Ve kimilerini gözaltına almaya çalışıyor.
Komedi tabi.
Polis kimseyi gözaltına alamıyor.
Yelteniyor.
Olmuyor.

İlginç bir durum.
İlginç bir çelişki.
Toplantıyı düzenle.
İçeriğini belirle.
Bakan gelsin, konuşsun.
En basit bir demokratik talebe bile o ortamda şiddet uygula.
Ne söylenebilir ki.
Ne anlatılabilir.
Bu ülkenin insanları, bu ülkenin bakanını protesto edemeyecek mi?
Başbakanını protesto edemeyecek mi?
Yaşanan onca karanlık olay karşısında, yetkili makamlarda oturanlardan hesap sormayacak mı vatandaş.
Hesap sormaya kalktığında polis şiddetine mi her defasında mazur kalacak.
Her defasında polisin copunu mu ensesinde hissedecek.

İtiraf etmek neden bu kadar zor ki?
Engin Çeber, polis tarafından işkence ile öldürülmüştür.
Hiçbir düzmece rapor bu gerçeği değiştiremez.
Çağdaş Gemik, Antalya’da polis kurşunun hedefi olmuştur.
Hiçbir düzmece ifade ve bilirkişi raporu bu gerçeği değiştiremez.
Ferhat, polis tarafından ensesinden vurularak öldürülmüştür.
İnci, bir polis tarafından yolda yürürken öldürülmüştür.

Bakanlar ve vekiller ne konuşursa konuşsun.
Şu yaşananlardan sonra, kendilerine sorulacak soruya cevap verse ne?
Cevap vermese ne?

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..