Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
187
 

Suçlular ayağa kalksın

Suçlular ayağa kalksın
 

İzinsiz bir gösteride halkın karşı karşıya gelişini gösteren ibretlik bir durum (Sanal ortamdan)


Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk, gazetelerden öğrendiğimize göre geçenler yapmış olduğu bir konuşmasındaduygusal kopuşun eninde sonunda siyasal kopuşa neden olacağını’ belirterek: 

“Bu kadar ölüm, acı, öfke duygularıyla ortak bir gelecek vadedilemez. Bu böyle giderse emin olun ki bugün, değil yarın, yarın değil başka bir gün Kürtler bu devletle bağını koparacaktır” demiş! 

Sayın Tuğluk ne olur bir an önce kop da görelim! Ne olur önce milletvekilliğinden kopunuz! 

Sayın Tuğluk gibi düşünenler bir gün ya da belirli bir süre içerisinde: TÜRKİYE'deki hısım akrabalarını, topraklarını, fabrikalarını, müteahhitlerini, ortaklıklarını, villalarını, yer altı örgütlerini, komisyoncularını, esnaflarını, tüccarlarını, toprak ağalıklarını, Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerini, milletvekilliklerini; şarkıları - türküleri - halayları - sazları, Türkçe kelimeleri, Türkçe atasözleri ile Türkçe deyimleri de bir yana bırakarak kopsalar ne olur? 

Peki böylesi bir kargaşayı da ön görerek Sayın Tuğluk şimdi kop bakalım kopabilirsen! Ne olur ortak değerlerimiz arasında bulunan: Öfke ile kalkan zarar ile oturur, atalar sözümüzü de düşünerek siyaset yapınız. 

Sayın Tuğluk, duygusal kopuşun eninde sonunda siyasal kopuşa neden olacağını belirterek: Bu kadar ölüm, acı, öfke duygularıyla ortak bir gelecek vadedilemez’ demiş. Peki SayınTuğluk ‘siyasal kopuşa neden olacağını’ öne sürdüğünüz ve etnik ayrımcılık yolunda giderek yaygınlaşan duygusal kopuş’ için bu ülkede 40.000’ne yakın kişinin sinsice arkadan vurularak kanlarının döküldüğünü ya da sakat bıralıkdığını bilmem aklınızdan nasıl çıkarabilirsiniz? Beklediğiniz sonuç ‘siyasal kopuşa’ doğru yapılacak her şeyin mübah olduğunu anlatmak ise geriye yapılabilecek ne kaldı ki? Yok eğer ‘ortak bir gelecek’ için bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyorsanız, yapılan on binlerce kanlı eylemleri de lânetleyebiliyorsanız ne mutlu size. Türkiye’deki büyük çoğunlukda bunu istiyor zaten! 

Yok eğer: Kopalım gitsin, artık ne olursa olsun, bunca olaylardan sonra büyük çoğunluğun yüzüne nasıl bakacağız, aba altından az sopa göstermedik artık zamanı geldi, bir yerlerden başlayalım her şey karmakarışık olsun, siyasal kopuş için yeter bunca çabamız (!) diyorsanız o başka. Yolunuz açık olsun, kendi adıma ancak bunu söyleyebilirim. 

Fransız düşünür Montaigne: Bir sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, bize hizmet etmeli, diyor bir denemesinde. Bu vecizeye göre SayınTuğluk geçenler ortaya koyduğunuz yukarıdaki sözler kime hizmet edebilir ya da bakalım siz bu sözünüzün arkasından ne kadar koşabilirsiniz göreceğiz. 

Kısaca: Sosyolojik ve siyasal anlamda kan dökücü BTÖ ortaya çıktığından bu yana dillendirilen isteklerin gerçekleştirlmesi doğrultusunda Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk ile çevresindekilerin bazı yönleri ile oyuna getirildikleri çok açık. Haksız da değiller bence! Çünkü açıktan açığa ya da kapalı kapılar ardında kimilerine verilen sözler ile nice göz kırpmalar ne yazık ki hiç kimseyi umutla beklenen ‘Barış (!) Masası’na oturtamadı. Terör örgütü desteğinde ortaya konulan siyasi açılımlar da umulan desteği görmedi geniş toplumda. 

Anlaşılan o ki her türlü terör eylemine ve sokak gösterilerine yıllarca sabırlarla, metanetle karşı koymaya çalışan Hükümet’in son yirmi günde terör saldırılarına kurban giden şehitler yüzünden, zorunlu olarak giriştiği ‘zecri tedbirler’ kimilerince arzulanan ‘siyasal kopuş’ umutlarını da karartınca son günlerdeki aba altından sopa göstermeler artmaya başladı. Sonuçta dün olduğundan daha çok; tahammül sınırları zorlanıyor, göz yaşları artıyor, toplum geriliyor, ortak değerlerimiz aşındırılmaya çalışılıyor, teröristler haklıdır deniliyor, ayrılıkçılık dün olduğundan daha çok yandaş buluyor, yalan yanlış iddialardan oluşan belgesiz kimi ayrılık tohumları sinsi propagandalar ile körükleniyor. Bilelim ki Orta Doğu’daki gelişmeler için Sıfır Sorun için yola çıkan Türkiye içindeki her türlü terör ve ayrılık tohumlarını temizledenen yoluna devam edemez ve hiç bir ülkeye de ‘rol model’ olamaz. 

Bence çok övünülen Hukuk Devleti yalnızca kışkıtılanları değil onları kışkartanları ve onların arkasındaki beş on kişiyi de bulmak zorundadır. Yoksa ülkede ne hukuk ne de adalet sağlanabilir. Bu süreçte Sayın Tuğluk ve onun gibi düşünenler ile belli bir merkezden yönetilerek silaha sarılanlar ve sokaklara, meydanlara doluşarak ortak geleceğimizi bir an önce yerle bir etmeye çalışanları da düşünerek, eski siyasileri de açıklamaya davet ederek diyorum ki: Suçlular ayağa kalksın! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam karşımızdakilerin mülkiyet hukukuu faklan gibi bir derdi yok! Seçimden önce PKKlılar kimin evini gasp edip kimlere dağıtacaklarının listesini yapmışlar, BDPnin propagandasını öyle yapıyorlardı Van'da biliyor musunuz? Van'a 20 km uzakta polis karakoluna saldırdılar. Van'ın merkezinde bile artık terör egemen durumda ve özür diliyorum ama şu anda kültür sosyolojisi tartışılacak bir durum yok! Başkale belediye başkanının görevine son veren mahkeme kararını "Türk Milleti" adına olduğu için yırtıp attılar ,adam hala "görev" başında! Devlet buralarda bitmiş, neyin sabrını güdeceğiz?

Ögeday 
 09.09.2011 9:23
Cevap :
Sayın Ögeday durum vahim biçimler alacak diye korkuyorum.Yöre halkının geleneklerine çok bağlı olduğu biliniyor.Yazılarımda mülküyet hukuku kapsamında uygulanması gerekenler ile kültür sosyoloji araştırmaları ile desteklenecek bir arada yaşayabilmenin toplumsal içerikleri bakımından 'bölücülük' ve 'ayrımcılık' akımlarının gelişemeyeceğini anlatmak istiyorum.Ne ki bunlarDoğu'daki kışkırtmalardana sonra olduğu gibi BTÖ ortaya çıktıktan sonra da yapılamadı.Bu konuda siyasetin hataları çok; yanlış politikalar izlendi, yanlış atamaalr yapıldı.Kökü dışarıda denilen terörün önlenmesi için ne yazık ki dışarıda başarılı tedbirler alınamadığı anlaşılıyor.İçeride de toplumsal kültürel özelliklerden habersiz güvenlik güçlerine güvenildi.BTÖdesteğinde gelişen 'ayrılıkçı siyaset' de aba altından sopa göstererek yoluna devam etmek istiyor.Eski yanlışlar üzerine yeni politikaların üretilemediğini de üzülerek görüyorum.Yıllarca yapılması gerekenler yapılmadı.Tehlike burada başlıyor!Kendi düşen ağlamaz.  12.09.2011 0:07
 

Kopmak iki şekilde olur hocam. Ya oraları vereceğiz veyahut bunları oralardan sökeceğiz. Var mı başka bir yolu? "Eninde sonunda kopacağız!" diyen adamın demokrasiyle, sözle, kelamla, barışla ilgisi olabilir mi? Neden bunu söyleyenleri vatandaşlıktan çıkartıp istediklerini vermiyoruz ki... Bence önce BDPlileri ve PKKlıları vatandaşlıktan atalım, böylece kopuşun ilk aşamsı gerçekleşsin bakalım kopmak nasıl oluyormuş? Yeter artık yeter!

Ögeday 
 07.09.2011 16:27
Cevap :
Sevgili Ögeday yazılarınız doğrultusunda benim denemem için yazmış olduğunuz yorumunuz acıdır ki Osmanlı'nın değişik içerikli bir devamı olan Türkye Cum. sınırları içindeki çoğu yurttaşımızın görüşünün bir özeti gibi geldi bana: Yeter artık yeter! Ancak Devlet sabırlı olmak, ince eleyip sık dokumak zorundadır.Yıllardan beri bilinen silahlı terör eylemleri, bazı uzmanların açıklamlarına ve ele geçen silahlara göre dış destekli olarak başlatılmıştır.B.Orakoğlu'nun bir canlı yayındaki açıklamasına göre BTÖ dostvemüttefik ADBileİngiltere tarafından kurulmuş! Olayın bu yönleri ya da U.Mumcu'nun da vurguladığı 'derin devlet' nitelemesi işleri karıştırıyor.Bildiğimiz gibi 'istemek' ekonomik olduğu kadar felsefi ve dini yönlerden de sonsuz içerikler taşır.Öfke ile TC'nin ilerlemesine ket vurmak isteyenler,açıkça görülüyor ki hiç de tasvipetmediğim 'askeri vesayet' yada 'sortileme' ile cezalandırılıyor.Oysa sorunun deneysel kültür sosyolojisi ve mülküyet hukuku yönlerinden de çözümü gerekiyor.  07.09.2011 21:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster