- Kategori
- Siyaset
Suriye'nin muhalifleri bizim muhaliflerimiz olmasın...
“El atına binen tez iner”
Türkiye’ye Suriye’den kaçan sığınmacı olarak "sözde" Muhalifler geliyor...
Sığınmacılara her türlü konfor sağlanıyor... İnsani açıdan bunun böyle olması da gerekiyor...
Sığınmacılar, genelde yaşadıkları travma nedeniyle sığındıkları ülkede sessiz sakin ve o ülkenin yasalarına saygılı olurlar...
Gel gör ki: Sığınmacılar hiç bir şeyi beğenmiyorlar, yangın çıkartıyorlar, isyan çıkartıyorlar. polisimize, askerimize saldırıyorlar, gösteri yapıyorlar...
İster istemez insanın aklına değişik senaryolar geliyor... Gelen sığınmacılar bir plan program dahilinde Türkiye karşıtları tarafından Türkiye sınırlarına yönlendirilmiş gruplar olmasın... Bu sözde sığınmacı olanlar, Kuzey Suriye’de şekillenen Kuzey Suriye Kürt’lerine ilerde katılacak gruplar olmasınlar... Bu uçuk bir senaryo gibi gözükse de sığınmacı tavırları, davranışları ve gelişmeler incelendiğinde bunun böyle olabileceği de ihtimal dahilindedir... Ayrıca bu böyle olmasa bile; bu muhalif grupların siyasi olarak şekilleneceği Müslüman Kardeşler örgütünün Suriye yönetimini ele geçirmesiyle de; süreç içinde Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne (Laik Cumhuriyet kalırsa) muhalif olacakları da açıktır...
AKP’nin Suriye politikasını baştan beri yanlış buluyorum... AKP, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyor görünüyordu... Gelinen bu noktada Suriye parçalanıyor ve AKP, ya tüm bunları kestiremiyor, ya da bilmediğimiz bir oyunun içindedir...
Yeni Osmanlı düşüncesini seslendirenler, kurdukları hayal dünyası içinde, Dimyata pirince giderken ellerindeki bulgurdan olacaklarını hesap edemiyorlar...
Suriye’deki gelişmeler, Türkiye’nin Ortadoğu politikasının iflası anlamındadır... Büyük sıkıntıların içine doğru hızla itiliyoruz...
Tüm bunlara, gelişmelere, oluşumlara rağmen yeni bir dış politikanın belirlenmesi, Suriye konusunun görüşülmesi için ulusal bir görüş oluşturmak üzere Meclis harekete geçebilir...
Dış politikalar günlük heveslerle, rastgele nutuklarla, keyfi hareketlerle değiştirilmeye kalkılırsa, doksan yıllık dengeler de altüst olabilir... Sonuçta ülkemiz bundan zarar görür... Dışişleri Bakanı tüm bu gelişmelerin hesabını vermeli ve derhal istifa etmelidir...
Görünün o ki hamasi nutuklar bir işe yaramıyor... Siz nutuk atarken atı alan çoktan hedefe ulaşıyor...
Yaptırmayız, kabullenmeyiz, izin vermeyiz gibi lafların özellikle dış politikamızda hep boşa çıktığını gördük... Türkiye bu tavır ve davranışlarıyla güvenirliğini de kaybediyor...
Köklenmiş dış siyasetimizi ve anlayışımız günü birlik sözlerle, telkinlerle, bilerek yapılan yanlış yönlendirmelerle değiştirirsek, Dünya’da güvenirliliğimiz kalmayacağı gibi dostlarımız da kalmaz... Aslan postuna bürünmüş tilki pozumuz da hiç inandırıcı olmaz...
Suriye kaosu uzun bir süre daha devam edeceğe benziyor... BOP’çuların hedefleri doğrultusunda Ortadoğu yeniden şekillenmeye doğru gidiyor... Türkiye bunun neresinde nasıl yer alacak, neler kaybedecek hep beraber göreceğiz...
Suriye şimdilik tam bir Arapsaçı... Kim kimi kandırıyor, yönlendiriyor, muhalifi, muhalif olmayanı tam olarak belli olmayan bu kargaşada tüm yükü Türkiye çekiyor, tüm zararı da Türkiye çekeceğe benziyor...
“Nereye gideceğini bilmeyen, dümeni doğru tutulmayan bir gemiye hiçbir rüzgârın faydası olmaz”.


