- Kategori
- İlişkiler
Tanrının izin verdiği tutku

Çılgınca bir kararla ona gitmeye karar verdi genç kadın. Sesinin tonundaki etkileyici enerji, yaşamın bilmediği bir yerinden kendine çekiyordu adeta onu. Tanımadığı birinin davetiyle, sonunun nasıl biteceğini bilmediği bir maceraya doğru yola çıkmıştı. Engelleyemediği duyguları sanki elinden tutmuş, yaşamın başka bir boyutuna götürüyordu onu. Kısa bir müddet sonra onun yanındaydı. Ne için geldiğini, neden geldiğini bilmeden, onun yanında mutlu olduğunu hissetti anlamsızca. Cevaplayamadığı soruların anlamsızlığında kaybolurken, sahilde gökyüzündeki aya takıldı genç kadının gözleri. Şimdiye kadar ışığını denizin üstünden ayaklarına kadar sermediğini düşündü cömertcesine böyle. Sahilin alt kısmındaki kayaların üstünde zaman zaman öpüşen bir çiftin kıskançlığı biraz daha yaklaştırmıştı kendini, farkında olmadan yanındaki adama.
Sahilde dolaşmaya başlarken hayattan çaldıkları bir günün hınzırlığı ile birbirlerine gülüyorlardı zaman zaman. Akşamın bu geç saatinde omuz omuza yürüdüğü adam, sanki yıllardır beraber olduğu iyi bir dostu oluvermişti bir anda. Arabayla kısa bir yolculuktan sonra, hoş bir mekanın içine doğru yol alırken, içinden sormak geldiyse de nereye gidiyoruz diye, gecenin büyüsü bozulacakmış gibi gelmişti ona cevaplanacak kelimelerde. Odanın kapısı kapandığında sessizce, ben ne yapıyorum diye sormaya başlamıştı kendine. Adamın gözlerine baktığında ise Tanrının verdiği izni gördü gizlice.
Nasıl bir enerji ondaki diye hayranlıkla adamı izliyordu kadın. Yatağın kenarına oturduklarında bile sahilde mehtabı seyrettiğini düşündü bir an onun gözlerinde. Sanki yaşamdan çalınan günün rehber meleği ile berabermişçesine rahattı genç kadın. Adamın umurunda bile değildi sanki, kadını soymak, okşamak sevmek ve çılgınca bir geceye hazırlamak. Yatağın içinde yolda sohbet eden iki arkadaş gibi kahkahalar atıyorlardı ikiside.
Bir ara gülmelerin bittiği bir anda elbiseleri ile devrildiklerini farkettiler yatağa. Gözlerin birbirlerine sessizce soruları sormaya başladığı an, sevişmenin dışında gizemli bir yer keşfetmişlerdi sanki bilinen yerlerin çok uzaklarında. Kadın keşfettiği bu sevgi ışığına yaklaştığında, dudaklarının ıslandığını farketti adamın sıcak dudaklarında. Hissettiği her çılgın dokunuşta elbise olmadığını farketti giyinik zannettiği çıplak vücudunda. Hiç bilmediği ve yaşamadığı bir dansın yolculuğunda, kaybediyordu çaresizce tüm benliğini, inanılmaz bir zevkle adamın kollarında. Fırtınaların şimşeklerle yağmura dönüştüğü limanlarda, Tanrının izin verdiği tutkuyu yaşıyordu kadın, yaşamdan çalınmış bir günün mutluluğunda. Gidecek yer bulamayan dalgaları sahile çılgınca her vuruşunda, bulmuşlardı kendilerini nefeslerin birbirine karıştığı senfoninin son durağında. Günün ilk ışıklarıyla döndüklerinde normal hayatlarına, teşekkür ediyordu her ikiside, tutkunun sonsuz ve muhteşem dansı için kendilerine izin veren Tanrıya.
METİN ÖZKAYA