- Kategori
- Biyoloji
Tartışarak evrimleşmek

Karşılıklı fikirlerin çarpıştığı tartışmaların içinde yer almaya eskiden beri merakım vardı. Okullar arası münazaralarda da, bu sebeple görev almaya hep hevesim oldu. Lise hayatımda, ama daha çok üniversite hayatımda, kendi fikirlerimi hararetle savunacağım uğraşların içerisinde yer almaktan hoşlandım. Ama bu süreç, özellikle de internetin günlük yaşamda yer almaya başlaması ile, biçimsel bir değişime uğradı. Artık yalnızca sözle ve hitabet yeteneği ile değil, yazı ile kendimi ifade etme şekli ağır basmaya başladı.
Gerçi, kiminle, nasıl bir insanla, ya da toplulukla tartıştığınızı bilemiyordunuz ama, isim veya kimlik genellikle fikirlerin gerisinde kalıyordu.
İnternette, üzerinde en çok yoğunlaştığım tartışma zemini, NTVMSNBC’nin forum sayfaları olmuştu. Gerek editör tarafından ortaya atılan tartışma konusu, gerekse de onaylandığı takdirde sizin önerdiğiniz konularda, önemli fikir paylaşımları ve çatışmaları yaşanıyordu.
Ancak, bu haber portalının, forum sayfası kadar fikirlerin çatıştığı diğer bir alan ise haber yorumları kısmı idi. Bu bölgelerde de önemli karşıt fikirler ifade edilebiliyordu.
Bu tartışmaları büyük bir zevkle ve zaman zaman da içinde yer alarak izliyordum.
Tüm konu başlıkları, az çok ilgi uyandırıyor ve katılım sağlanıyordu. Ancak yavaş yavaş tartışma konularının, yoğunluğu ve düzeyleri arasındaki farkları ayırt etmeye başladım.
Futbol başlığı, katılım konusunda yüksekliği açısından en üst sırayı kaptırmıyordu. Ancak genellikle ortaya konulacak bir fikrin olmaması dolayısı, çok sığ düzeylerde gerçekleşiyordu.
Siyaset başlığı da önemli bir tartışma konusuydu, hele ki, iç siyaset ve günlük gelişmeler yoğun bir katılım yaratıyordu, ancak bu ortamda da spor tartışmalarını aratmayacak bir düzeysizlik vardı.
Bu iki konunun arkasından, magazin, ekonomi, toplum, kültür, ahlak, ilahiyat konuları da, ilgi çekmeye aday konulardı.
Ancak bir konu vardı ki, üzerinde yapılan tartışmalar, katılım yoğunluğu, katılımcıların kalitesinin yüksekliği ve tartışmanın derinliği açısından oldukça farklı bir özellik gösteriyordu; Evrim tartışması…
Evrim konusunun, insanların ilgisini çekmek açısından, bu kadar büyük bir cazibesi olduğunu daha önce fark etmemiştim. Tartışma konusu, benim üzerinde her zaman merak duyduğum bir içeriğe sahipti, ancak genel tartışma mevzusu açısından bu kadar geniş bir potansiyele sahip olduğunu düşünmemiştim.
Hala da, söz konusu haber portalının konuyla ilgili herhangi bir haberinin altında yapılan yorumları inceleyecek olursanız, genelde haberlere yapılan yorumlarda görülmeyecek uzunlukta ve oldukça zengin içerikli metinlerle, insanların birbiriyle yaptıkları tartışmaları takip edebilirsiniz.
Bu süreç içerisinde, insanın ilgi duyduğu konu üzerindeki rastlantısallık düzeyinin arttığı hissinden olsa gerek, takip ettiğim bazı haberler, bu konunun aslında, tüm dünyada derinden yürütülen önemli bir çekişmenin ve tartışmanın var olduğunu anlamamı sağladı.
Bunlardan ilki, ABD’de Yaratılış İnancı savunucularının, ülkedeki eğitim kurumlarında müfredatında yer alan Evrim Teorisine karşı çıkması ve buna karşın yaratılış inancının eğitim müfredatında yer alması talepleri idi. Çünkü ABD eyalet okullarında Evrim Teorisi bilimsel bir veri olarak sunulurken, Yaratılış İnancı eğitim müfredatında yer almıyordu. Çünkü, 1982 ve 1987 yıllarında ABD Anayasa Mahkemesi tarafından, "Yaratılış İnancının okullara girmesi laiklik ilkesine aykırıdır" kararı verilmişti.
İnanç sahiplerinin, inançla bilim arasında bu kadar keskin bir ayrıma giden Anayasa mahkemesi engelini aşabilmek için, özellikle evangelist mezhebinden olanların çabaları ile, bilimsel bir tez olduğunu öne sürdükleri “Akıllı Tasarım Teorisi” adı verilen, inançla bilim arası bir açılıma yönelmeye çalıştılar. Ancak, bu yönde sürdürdükleri hukuksal çabalarında sonuçsuz kalması, ABD’de hala varlığını sürdüren bir aklın olduğunu ispatlamış oldu.
Ülkemizde, özellikle muhafazakâr yayın organlarını takip ettiğinizde, sık sık Amerika’daki Hıristiyan örgütlerin bu uygulama aleyhine dava açtıkları ve bu sefer büyük olasılıkla uygulamanın sonlanacağı ile ilgili haberler okursunuz. Yani konu ABD’de oldukça gündemde ve hararetli bir tartışmadır.
İkinci veri, tartışmanın dünyadaki önemli inanç merkezlerinden birisi olan Vatikan’da sıcak bir gündem maddesi olduğu idi. Radikal Gazetesinin 03.09.2006 tarihli baskısında İsmet Berkan, yazının yazıldığı tarihlerde Vatikan’da önemli bir toplantının yapıldığı ve Katolik İnanç Dünyası ile Evrim Teorisi arasında bir uzlaşı arayışı olduğu haberiydi. İsmet Berkan yazısında, geçmişinde bilimle çatışmanın uzun tarihi izleri bulunan Katolik Kilisesinin, bundan bir süre önce Tanrı'nın mutlak yaratıcı olduğunun altını çizmekle birlikte evrim teorisini kabul etme noktasında nötr bir pozisyon almaya başladığını ve bu sürecin sonunda geleneksel inanç ile bilimsel verilerin karşılaştırılacağı bir toplantılar dizisinin yürütüldüğünü bildirmişti.
Ülkemizde, konuyla ilgili ise özellikle son dönemlerde yaşanan iki gelişmeden birisi, tüm eğitim kurumlarına, hatta Fransa’daki okullara bile gönderilen ve Evrim Teorisini çürüttüğünü iddia edilen kitap oldu. Herhangi bir bilimsel altyapıya sahip olduğuna dair bilgi sahibi olmadığımız kitap yazarının, bunca veriyi elde etmesinin arka planı merak edilmeyecek gibi değil.
Diğeri ise geçen yıl bu zamanlarda, 700 adet akademisyenin bir araya gelerek, Yaratılış İnancının bilimsel olmadığı gerekçesi ile ders kitaplarından çıkarılmasını, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten talep etmeleri idi. Yalnız bu noktada, gözden kaçabilecek bir noktaya dikkat çekmek isterim. Ülkemizdeki ders kitaplarında, yaratılış inancı bilgisi, din ve ahlak bilgisi kitapları haricinde, fen bilgisi ve biyoloji ders kitaplarında da sunulmaktadır. Bilim adamları, bunun bir inanç olarak sunulmasına karşı çıkmamakta, yalnızca temel bilim bilgileri arasında yer almaması gerektiğini ifade etmektedirler.
Kendi eğitim sürecimde, müfredatta yer alan bilgileri bana aktarmakla görevli olan kişilerce, söz konusu konu başlığı esnasında, evrim teorisi bana, insanlığı zehirlemek isteyen birkaç Yahudi’nin deli saçması olduğu şeklinde anlatılmıştı. Bu noktada, laikliği, aslen hiçbir içerik taşımayan bir türban meselesine indirgemenin, ülkemizde yaygın olan çarpık mantığın en basit tezahürü olduğu görmek gerekiyor. Okullarda insanlara, inanç mevzularını bilim ve tek doğru olarak sunan ve laik olduğunu iddia eden başka bir ülke var mıdır merak konusudur.
Konunun oldukça derin olduğunun bilincindeyim. Ve zaman zaman kendi fikirlerimi burada aktarmak istiyorum. Ancak kendimce, konunun aslen bir din ve bilim çatışması olmadığını söylemek istiyorum. Çünkü evrim, bir yaratıcının reddi değildir. Büyük ihtimalle, şu anda keşfetmeye devam ettiğimiz evrenin var oluş kurallarından birisidir. Bilim tarafından, yerçekiminin ispatlanması, dünyamızın yuvarlak olması ile güneş etrafında dönmesinin keşfi nasıl bir yaratıcının olmadığının ispatı değilse, evrim teorisinin de, canlı yaşamını var eden bir kurallar silsilesi olduğunun ortaya çıkarılması da, benzer bir örnek olacaktır.
Günümüzde kolaylıkla kabullendiğimiz bilimsel gerçeklerin, geçmiş zamanlarda inançla bilim arasında önemli çatışmalara sebep olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dünyanın dönüyor olmasının kabulü bile insanlar için oldukça zor olmuştu.