Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
525
 

Taş mısın?

Taş mısın?
 

Bu çok tuhaf işte. Bir gün karanlık bir ruh bir gün parlak bir güneş. İnsan çözülmez muamma. Kendimizi bile anlayamazken başkalarını anlamaya çalışmak ne dokunaklı bir komedi...

Şöyle başlar: "Kendimi tanıyorum. Yıllarca kendimle birlikte yaşadım.Eh elbette kendimi tanıyorum." Hahahahahah...Sen olduğun yerde mi duruyorsun? Dünya üzerinden geçip giden günler geceler ve senin etrafında dönüp dolaşan herşey zırnık etkilemiyor mu seni? Taş mısın? Ki taş bile rüzgardan aşınır şekil değiştirir. O zaman nasıl tanırsın kendini? Her gün başka bir senle uyanıyorsun.Ve işin garibi bunu unutuyorsun. Yüzün bile farklı. Bak mesela gözünün etrafındaki şu ince sinir bozucu kırışıklık yoktu bir zaman öncesine kadar. Beyaz saçlara ne demeli. Sen onlara "gümüşlerim" diyorsun ama onlar beyaz saç. Yani "yıllar geçiyor" anlamında küçük işaretler. Beden bu kadar direnemezken zamana, daha hassas daha çok etkilenen ruh direnebilir mi sanıyorsun? Sen kendini tanıyor olamazsın. En azından bu kadar emin olamazsın tanıdığından. Çünkü dünya üzerindeki tüm olayları insanın başına gelen herşeyi yaşamadın. Ve yaşamadığın o olaylar karşısında ne tepki verirsin bilmiyorsun? Doğru mu?

Şöyle düşün: Bir adam öldürebilir misin? Kesinlikle hayır mı? Bunu bilemezsin. Kimse bilemez. Ne zaman, ne yaparsın ve hayat sana ne getirir bilemezsin. Kendini savunmak zorunda kalabilirsin mesela. Ya da sevdiğin birini korumak zorunda kalabilirsin. Belki de istemeden bir kazaya sebep olabilirsin. Bu yüzden kesinlik yoktur. "Ben asla yapmam..." diye başlayan cümleler insanoğlu için kesinlikle geçerli değildir. Bir şey çalabilir misin? Kimbilir? Aç kaldın mı hiç? Çalışır kazanırım diyemezsin. Hayat hep senin kafandaki o çok mantıklı plana göre mi işliyor sanıyorsun? Değil. O kendi kafasına göre gider. Sen sadece getirdiklerine göre A planı B planı geliştirirsin. O da çoğu zaman senin aptal küçük planlarına kahkahalarla güler. Hayat aslında küçük haylaz bir çocuk gibidir. Olmadık kapı arkalarına saklanır da seni hazırlıksız bir anında yakalar "böh" diye korkutuverir. Ve hiç bir insan asla her an tetikte değildir.

Aklımızda hep süreklilik duygusu var. Aşk sürekli olacak, mutluluk sürekli olacak (Gerçi her an korkuyla yaşarız mutluyken "ya biterse" diye), üzgünsek karanlık sürekli olacak, işimiz hep aynı sıkıcılıkta gidecek, hep aynı insanlarla birlikte olacağız, aynı şeyler konuşulacak, hayat hep aynı çizgide gidecek. Bu süreklilik duygusu kendi içimizde de devam eder sanırız. Ah ne büyük hata. İnsanda süreklilik mümkün mü?

Temel öz aynıdır. Değişmeyen bir öz vardır elbet insanda. Karaktere sinmiş ve artık kopmaz parçası haline gelmiş birşeyler elbet vardır fakat insan değişir, başkalaşır. İyi ya da kötü. Başına gelene ve başına gelenden etkilenişine göre başka birine dönüşür. Boşuna dememiş adam "Ben böyle değildim yaşarken oldum" diye. Dünya üzerinde tek bir insan yoktur hep aynı kalan. Eğer varsa da ciddi bir sorun vardır çünkü hayat onun üzerinde tek bir iz bırakmıyor demektir.

Taş mısın? Hep aynı kalasın. Taş mısın? Ki taş bile aynı kalmaz...

RESİM: Fernando Botero

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aşka ne kadar inanıyorsun?

hekimoğlu16 
 22.08.2007 12:50
Cevap :
Elbette aşka inanıyorum. Hem de çok...  22.08.2007 13:20
 

İş gelip dayanıyor aynı soruya( O lanet soruya)... Ben mutlu muyum?.. Değişimi farketmem beni mutlu mu ediyor yoksa mutsuz mu? Taş mı mutlu yoksa ben mi? Yoksa bütün bunların köküne kibrit suyu mu? Tüm bu düşüncelerin dötüne okkalı bir tekme mi? Felsefeyi filozoflar yapsın, sen önündeki yaşama bak ve mutlu ol. Gerisi fasafiso:))

Ümit Culduz  
 18.08.2007 3:15
Cevap :
Haklısın. Ben çok derinine inip sorularla karmaşa yaratıyorum kendime. Bırakmak lazım ve önündeki hayata bakmak lazım. Ben mutlu muyum? Bu soruyu sormadan ve hiç de bakmadan geçmişe bugünü yaşamalı.Sağol Abim dostluğun desteğin ve varlığın için.  18.08.2007 12:59
 

Ne kadar doğru. Ne güzel bir anlatım. Ampüllerimi yakıyorsun yine. Kendime ve etrafımdakilere çevirmemi sağlıyorsun yüzümü. Bu nasıl bir güç bunu ancak senden parçalar alan birileri anlar Fulya'm...'değişmeyen tek şey değişimdir'...Harika olmuş. Teşekkürler.Sevgilerimle...

guguk kuşu 
 14.08.2007 22:16
Cevap :
Canım Hatice'ciğim, Çok teşekkür ederim. "Değişmeyen tek şey gerçekten değişim." Değişmeyen ne var ki dünya üzerinde değil mi? Kucak dolusu sevgim ve öpücüklerimle...  14.08.2007 22:50
 

beynim sig kalir. kulac da atamam. sadece sorarim: mersault (yabanci/albert camus) adam öldürebilecek bir insan miydi? günesin göz alici pariltisi degil miydi ona o cinayeti islettiren?.. sonra -madem ki tas- bir tesbit de h. j. neumann'dan: "yasamak, degismektir. mükemmel olmaksa, cok, ama cookkk degismis olmaktir.".. sevgiler.

pirmete 
 14.08.2007 21:50
Cevap :
Canım Pirmete'ciğim, Aslını istersen "bu adam/kadın bunu ya da şunu yapar ya da yapamaz."diye kesin yargılarda bulunmak çok anlamsız geliyor bana. Çünkü insanoğlu öyle karmaşık ki hiç bir zaman kesinliği yok. Kendimize bile koyamazken kesinlikleri başkası için düşünmek mümkün müdür? Neumann çok haklı. Çünkü değişiyor olmak aynı zamanda dünyanın üzerinden kayıp gitmediği anlamına sende izler bıraktığı anlamına gelir. Sevgilerimle...  14.08.2007 22:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1086
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster