- Kategori
- Gündelik Yaşam
Taş olacağız...

Taş olacağız yeri küçük cüssesi ağır...
"Yapma böyle" diyor telefondaki ses... unut artık!.. sen böyle yaptıkça olan sana oluyor ve sen acı çekiyorsun.. kendine ne yaptığının farkında bile değilsin.
Çok kızıyorum ona, sesim yükseliyor elimde olmadan... şaşırıyor.
"Sanki sen yapmıyorsun ara -sıra da olsa!
" Hayır" diyor. beni üzen olayları ya beynim siliyor ya da kalbim...hiç hatırlayamıyorum... sen nasıl hatırlıyorsun ona da şaşıyorum? senin anlattıklarının hiçbirini hatırlamıyorum ben, bırak sen de artık ne olur! diye yalvarıyor adeta.
"Zaman zaman unutuyorum. Ben de hep bunlarla yaşamıyorum ki... ama an gelip oturuyor işte bazen, bağdaş kurup oturuyor içimde. Kara bir kuş sivri gagasıyla içimdekileri tırtıklayıp duruyor eşinip duruyor... vura vura kanatıyor.. kanattıkça açiğa çıkıyor pis kokulu bir cerahat gibi dışıma akıyor.
Ve o aktıkça ben rahatlıyorum...
.........
"Haksızlığa tahammül edemiyorum" diyorum ona. Oysa; hiç unutamam sandığım bazı şeyleri de unutuyorum. Acıları unuttukça yenilerini yaşamaya hak kazanmış gibi mi oluyoruz anlamıyorum." diyorum.
" Yerimde olsan.." diyor bana.. duraklayarak.. küçük bir sessizlik oluyor... ondan bir ses bekliyorum. Olamam ki!
Herkes kendi yaşadıgını, kendi duygularını ve kendi tahammül sınırlarını bilir.
"En kötüsü ne biliyor musun? diye soruyorum. Ne yaptıklarının farkında bile degiller çok normal birşeymiş gibi hayatlarına devam ediyorlar düşünmüyor, üzülmüyor sorgulamıyorlar kendilerini... kavga gündelik olaylardan bir şey olmuş onlar için.
Yap-unut! hiç birşey olmamış var say. Gül- konuş... yola devam et...
"Öfke dolusun, seni hiç böyle görmemiştim" diyor bana şaşkınlıkla... ne çok doldurmuşsun içini?
İçine düştüğün durumdan sonra önceleri şaşkınlık, daha sonra müthiş bir haksızlık duygusuna... derken büyük bir üzüntüye saplanırsın. Duyguların hızla birbirini doğurur ve seni yönetmelerine izin verirsen eğer kişiliğin nasıl da başkalaşır şaşar kalırsın.
Oysa ben, hiç kimseye yumruk atmadım bugüne dek... kötülüğe kötü söze hiç karşılık vermedim.. hiç kavga etmedim... kimsenin hatasını kusurunu yüzüne vurmadım... hiç taraf olmadım... kendimi hiç savunmadım hep sustum! sokak kurallarına hiç uyum sağlayamadım.
Belki istedim kimbilir.
"Peki sence korkaklık mıdır bu?"
"Hayır! elbette ki değil o bir tercihtir...."
"Sen ise hep benden güçlüydün, ya da ben öyle gördüm öyle hissettim. Oysa ben de çatır çatır kavga edebilmeyi, zarar göreceğimi hissettiğimde karşımdakini ittirebilmeyi veyahut çelme takabilmeyi ne kadar isterdim."
..........
"Boşver" diyor iyilik kötülükten her zaman baskındır.. sen hep iyi düşün. Olumlu sözcüklerin ve iyiye olan inancınla dalga geçenlerin yüzlerindeki çirkinliğe bir bak. Ucuzdur onların düşmanlıkları... yok say onları.. konuşmamış, yaşamamış say..
Tanrım söylemesi ne kadar da kolay!...
Hiç bir şey olmamış gibi davranabilmek ne kadar zor...
Ama yaşamanın da başka yolu yok gibi...
Kalp kırıklığı yeryüzü cehenneminin en büyük ateşidir.
Küfürler etmesek, silaha el sürmesek, ekmeğimizi paylaşsak... alay etmesek fikirlerimizle.. kimse kimseyi aldatmasa, sevgili saygılı olsak... yalan konuşmasak... eski günleri aramak zorunda kalmasak, kenetlensek birlik olsak....
Biliyorum mümkün degil.. biliyorum boşuna.. yerine getirilemeyecek şeyler bunlar artık.
Lakin korkuyorum, herşeyimizi yitireceğiz... Cansız, kansız, duygusuz kaskatı... yazdıklarımızın söylediklerimizin yalancısı olacağız...
Taş olacağız...
Taş olacağız!
Yeri küçük cüssesi ağır...
Taş olacağız gözleri kör,
Kulakları sağır...
REsim: Fotokritik