​ Tasarlanmış insan öldürme sanayii zorunlu mu? / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '12

 
Kategori
Dünya
 

Tasarlanmış insan öldürme sanayii zorunlu mu?

"Tasarlanmış Öldürme" için bir sanayi yarattık. "Sahip olma zorunluluğu"
 
Bunca silahlanma ve bu silahlanmaya ayrılan milyarlarca dolarlık  reklam ve reklam gibi filimler yapıldıkça, veya dunyanın  dengesini `silah zoruyla` sağlamaya çalıştıkça, zihnimiz "öldürme" dürtüsünden kurtulabilir mi?

Oğlunun şehit olduğunu haber alan bir anne-babanın incinmemesine olanak var mıdır? Bu incinmişliği gidermenin her hangi bir yolu var mıdır?

Oğlunu şehit veren babanın, yüreği yanmış olarak "Vatan sağolsun" derken, o yanmış yureğin, eskisi gibi yerine gelebileceğine inananımız bulunur mu?

Otuz yılda otuz bin şehit verdik. 'Artik yeter' diyebilmenin bir zamanı, "öldürme" nin bir sonu var mıdır? "Bu acıların bitmesi için çaba gösteriyoruz" diyen siyasilerimiz ve askeriyemizin, Daha ne kadar devam edecek bu acılar?"  sorusuna net bir cevapları var mıdır? Yoksa, bu acıların bir "Sorumlusu" veya "sorumluları" yok mudur?. "Düzen bu,  dünya, zaten böyle, "insan öldürme  sanatı (silah çeşitliliği) üzerine kuruldu" deyip, sorumluluğu üzerimizden (içimizde bir acı hissetmeden) atabilir miyiz?

Dünyanın gündemine oturan "terör" adına, milyonlarca insan öldürülürken, (sadece Irak`ta iki milyonunun üstünde; Orta Doğu tümden insan kanıyla sulanırken; ondan bir adım geride Sırp-Bosna savaşında yüz binler öldürülürken; Afganistan`da hâlâ öldürme işi devam ederken; Ermenistan`ın, Karabağ'ı işgâl ederken; Rusya, Çeçenistan'ı kana bularken; 

ABD'nin, Vietnam (1965-1973) savaşında, silah sanatını konuştururken( ABD, Vietnam `1965-1968 arası -tam üç yıl- sürekli bombalayarak tam 500 bin ton bomba kullanmıştır. BU savaşta 55 bin ABD askeri ölürken, 200 bin, Güney vietnamli ve 750 bin Vietnamli askeri ölüyor.

Çin`in 1959`da Tibet`i işgal ederek, Hindistan`a saldırması, Rusya`nın araya girmesiyle, geri çekilmesinden;

Kore, Kamboçya, Laos, Şili, Peru, Arjantin`da savaşlar cirit atarken; Cezayir ve hemen her Afrika ülkelerinde kan gövdeyi götürürken;

I. ve II, Dünya savaşlarında, yine milyonlarca insan öldürülürken; dünyanın birçok yerinde hâlâ savaşlar devam ederken; bu savaşları durdurma ve insan değerine önem vermede;

Bilim adamları, politikacılar, eğitimciler, din adamları, bürokatlar..vb. bütün bu insanlar kendilerini hiç SORUMLU hissediyorlar mı? Yoksa, "Bu olanlar, başka birilerinin hatası" diyerek, herkes paçasını kurtarmaya mı çalışıyor?

Sorumluluğu birbirlerine atarak kendilerini sorumsuz sananlar değiller midirler ki, dünyayı 'etnik kimlikler', 'dinler', 'ülkeler' adına  bölerek, milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet vermişlerdir.

Dünya kasap, insanlar celep olmuşken, ben, kalkıp ta, "mutlu bir insanım, dünya benim, ben, dünyayım" diyerek, nasıl gülebilir, bu acılardan, bu incinmişliklerden zihnimi nasıl koruyabilirim - kurtarabilirim? Çünkü, koruyamazsam onlarla bir ilişki kuramam. Oysa ilişki yaşamdır, yaşamaktır. İlişkisiz  yaşam olmaz.

Tüm bu ölümleri beyin, zihinden silebilir mi? Silemezse, o beynin özgürlüğünden, demokratik düşüncelerinden, bağımsızlığından söz edilebilir mi?

Böyle olunca, sorumuz şu: İNSAN İLİŞKİLERİNDE, "BİLGİ" NİN  YERİ NEDİR?

Çünkü, en yüksek öneme sahip: İNSANLARLA İLİŞKİDİR. Bu ilişkilerden, içinde yaşadığımız TOPLUMU yaratırız; bu ilişkilerden, bütün VARLIĞIMIZ ortaya çıkar...

Değil mi ki insanız; ortak yönümüz 'insan' olmak. O zaman, ortak yönümüz olan  iyiyi-kötüyü, sevgiyi-güzelliği- doğru olanı da birlikte paylaşmak gerekmez mi; paylaşamıyorsak 'ortak değerler'den söz edebilir miyiz?

"Dünyada olanları bilmemeyi seçmen, suç işleyenlere karşı sessiz kalman anlamına gelir; suça karşı sessiz kalman seni 'suç ortaklığı'na götürür, yani 'suçlu' durumuna düşürür. 'Dünya vatandaşı' olmak işte böyle bir şeydir."

Alaettin Morgül / 18.01.2012 

 
Toplam blog
: 193
: 1086
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..