​ Cinayet işlemenin de mantığı mı olurmuş? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
 

Cinayet işlemenin de mantığı mı olurmuş?

Dün yargılananlar, bugün yasa koyuyorlar. Buna kızacak degiliz bu yazımızda. "Mantıksız Cinayet" kabul gördükten sonra bize düşen, bunu, -nedenleriyle birlikte- çağımızı sorgulamak:

Bilinç-akıl-irade`ye  kilit vurulup, yargı kapısının da kapandığı bir çağda, cinayetlerin, artık, bireysel değil, uluslararası bir boyuta geldiği açıkca görülmekte.- Sözüm ona- Bu Öldürmelerin; "Dünyayı kurtarma, düzene sokma" adına yapıldığı süsü verilerek, "mantıklı cinayetler" haklı gösterilmeye çalışılmaktadır.

 Dünya ülkeleri de, bu cinayetlerin, kurallarına uymuş; cinayetlere, 'mantıklı nedenler' aramak için topu, bir 'İslamiyet'adına "DİN" e; bir, 'milliyetçilik' adına ORTADOĞU`ya  atmaktadırlar. Kıbrıs'ı böyle kaybettik. AB artık, Türk varlığını unutup, sadece,"Kıbrıs" olarak söz etmektedir. Irak`ın kuzeyinde yaşayan 3 milyon  Türkmen soydaşımızı böyle kaybettik: Peşmergelerin, Türk asıllı vatandaşların mezarlarını bile yok ederken, sesimizi çıkaramaz olduk. Çıkarmaya çalıştığımız zaman da, ya başımıza çuval geçirildi ya da apar- topar geri çevrildik. (Kış harekâtı)

Çağımızda ikiyüzlülük, ülkeleri de aşmış, kıtalararası bir ivme kazanmıştır. Türkiye`nin Rusya, İran ve Türki Cumhuriyetleri ile yapmakta olduğu antlaşmalar, AB ve ABD`yi, hop oturtup hop kaldırtmaktadır. Burada, unutulmaması gerekli önemli bir konu vardır ki, o da; her 10 yılda yapılan darbeler bu, "ekonomik sebepler" yüzünden sonra olmasıdır. Aslnda ise, - sözüm ona- "Dünya Düzeni" adına, CIA, (ABD), tarafından yaptırtılmıştır. (Bugün, Orta Doğu halklarını CIA'nın karıştırdığı kesinlik kazanmıştır.)

Geriye kalan biz insanlara iki şey bırakılmıştır:  Ya intihar edeceğiz, ya da, bu haksızlığa KARŞI KOYACAĞIZ.  Doğaldır ki, bu kararı verebilmek için de önce, kendimizi aşmamız, - bu uğurda ölebilecek kadar- kendi benliğimizi yenmemiz gerekir ki, dünya meseleleri-sorunları- hakkında söz sahibi olabilelim:

"Köleler arasında, neyin uzlaşmasını yapabilirsiniz?"

"Böyle olması Gerekir" le, hangi sonuca varabilirsiniz?

"Böyle olmasını istiyorum" la, neyi çözebilirsiniz?

Tarih boyunca hakkı, halktan üstün tuttuk da, Öldürülmelerin sonuna mı vardık?

Bir kapalı kutuda, kendi kendimizi zehirleyecek, kötü bir salgı salmaya başladığımızın farkına, ne zaman varacağız?

O halde, gerçek insan, "HAYIR, ARTIK YETER, DUR" diyebilen insandır.

***

Hrank Dink için bugün Taksim'de yine "Hayır, artık yeter, dur" denecek. Dün de denmişti. Dünkünün dünkü günü de denmişti. Uğur Mumcular, Kışlalılar..vb. aydınların canına kıyıldıktan sonra da denmişti. Hatta, Uğur Mumcu'nun katlinden hemen sonra en büyük sözü dönemin Başbakanı, şimdinin 'bir bilen'i - toplumun babası - Demirel, Uğur Mumcu'nun katili veya katillerinin en geç bir ay içinde bulunacağı hakkında namusu ve şerefi üzerine söz vermişti. Vermişti de ne olmuştu? Hâlâ eski tas eski hamam.

Dün yargı kararlarını tanımayanlar, kendilerine uymayan Anayasa kararlarını 'gerekirse Anayasayı da kaldırırız' diyenler, bugün, Dink kararında toplum vicdanının rahatlamadığı şeklinde ikiyüzlü davranışlarda bulunabiliyorlar. Dün "kara" dediklerine bugün "ak" diyebiliyorlar.

Biz böyle bir toplumuz; kargadan başka kuş tanımayan, sadece konuşmada kalan, eylemde tökezleyen, birlik ve beraberlikten - kolektif akıl- yürütmekten yana korkan; kendi kutusunda kendini zehirleyen, bu zehirle salgısını topluma bulaştıran; "hak" deyip 'Hakkı'nın hakkını arayacağı yerde hürafelere bağlanarak sadece kendi 'ego'sunu (sahte benlik)ini tatmin ederek toplumsal görevini gözardı eden, ama toplumun karşısına geçtiğinde mangalda kül bırakmayan, bencillikten de öte kalabalık yığınlar topluluğu. Her defasında gazı alındığında rahatlayan yetişkin çocuklar; 'büyük baba'ya teslim köleler topluluğu...

Başbakan, "daha yargı süreci devam ediyor" diyor, Hrank davası için. Yapma başbakan, hâlâ oynama toplum vicdanı ile. Köleler arasında vicdanları rahatlatmaktan yana karar mı çıkar? Bu işi istenilen mezraa soktuktan sonra, "biz de böyle olmasını istemezdik" gibi rollerle tiyatro oynamayın. Bu toplumun yaralı vicdanı artık bu gibi trajik oyunları kaldıracak kadar güçlü değil. Hiç olmazsa 'susmak' gibi bir erdemde bulununuz, kendi görevlerinizi yerine getirmekle meşgul olunuz. Bu kadar 'bilgi kirliliği'ni artık vicdanların çöp tenekeleri de almaz oldu, doldu.

Anladık, vicdanları taşırmak için elinizden gelen azami gayreti dış güçlerle birlikte gösteriyorsunuz, kurt dumanlı havayı sever misali. Ama, artık o günler geride kaldı. Bunu siz de söylüyorsunuz. Söylüyorsunuz, çünkü bunu siz de biliyorsunuz ki, şimdi kâğıtlar tersyüz edilmiş, öyle dağıtılıyor. 90'lı yıllardan sonra rüzgâr ters esmeye başlayınca, kurallar da değişti. Bu kurallara uymamız istendiğinde bir 10 yıl kadar geç kalmışsak da, harçlar 2000 yıllarından sonra yerlerine yapışmaya başlamış, atı alan Üsküdar'ı da geçmişti.

Şimdi yapılan ise, geride kalanları överek atı ileri doğru koşturmaktır. Arap atı güçlü olur, dayanıklıdır da; ama neticede o da bir attır, yorulunca bir adım daha atamayan, baharlar da geçici, yerlerini diğer mevsimlere bırakan...

Alaettin Morgül / 19.01.2012 

 
Toplam blog
: 193
: 1086
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..