- Kategori
- Gündelik Yaşam
TSK'nin özelliği var...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde “Vatandaş” olsun veya olmasın, “Yöneten” veya “Yönetilenler” olsun, tüm yaşayanlar ile Türkiye ile şu ya da bu şekilde ilişkide olan gerek devlet, gerekse kişi bazında herkesin bilmesi gereken temel ve ‘bilmezse olmaz’ bir konu var. O konu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konumudur.
Geceden beri Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Bildiri”sini yorumlamaya çalışırken, gündüz saatlerinde siyaset kanadından gelecek tutumun niteliğini beklemeye başladık. Bunun cevabını da Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil ÇİÇEK’in yaptığı açıklamadan anlamaya çalışıyoruz.
TSK’nin bildirisi, oldukça çarpıcı ve dikkat çekici içeriğe sahiptir. Bu bildiride devletin temel nitelikleri ve özellikle laiklik konusunda “Taraf” olduğunu vurgulayan TSK’nin bildirisine, Hükümet kanadından gelen cevap da oldukça dikkat çekici…
Hükümet kanadının “Bildiri”ye verdiği cevabı “Özet” olarak verirsek kısaca şöyle söylemek gerekir. O da şu: Ben hükümetim, siyasi otoriteyim, sen benim emrimdesin, otur oturduğun yerde…
3 Kasım 20002 yılında iktidara gelen AKP’nin Recep Tayyip ERDOĞAN’ın başbakanlığı ile devam eden süreçte, Sayın Başbakan’a demokratik anlamda anlatamadığımız tek şey “Uzlaşma” kültürünün olmamasının getireceği sonuçların, bu gün verilen karşılıklı “Bildiri”lerden daha tehlikeli olduğudur.
Hükümet, TSK’nin açıkladığı “Bildirge”ye verdiği cevap, Sayın Başbakan’ın bugüne kadar sergilediği “Tavır”ların bir başka şekliyle ortaya çıkışıdır.
Bu da son derece tehlikelidir…
Gelelim baş tarafta anlatmaya başladığımız “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konumu”nun özelliğine…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerek jeopolitik konumu, gerekse tabii kaynakları nedeniyle dünyanın en kritik bölgesinde bulunmaktadır.
Ayrıca, “Milleti” oluşturan “ETNİK” yapı itibariyle de dikkati çekici ve her türlü kışkırtmaya açıktır.
Bütün bu nedenle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “Silahlı Kuvvetleri”nin durumunun “ÖZEL” olması da kaçınılmazdır.
Bana göre Türk Silahlı Kuvvetleri, bildirisinde de ortaya koyduğu gibi, dün de bu gün de devletin Anayasada belirtilen temel niteliklerinin korunması konusunda “Taraf”tır ve bu tarafgirliği nedeniyle de hiçbir makama bağlı olmayıp gücünü doğrudan “Millet” unsurundan almaktadır. Sadece bu neden bile, TSK’nin “Özel” olmasının gereğini ortaya koyacak bir “Özellik”tir.
Böylesine önemli “Tek” bir gerekçe karşında bile, TSK’yi yok sayarak, uyarılarını dikkate almayarak ve TSK’ni “Hukukun dışına çıkan” bir kurum olarak kamuoyuna ve dünyaya tanıtmanın bir mantığı yoktur.
Böyle bir tavır sergileyen ve “Bak benim tabanım var, koyup kaçmıyorum, restimi çekiyorum” diyerek kendi seçmen “Tabanına” mesaj vermeye kalkmak, sorumsuzluk örneğidir.
Oysa…
Demokratik koşullar altında geldiği yerde, demokratik koşulları uygulayarak ve devletin temel niteliklerini korumada “Özde” davranış biçimleri sergilemeyi yeğlemek daha doğru olur…
Dikkat edin... Bir de falakaya yatmayalım yani…
28 NİSAN 2007