Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
421
 

Tüer Edebiyatı yaşayan en büyük ozanını kaybetti

Tüer Edebiyatı yaşayan en büyük ozanını kaybetti
 

resim www.benimnet.net adresinden alınmıştır.


TÜRK EDEBİYATI YAŞAYAN EN BÜYÜK OZANINI KAYBETTİ...

M.YÜCELÖZMEN

“Çağdaş şiirimizin kurucusu ve halen yaşayan en büyük değerli ozanı Dağlarca...” maalesef bu cümle artık bu şekilde kurulamayacak. Çünkü Türk edebiyatı yaşayan en büyük şairini kaybetti.

<ı>Ne korkuyorsun uyanıp geceleri

<ı>Ölüm, yaşayacağını yok edebilir

<ı>Yaşadığını değil” diyen büyük ozan artık aramızda değil...

26 Ağustos 1914’te dünyaya gelen, 75 yılını şiire adayan, yaşadığı ömre 150’ye yakın kitap sığdıran Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir süredir tedavi gördüğü Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde yaşama gözlerini yumdu.

“Türkçem, benim ses bayrağım” diyecek kadar Türkçeye âşık, Türk Dil Kurumu üyeliğinde bulunmuş büyük ozan artık aramızda yok...

1968’ de ABD’deki Uluslararası forum her ülkenin yaşayan en büyük şairini seçti. Yarışmanın Türkiye Jürisi “Yaşayan En Büyük Türk Şairi” olarak Dağlarca’yı gösterdi. O tarihten ölümüne dek tam 40 yıl boyunca bu unvanı taşıdı. Şiirimizin abidesi oldu. Özellikle Cumhuriyet Döneminin ikinci kuşağının en özgün, en üretken ve yaşadığı süre boyunca kendisini sürekli yenileyen şairi olarak tüm ömrünü şiire adadı. 1935 yılında yazdığı ilk şiir kitabı “Havaya Çizilen Dünya” ile adını duyuran Dağlarca, 1940 yılında yayımladığı en önemli eseri “Çocuk ve Allah” adlı şiir kitabıyla edebiyat çevrelerinde büyük bir beğeni ile karşılandı. Bu beğeni ve ilgi şairin ölümüne kadar artarak devam etti.

Şiirlerinde çocuklara en çok yer veren şairlerin başında yer aldı. ”<ı>Çocuk severliğim şiir severliğime eşittir” diyecek kadar çok sevdi çocukları. Belki de bu yönüyle bir yanı hep çocuk kaldı ve şiirleri de hep çocuklar gibi yalın, içten, sıcacık ve sevgi dolu oldu.

Benim de dâhil olduğum Edebiyat Öğretmenleri tarafından öğrencilere, Türk şiirinin en büyük epik şairi olarak tanıtılan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Üç Şehitler Destanı, Çakırın Destanı, İstiklal Savaşı Samsun’dan Ankara’ya, İstiklal Savaşı-İnönüler, Yeni Mehmetler ve Çanakkale Destanı ile epik şiirimizin en güzel örneklerini sundu. Özellikle ortaokul sıralarında Kurtuluş Savaşı’nın hangi güç koşullarda kazanıldığı konusunda en güzel örnek olarak törenlerde okutulan ve tüm çocuklarca bilinen “Mustafa Kemal’in Kağnısı” adlı şiiri Türk kadınının ve kızının verdiği kurtuluş mücadelesini destanlaştırır.

Dağlarca, şiirlerinde sadece kendi yurdunun destanını yazmaz, diğer ezilen, işgale uğrayan uluslarında destanını yazar. Bunun en güzel örneği “Vietnam Savaşımız” adlı destanıdır.

İnsanı en büyük şiir, olarak tanımlayan ve bu yüzden korunması gerektiğini ifade eden şiir sevdalısı Dağlarca’nın 50’ye yakın şiir kitabı da yabancı dillere çevrilerek Tür Şiirinin tanınmasında çok büyük katkılar sağlamıştır.

<ı>Elimden gelse bütün insanlara uyanır uyanmaz bir şiir okumalarını sağlardım. Daha aydınlık olurlardı.”diyecek kadar şiire tutkun şairimizi “Günlerde”adlı şirinden bir bölümle uğurlayalım:

Sen geçip gideceksin

Bütün aydınlığı

Böylece bırakıp

Senin ölümünle beraber Edebiyatımız artık biraz daha karanlık.

Güle güle şiirimizin büyük üstadı...

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA’DAN SEÇME ŞİİRLER...

ÖLÜ

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.


Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kâinatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...

AĞIR HASTA

Üfleme bana anneciğim korkuyorum
Dua edip edip, geceleri.
Hastayım ama ne kadar güzel
Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

Niçin böyle örtmüşler üstümü
Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
Ağarırken uzak rüzgârlar içinde
Oyuncaklar gibi şehir.

Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
Ağlıyorsun, nur gibi.
Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
Duvardaki resimlerle, nasibi.

Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
Büyüyor göllerde kamış.
Fakat değnekten atım nerde
Kardeşim su versin ona, susamış.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yerel motifleriyle 'Türkçe' ve ülkemiz, evrensel fikir ve yaklaşımlarıyla da dünyamız yaşadıkça 'O' da hep yaşayacak! Düşüncelerimizde, söylemlerimizde ve gönüllerimizde. Işıklar içerisinde...Paylaşımınız için teşekkürler...Sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 18.10.2008 14:20
Cevap :
Yorumnuz için de teşekkürler sayın Kabaoğlu...Sevgiyle hep....  19.10.2008 8:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 2023
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

Edebiyat ilgi alanım... Şiir, kitaplar, denemeler ve lezzet durakları hakkında benim de bir çift ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster