- Kategori
- Bebek - Çocuk
Tuna'nın seyir defteri 6

“Ben demedim mi size, dilimizi bir an önce öğrenin diye, işte sonunda korktuğum başıma geldi. Sizi gidi acemi anne-babalar sizi, dinlemediniz işte beni. O kadar dedim size gazım var diye, anlamadınız. Yahu şakası bir yana da ne fena şeymiş bu gaz, perişan etti beni. Utanmasam az kaldı ağlayacaktım. Annem utanmadı ama, ben bağırdıkça o ağladı. Tamam tamam en iyisi, başından başlamak. Babam gelmeden biraz önce uyanmıştım, gelsin de su fışkırtmaca oynayalım diye bekliyordum. Karnımda baloncuklar birikmeye başlamış, ben anladığımda anneme söyledim, o altımı açtı. Babam gelince ona söyledim, o da kucağına aldı, abidik gubidik yaptı bana. Bu arada o baloncuklar birbirine haber verip, hepsi bir araya toplanmaz mı, karnım oldu kocaman. Pırt da çıkmıyor, gark da. Uykum geldi uyuyamıyorum, karnım acıktı, yiyorum tadını alamıyorum. Bir dedim olmadı, iki dedim olmadı, en sonunda sinirlerim zıpladı, açtım ağzımı, yumdum gözümü… ne kadar bağırmışsam annemle babama, çok kırılmış olmalılar bana ki, annem ağlıyor, babamsa beni bir kucağına alıyor, bir yatırıyor. Görmeliydiniz hallerini, maymun oldu ikisi de. Bir ara beni eğlendirmek için gece yarısı dolaşmaya götürdüler beni. Bu arabada ne varsa, hemen uykumu getiriyor. Annemin kokusunu içime çeke çeke, arabanın sallantısı ve homurtusu ile bir ara uyumuşum. Beni eve getirmişler o sırada. O canına tükürdüğümün baloncukları yine zıplamaya başladı içimde, hem de ne zıplama. Sandım ki patlayacaklar, bastım narayı dağılmaları için ama annemle babam yanlış anladılar, birilerine telefon edip beni şikayet ettiler. Sonradan öğrendim ki, tanıdıklarını arayıp akıl sormuşlar ama babam dayanamadı ve beni yine gezmeye götürdüler. Heey ben burasını tanıyorum, daha önce de geldiğimiz, beyaz önlüklü, cici ablanın yeri burası. Ben baloncukları ona anlatmaya çalışırken, o karnıma soğuk, yuvarlak bir şey koydu. Sonra da kulaklarımdan içeri lamba tuttu. Deli kadın, sen ağlarken ben senin kulaklarına ışık tutsam, hoşuna gider mi diicektim ama efendilik bende kalsın diye demedim. Sonra da annemle babama dönüp, “gazı var Tuna’nın” dedi, aman ne büyük iş yaptı!! Sabahtan beri yırtıyoruz kendimiz di mi, dinleyen kim. Sonra da utanmadan sıkılmadan, kıçımdan bişeyi tıkıştırıverdi içeri. Başta ne güzel oynadı, sevdi beni… o ablayı eskisi kadar sevmiyorum… terbiyesiz kadın, insan önce söyler, en azından hazırlamaya çalışırız kendimizi, bu zırt diye ittirdi içeri. Fitil miymiş, neymiş adı batasıca, ama işe yaradı, balonların bir kısmını yok etti. Çok güzel uyumuşum o arada. Sabah uyandığımda, annemle babamda bir farklılık gördüm. Gözlerinin altına halka yapmışlar sanki, ben de istiicektim ama sonra vazgeçtim.”
“Tuna’nın seyir defterine ek, annemle babam sabah beni bir yere götürdüler. Orası beni ilk buldukları yere çok benziyordu. Kokusu bile aynıydı. Ama orada benim koluma bişey batırdılar, kırmızı sıvımdan aldılar. Çok canım acıdı ama başımda beni bekleyen babamın gözlerini görünce, onun da canının acıdığını anladım. Kucağına alırken bir şeyler mırıldanıyordu, dur bakayım şimdi hatırlayacağım, hah, “senin ayağın taşa takılsa, benim yüreğime diken batar oğul”… ben gelmeden önce giden babamın babası, ona böyle diyormuş. Sanırım bugün, babamın babası gideli bir yıl olmuş… vay be, kocaman bir yıl, ben geleli 19 gün oldu, neler geldi başıma, bir yıl olsa kimbilir ne halde olurdum. Annemin gözleri hep ıslak duruyor. Ben ağladıkça, o da ağlıyor. Aslında ben onun ağlamasını istemiyorum ki, ama o hep ağlıyor. Bence biraz uyuması lazım, tabii ki benim de. Dur bakalım, bir daha deneyelim, uyuyabilecek miyiz bu sefer”
“Tuna’nın seyir defterine ek, yok olmuyor. Uyuyamıyorum, yiyemiyorum, en kötüsü ne gırk, ne de pırt yapabiliyorum. Bu sancı çok kötü bir şeymiş, en kötüsü de kimse derdimi anlamıyor. Üstüne üstlük babam da o beyaz gömlekli kadına özenmiş olacak, o da popoma, o zıkkımdan tıkıştırıyor. Ben de bacaklarımı bi kasıyorum, kendimi yukarı kaldırıyorum, tıkamasın diye ama o benim kadar kolay yorulmuyor, ben yorulup da bacaklarımı bırakınca, o da içeri tıkıyor fitili… bir de beyaz önlüklü abla annemi uyardı, doğru emzirme tekniği varmış. Deli kadın, ben doğru emiyorum zaten, sen kaçın kurasına öğretmeye çalışıyorsun. Ayrıca hem emmede sonra annem omzuna yaslayıp, sırtıma pat pat yapıyor, ben de gark gark yapıyorum. Babam da gün geçtikçe daha hızlı gazımı çıkarmaya başladı. Bunlar bu işi öğrenecekler sanırım.”
“Yaşasııınnnn, ben uslu çocuk oldum, vakitli gırk yaptım, pırt yaptım, uyudum ve onlar da beni gezmeye götürdüler… Beni önce arabaya bindirdiler, her zamanki gibi ben hemen uyudum arabada. Sonra babam arabayı durdurdu ve beni başka bir arabaya bindirdi. Ama o arabada annemle babam için yer yoktu, onlar benim arabamın yanında yürüdüler. Bugün gittiğimiz yer, beni yıkadıkları küvete benziyor, ama kocaman ve mavi. Kimbilir kimi yıkıyorlardır orada? Bir de onun gazı varsa, pırt yaptığında orada olmak istemem! Sahi, kim ona fitil takıyordur ki??? Çooookk karışık burası, ççooookkkkk… ben bunları düşünürken uyuyakalmışım. Gözümü bir açtım, annemle babam oturmuşlar, mama yiyorlar. Ama o da ne, annem yine o sarı sıvıdan içiyor. Oooohhhh desene sütümüze renk ve tat gelecek… şimdiden o zaman, haydi bütün eller havaya, oohhh, bu gece bardaaa, gönlüm hovardaaa..”
Devam edecek…