- Kategori
- Siyaset
Türk ve Kürt kardeşliğinin yeniden tesisi

Son zamanlarda hem hükümet tarafından, hem muhalefet, hem de kapatılan DTP’nin yandaşları tarafından sürekli olarak “bin yıllık kardeşlik” söylemleri dile getiriliyor. Gerçekten de “Bu kardeşlik eskiden bu yana var mıydı?” diye soracak olursanız tereddütsüz “evet” derim.
Biz bu ülkede Kürtleri hiçbir zaman “ötekiler” diye düşünmedik. Hatta bir etnik farklılık olarak da algılamadık. Birlikte askerlik yaptık, birlikte eğitim aldık, birlikte ticaret yaptık, kız aldık, kız verdik, ölümüzde, dirimizde bir araya gelip acımızı da sevincimizi de paylaştık.
***
Biz var olduğu özellikle ve sürekli vurgulanan başka etnik kökenden vatandaşlarımızı da hiçbir zaman birliğin ve kardeşliğin dışında düşünmedik. Kurtuluş Savaşı yıllarına gitmeye gerek yok, hatta Kıbrıs Barış Harekatı gibi milletimizin birlik ve beraberliğini gösterdiği savaş günlerine de gitmeye gerek yok. Bu ülkenin futbol takımlarının yabancı takımlara karşı kazandıkları maçlar sonrasında bile hep beraber coşup sevinmiyor muyuz?
Evet politikacılarımızın ve basınımızın sürekli vurguladığı bin yıllık kardeşlik lafı bir gerçektir. Zaman zaman kardeşler arasında sorunlar çıkıp kırgınlıklar yaşansa da kardeşliğin etkisi hala canlıdır. Bunca provokasyona, bunca acıya ve kana rağmen umudumuz da güvenimiz de bu kardeşlik nedeniyle sürmektedir. Ancak bizleri yönetenler, yani bu ülkenin bu gününden ve de yarınlarından sorumlu olanlar bu işin bin yıllık kardeşlik laflarıyla ve de sadece dilek ve temennilerle çözülemeyeceğini bilmeliler.
***
Bu ülkenin insanlarını yeniden tek millet olarak düşünüp, tek bayrak altında ve tek yürek, tek amaç etrafında bütünleştirebilmek için ortak bir gelecek, gelecekten ortak beklentiler ortaya konmalıdır.
Aradaki kırgınlıkların tamiri geçmişi birlikte anmakla değil, geleceğe birlikte bakıp birlikte yürüyebilmekle mümkündür. Bu ülkede yaşayan yetmiş milyona ortak bir vizyon koyabilecek siyaset adamlarına ihtiyacımız vardır. Bu ülkede var olduğu iddia edilen otuzun üstünde etnik kökeni ayrıştırmak değil, onları ortak ülküde birleştirebilmek asıl zenginliktir. Bu da ne yazık ki içi boş açılım projeleriyle mümkün olmaz.
***
Sevgili okuyucu, ABD ya da Avustralya gibi ülkeler pek çok milletin göçmen olarak gelip yerleşmesi sonucu kurdukları devletlerdir. Burada bu milletleri yoğurup tek bir millet haline getiren ortak çıkarları, gelecekten ortak beklentileridir. Biz ne yazık ki bu ortak çıkar ve ortak beklenti ihtiyacını ciddiye almadık. Siyaseti süslü sözlerle yapmaya bayılan ve günü birlik düşünen yöneticilerimiz hep geçmişi önümüze getirdiler. Yarınlardan kimsecikler söz etmiyor, çünkü kendileri de bilmiyorlar.
***
Bundan üç sene önce Söke Ticaret Odasının ilçemizdeki lise ve yüksek okul öğrencileri arasında yaptırdığı bir anket bir acı gerçeği bütün çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor. İlçemizdeki gençler ilçemizde de, ülkemizde de kendileri için iyi bir gelecek olacağına inanmıyorlar. Yarınlarımızın teminatı dediğimiz, Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençler ülkemizin yarınlarından emin değiller. Bunun sorumlusu olan, bu çocukları bu duygularla yaşamaya mahkum eden siyasetçilere bu milletin hakkı haram olsun.
***
İmkan bulsalar, PKK’ya sempati duyan da, DTP’ye oy veren de, hatta Kürt kökenli diye tanımladığınız vatandaşlarımızın tamamına yakını başta ABD olmak üzere para kazanıp çocuklarının geleceğini garanti altına alabilecekleri bir ülkeye göç etmeye hazırlar. Halbuki oralarda onlara ana dilde eğitim, ya da özerklik veya başka türlü haklar verilmesi hiç mümkün değil. Buna rağmen giderler, çünkü ekmek var ve ne yazık ki, ülkemizde Kürt’üyle, Türk’üyle, hepimizin ortak amacı işimizin, aşımızın olması.
***
Son söz; ben bir tek açılım bilir ve ona destek veririm. Bu ülkenin insanlarına, aziz milletimize ortak hedefler ve ortak gelecek sunabilen proje bu ülkenin ihtiyacı olan açılım projesidir.