- Kategori
- İnançlar
Türkçe Ezan zulüm ise Türkçe Mevlit ve Dua'ya ne diyeceğiz.

Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)
İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)
(Bu Kur'an) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad Suresi, 29)
Arapça Allah, Türkçe Tanrı kitabı olan Kuran Arapça bir kelimedir. Türkçe anlamı ise yaygın olarak kabul edilen görüşe göre Okumak, Toplamak ve Açıklamak tır.
Yukarıda üç Sure'den alıntı yapılan Türkçe anlamına göre Tanrımız kitabını insanlığa bir kılavuz olması için bir yol gösterci olması için, düşünmemiz, öğüt almamız için ve sadece Tanrımıza ibadet edip tek yaratıcımızın onun olduğunu bilmemiz için, yaşama ve yaşamdan sonrasına ait her şeyin açıklayıcısı olduğu için, rahmet olduğu için İslam Peygamberi vasıtası ile duyurmuştur.
İnanç ve Din olarak kişisel davranışlarımız ve yaşamımızda Müslümanların tek yol göstericisi bu kitaptır.
Hz.Muhammed e vahyedilen bu sözlerin peygamberimiz in konuştuğu - ve bildiği dil olan Arapça yazılması bu yüzdendir. Peygamberimiz birden fazla dil biliyor olsa idi o dönemde bu sözleri bildiği o dillerde de yazdırarak çoğaltabilirdi.
Günümüz de Allah'ın, Tanrı'nın, Yaratıcımızın insanlığa sözleri sadece Arapça değil Türkçe dahil bir çok dile çevrilerek yaygınlaştırılmıştır. Arapça bilmeyenlerinde bu sözleri bilme öğrenme öğüt alma durumunda olmaları gerekmektedir. Ancak bundan sonra inanma veya inanmama durumunda olabilirler. Yani sözlerin ne ifade ettiğini bilmek inanmak için ilk şart değilmidir.?
Kuran sözlerinin ilk indirilmeye başladığı yıllarda Çağrı adlı gerçeğe en yakın film sahnesinden de hatırlayacağımız gibi Habeşistana ilk hicret eden grup Habeş Kralı önünde müşriklerin (o dönemde bu dine inanmayanların) yoğun tacizlerine karşın Habeşistan Kralının korumasında kalıyorlar. Habeşistan Kralı kendi ülkesine sığınan bu ilk hicret eden grubu müşriklerden koruma altına alırken onlara soruyor;
Dininiz neyi emrediyor.?
İnsanları öldürmemeyi, anne ve babaya saygıyı, tek yaratıcımızın ALLAH olduğunu ve Muhammed'in de onun elçisi olduğunu, yardımlaşmayı, paylaşmayı emrediyor .....cevabı karşısında Kral bunun kendi dinine çok yakın olduğunu ve sanki aynı yerden çıkmış sözler olduğunu gerçekten bir Din ve Tanrı nın sözleri olduğuna inanarak onlara saygı duyuyor ve inancı nedeniyle koruma altına alıyor.
Yıllar sonra Türklerin veya Arapça bilmeyen toplulukların Müslümanlaşması İslam Dininin gerçek manasına uygun paylaşma, yardımlaşma, inancından ötürü kimseye baskı yapmama özgür ibadet gibi nedenler başta olmak üzere hızla yayılıyor. Kuran'a inanan ve Müslümanlığı seçen insanların gerek dualarında gerek sözlerinde hemen Arapça sözleri söylediğini ve bunları öğrendiğini söylemek kolay değil diye düşünüyorum.
Dinimizin ritüellerini yani şeklen ibadet kurallarını sözlerle birlikte büyüklerimizden öğrendik. Ancak anlamını ne demek istediğini bilmeden sureler okuduk.
Ana dili Türkçe olan bir insanın kalbine ruhuna hitap edecek bir söz onu düşünmeye sevkeden bir söz farklı bil dilde olabilir mi.?
Annemizin Babamızın bir sevgi sözünü sevgilimizin kalbimize giden ruhumuzu okşayan sözlerini anlamadığımız dilde söylemesi ve bizim aynı tepkiyi vermemiz mümkün mü.? Aynı hissi almamız mükün mü.?
Yaratıcımızın sözleri de bizim düşünmemiz için ruhumuza hitap etmesi için davranışlarımıza, paylaşmamıza daha insanca yaşamak ve yaşatmamıza vesile olabilmesi için de bu sözlerin Türkçe anadili olanlara Türkçe olarak hitap etmesinden daha doğal ve gerekli bir şey olmaz diye düşünüyorum.
Bütün Kainatı yaratan Yaratıcımıza Türkçe dua ile ulaşamıyacağımızı söyleyebilirmiyiz. Mevlit lerimizi Türkçe okurken Tasavvuf müziği eşliğinde Türkçe güzel şiirler ve söylediğimiz sözler ruhumuza işlerken Arapça söylemiyoruz da Namaz vaktini bildiren sözleri Türklere neden Arapça bildiriyoruz.
En anlamadığım nokta ise yıllar önce bu Türkçe namaz vaktinin geldiğini bildirme sözlerinin Türkçe söylenmesinin zulüm olarak adlandırılması.
Bu uygulamayı zulüm olarak niteleyenler Müslümanlığın ilk açıklandığı dönemde inananlara karşı yapılan uygulamaları ve şiddeti okuyarak ya da görseller izleyerek zulümun ne olduğunu görmeliler.
Türkçe bilen bir Müslümana namaz vaktinin geldiğini bildiği konuştuğu anladığı dilden bildirmek nasıl bir zulüm dür.? Bunu zulüm diye ifade etmek nasıl bir düşüncenin ürünüdür.?
Bunun tam tersinin olması gerekmez mi.?
Ezan ın nasıl doğduğunu, bu günkü sözlerle okunmadan önce farklı işaretleşmelerin kullanıldığını bilmek gerekir.
İlk olarak ses ile hatta Çan sesi gündeme gelmiş ancak bu Hristiyanlara ait bir bildirim ve işaretleşme karışıklık olabilir diye vazgeçilmiş, bir sahabenin rüyasında gördüğünü Peygamberimizle de paylaşması üzerine bu sözlerle okunmasına karar verilerek uygulanmıştır.
Bu gün gelinen teknolojik seviye ile 1400 yıl önceki dönemi kıyaslamak mümkün değildir ama anlamak gerekir diye düşünüyorum.
21.yy da artık namaz vakitlerini ezan ile bildirmek ve hatta dahada ileri giderek Cami hoplarlörlerinin en kalabalık şehir merkezlerinde tursitik yerlerde hastane veya okul yakınlarında vs.. çok daha yüksek sesle okunmasının çok doğru ve anlamlı bulmuyorum.
Ezan müezzinlerin güzel Kuran okuma veya seslerinin ne kadar güzel olduğunun nefeslerinin ne kadar güzel olduğunun çevreye duyurulacağı bir araç değildir ki. Ezan sadece o bölgede namaz vaktinin girdiğini bildiren, sözleri de imanı ve inancı teyit eden müslümanları namaza çağıran bir sözler grubudur. Müezzinler güzel ve tecvid li Kuran okuma hünerlerini göstermek isterlerse bunu Cami veya kapalı bir mekanda kendi aralarında yapmaları gerekir. Bunun için ezanı uzun, abartılı çevreyi rahatsız edici şekilde okumak çok anlamlı değildir.
Günümüzde haberleşme teknoloji ve iletişim bu kadar ilerlemişken namaz vaktinin gelip gelmediğini hangi Müslüman bilemiyebilir ki?
Tv de hangi dizinin hangi zamanda başlayacağını ve biteceğini bilenler hatta reklam zamanını bilen müslümanlar namaz zamanlarını da bilsinler.
Ezan ın Türkçe okunması anlama bilme düşünme ve uygulama açısından yanlış değildir. Yaratıcımızın bizleri kalben ve ruhen donattığını düşüncemizin ne olduğunu en iyisinin ve en doğrusunu bildiğine inanırız. Yaratıcımızın varlığı ve birliğini Türkçe dile getirmek Türkler için en doğru ve en huzurlu yoldur. Çünkü Allah bizleri en iyi bilen ve anlayandır. Duayı Arapça okumanın, Ezanı Arapça okumanın, Yaratıcımızın huzurunda Türkçe okumaktan daha anlamlı ve daha makbul olduğunu neye dayanarak söyleyebiliriz?
Beni Türk olarak yaratan Allah kendisine olan ibadetimize inancımıza idrakımıza ve insani ilşkilerimize, yaratıcımıza ve yaratılanlara saygımıza göre bizleri değerlendirecektir. Arapça konuşmadığıma veya bilmediğime göre değerlendireceğine nasıl inanabilirim.
Dünyanın bir çok yerinde yüzlerce faklı dilden insanlar Allaha inanmakta ve ibadetlerini onun bildirdikleri doğrultuda yapmaya ve yaşamaya çalışmaktadırlar. İslamın manası da konuşulan dil değil daha derindeki manadır.
Allah Kuran da ibadetlerinizi Arapça olarak bu sözlerle yapın Arapça'yı yaygınlaştırın mı diyor acaba?
Yoksa bana inanın, kulluk edin, insanları öldürmeyin, aranızda paylaşın, adil olun ve birbirinizi sevin mi diyor?
Allahın sözlerinin kendi çıkarlarına uymadığını gören bazı dini inanç sömürücüleri gerçek manada bunu kavrayamadıkları için veya bundan dünyevi bir bir menfaat bulamadıkları için Kuran sözlerini çarpıtarak Günah, Haram gibi yorumlamışlar ve Arapça'nın sanki kutsal bir dil olduğuna kadar varmışlardır?
Kuran da nelerin Günah nelerin Haram olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bugün de gerek toplumsal yaşayışımıza gerekse dini inaçlarımıza ve bu kişiler en büyük zararı vermiyor mu?
Bu soruyu yani Arapça nın Kuran dili diyerek Kutsal mı sayılacağı sorusunu Lise de Din Bilgisi Öğretmenim Ahmet Gül e sormuştum. Yaşıyorsa ALLAH uzun ömür versin, bana şöyle demişti.
Hiç bir ilgisi yoktur. Bu gün Arapça seks kitapları porno dergiler var. Arapça kutsal dil diye bir şey yoktur. Önemli olan ALLAH a inanmak ve bunu kalben hissederek konuştuğun dil ile de dile getirmektir.
Türkiye Müslüman bir ülke ezan Arapça olmalıdır düşüncesinede katılmıyorum.
Birincisi Ülkelerin Müslümanlığı olmaz. İnsanlar Müslümandır ya da değildir. Cennet ve Cehennem kavramlarına ahiret gününe inanıyorsak Ülkelerin nasıl Müslüman kimliği olabilir? Ülkeler mi ahiret gününde yeniden dirilecektir.?
İslam dininin en önemli kurallarından başında zorlama olmaması inaçlarından ötürü kimseye baskı yapılmaması gerektiğidir. Çünkü İslamiyetin doğuşunda Müslümanlara inançlarından ötürü gerçekten aşırı şiddet, baskı ve işkenceler yapılmıştır. İslam dininin yayılması ve insanlar arasında kabul görecek olması nedeniyle gerek maddi menfaatlerini gerekse adil olmayan insanları ezen zengin fakir ayrımı güden bir düzenin ( kölelik sistemi ve paylaşım,miras,kadın hakları vs.gibi) bozulacak olması nedeniyle buna karşı çıkanlar ilk Müslümanlara aşırı şiddet uygulayarak inançlarından vazgeçirilmeye zorlanmışlardır.
O dönemlerde bu şiddette maruz kalan Müslümanların bu gün aynı şiddeti kendilerinin uyguluyor olmaları da bir çelişki değil midir.?
Saygılarımla,