- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Türkiye'yi pek takan yok

Tarifi en zor yapılacak şeylerden biridir güç herhalde… Kelime olarak bir iş veya hareketi sağlayan maddi ve fiziki kuvvet diye tarif ediliyor sözlüklerde. Ancak Türkiye güçlü bir ülke midir, değil midir diye sorarsanız, verilecek cevabın binbir çeşit kriteri vardır.
Kabaca askeri ve akonomik açıdan üstün olan devletler güçlü oluyorlar diyebiliriz. Çünkü diğer konuları güçlendirmek için de bu iki güce ihtiyaç var.
Türkiye’nin dünyada ne yazık ki çok fazla saygın bir yeri yok. Neden? Çünkü biz ekonomik ve askeri alanda çok güçlü değiliz. Belki bazılarımız Türk ordusunun kahramanlıklarından Türk askerinin yazdığı destanlardan bahsederek buna karşı çıkacaktır ama, gerçek şu ki, güçlü bir ordu, teknolojik güçle oluşuyor. Oysa bu konuda çok gerilerde olduğumuz kesin.
Türkiye maalesef bugüne kadar son sıralardan pek yukarılara çıkamadı. Hemen aklınıza bugünkü hükümeti getirip “son beş yıl” diye başlayan bir cümle kurmaya kalkışmayınız lütfen… Zaten yaptığımız en büyük yanlışlardan biri de bu.
Ülkemizin ve devletimizin baz alındığı bir konuda sıralamanın gerisinde olmayı bugünkü hükümetin üstüne atıvermek, hele hele bundan gizli gizli bir mutluluk duymak, ne milli bir davranış, ne gerçekçi bir yaklaşım, ne de sorunu çözmeye yönelik bir çare…
İşte önümüzde bir “soykırım” meselesi var. Yıllardır önümüze set çekilen bir konu. Halledebildik mi? Hayır. Haklı olduğumuzu düşünüyoruz. Ama kendi aramızda. Bunu başkalarına anlatamıyoruz. Fransa’da soykırımla ilgili yasa çıkarken, biz de Fransızların Cezayir’de yaptıklarını saydık döktük. Ama bir faydası oldu mu? Hatta bir duyan oldu mu Hayır! Her şeyden vazgeçtik, Cezayirliler Sarkozy’yi büyük coşkuyla karşılamışlar.
Soykırım konusunda Türkiye’yi suçlayan Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy, Cezayir’de kendi yaptıkları soykırım için ne özür diledi, ne de pişmanım dedi. Ama orada krallar gibi karşılandı diyen Hürriyet gazetesi “Soykırımlar Lafı Faso Fiso İmiş” şeklinde manşet atmış.
*****
Fransa sadece soykırım meselesinde değil, başka konularda da Türkiye’yi takmıyor. İşte Milliyet gazetesinden bir haber: Fransız polisi Türkiye’nin uyarısına rağmen Kırmızı Bülten’i geçerli değil, dedi ve PKK’lı Ahmet Gülabi Dere’yi yakalamadı. Gazete bu haber için “Fransız Kalkanı” başlığını kullanmış.
*****
Öte yandan ülkemizin dünyadaki durumunu gösteren bir acı gerçek daha…
OECD 57 ülkedeki ilköğretim seviyesini ölçmüş. Türkiye Sözel, Matematik ve Fen’de son sıralardaymış. Sonuçlar skandal diyen Vatan gazetesi, “Utandıran Karne” manşetiyle haberi vermiş.
*****
Biz henüz kendi içimizde problemlerimizi çözmeden, dışarıda kimlikli ve kişilikli bir duruş sergileyemeyiz. Malatya’daki Zirve yayınevinde misyoner katliamıyla ilgili olaylar biribirinin içine girmiş durumda. Ortada göz göre göre bir karartma, bir yalan, bir dolan var da, meseleyi kim çözecek belli değil.
Malatya Emniyet müdürü misyoner katliamı sanığı Emre Günaydın’a ait tüm görüntüleri adliyeye teslim ettik derken, 18-27 Nisan arasındaki kamera kayıtlarının silindiği anlaşıldı diyor Yeni Şafak gazetesi ve soruyor: “9 Günlük Kayıtlar Nerede Müdür Bey?”
Polis şefinin Emre Günaydın’ın hastanedeki kamera kayıtları imha edildi açıklamasını Malatya Emniyet müdürü yalanlayıp, görüntü duruyor, ses yok, demiş. Ancak görüntülerin imha edildiğini gösteren “Karartmanın Belgesi”ni Star gazetesi okurlarına sunmuş.
Sadece Star mı, Taraf gazetesi de “Yalan Söylüyorlar” diye manşet atarak katilin kasetini silmedik diyen Malatya Emniyet müdürü Kahya’ya belgeli cevap vermiş.
*****
Evet, yıllardır ihmal edilen pek çok şeyi düzeltmek için çok çalışmak gerekiyor. Sorunlar yumağıyla hergün uğraşmaktan kaybettiğimiz zamanın haddi hesabı yok. Bir trafik kazasında tarafların ne kadar büyük problemler yaşadığını, ne kadar zaman kaybettiğini, yolun nasıl tıkandığını ve bu işte hiç suçu olmayan insanların bundan ne kadar zarar gördüğünü bilirsiniz.
İşte İçişleri bakanı Beşir Atalay, bu konuda 1 Nisan’dan itibaren yeni bir uygulamaya geçileceğinin müjdesini vermiş. Artık kaza olduğunda polis gelsin diye beklenmeyecek, yol kapanmayacak, sürücüler birbiriyle kavga etmeyecekmiş.
Bütün bu problemleri sigortacılar çözecekmiş. İnşaallah diyorum ama, kolay kolay da inanamıyorum.
Büyükşehirlere hayatı kâbusa çeviren trafik terörüne süper önlemler geliyor. İçişleri Bakanı Atalay’ın açıkladığı tedbir ve çözümler paketinde devrim niteliğinde değişiklikler var, diyen Akşam gazetesinin başlığı da zaten “Trafikte Devrim.” Türkiye gazetesi de aynı başlığı kullanmış.
*****
TMSF’ye devredilen işletmeler birer birer elden çıkarılıyor biliyorsunuz. Son günlerde adından sıkça sözedilen Atv-Sabah ihalesi de nihayet yapıldı. Muhammen bedel olan 1.1 milyar dolara Çalık grubu bir medya sahibi oldu.
İhaleye katılanların birer birer çekilmesi ve son olarak tek firmanın kalması, elbette herkesin biraz canını sıktı. Çünkü rekabet olmayınca artırma da sözkonusu olamadı. Bu şekilde sonuçlanan ihalenin geçerli olup olmayacağı konusunda da tereddütler var.
Radikal gazetesi bu haberi “Taban Fiyatına Medya” diyerek verdi. Çünkü ihaleye tek başına katılan Çalık Grubu’nun teklif zarfından sadece 1.1 milyarlık muhammen bedel çıkmıştı. Milliyet gazetesi “Sabah-Atv Şipşak Satıldı” başlığını oldukça küçük tutmuştu.
Sabah gazetesinde haber sürmanşette “1.1 Milyar Dolar” başlığıyla yer aldı. Haberin devamında onay çıkarsa artık patron Çalık grubu olacak deniyor. Akşam gazetesinde Çalık grubu hukuk müşavirinin ağzından haber şu başlıkla verilmiş: “Ticari Baktık, Siyasi Değil”
Yeni Şafak gazetesi “Bir Dakikada 1.1 Milyar Dolar” başlığını kullanmış bu haber için. Star gazetesi ise sade bir başlık kullanmış: “Dev İhale Çalık’ın.” Cumhuriyet gazetesi de “Tek Alıcıya Jet İhale” demeyi tercih etmiş. Vatan gazetesi ise daha önce 10 yıl vadeli olarak Ciner grubuna 433 milyon dolara satılan medya grubunun peşin 1.1 milyar dolara satılmasından dolayı “Devlet Kazandı” başlığını kullanmış.
Öte yandan Cumhuriyet gazetesinin manşeti, Bu konuyla yakından alakalı: “5 Yılda Parladılar” Gazete, Gül, Erdoğan ve Unakıtan’ın çocuklarının son yıllarda zenginler kervanına katıldığına işaret ediyor.
Bilindiği gibi Çalık grubunda başbakanın damadı üst düzey bir idareci…
*****
Güneş gazetesi, son yıllarda üstüste gelen esrarengiz ölümlerle, Türkiye’nin geleceğini değiştirecek çok önemli projelerde görev alan bilim adamlarının peşpeşe ölmelerindeki şüpheleri dile getirerek “Sır Ölümler” diye manşet atmış.
TÜBİTAK’ta görevli 3 bilim adamının 2004’te traktörle çarpışan bir minibüste can vermesi, Aselsan’da görevli 3 genç mühendisin esrarengiz şekilde intihar etmesi ve son olarak uçak kazasında 6 bilim adamının ölmesi, sizce de biraz garip değil mi?
*****
Bir buçuk yaşındaki ikizlerine doyamadan hayata veda eden Şehit Yüzbaşı’nın cenazesi dün kaldırıldı. Cenazede yüzbaşının eşi Tuba Eroğlu 13 aylık ikizleri Bade ve Kahraman’ı kucağına alıp tabutun başına gitti ve 4 aydır görmediğiniz babanız işte burda diye haykırdı.
Posta gazetesi haberi “Son Buluşma” manşetiyle, Yeni Şafak gazetesi de “Sizi Babanıza Getirdim” başlığıyla verdi.
*****
Diğer manşetler de şöyle:
Sabah gazetesi : “Kahveye Bile Hoşgörü Yok” Dünyaca ünlü kahve zinciri Gloria Jean’s Coffes, KKTC’de şube açınca Rum kesimi şirketi tehdit etti.
Zaman gazetesi: “İşte Bilge Kralın 4 Türk’e Hediye Ettiği Silahların Sırrı” Bosna katliamına dünyanın seyirci kaldığı yıllarda Türkiye önemli bir operasyona imza attı. 4 kişilik ekip Boşnaklar için toplanan 3 milyon dolarla kayıplara karışan silah tüccarından parayı film gibi bir operasyonla aldı. İzzetbegoviç de Türk ekibini 4 Smith-Wesson ve teşekkür beratıyla ödüllendirdi.
Takvim gazetesi: “İpucu Sigara” Konya’da bir işadamı öldürüldü. Polis maktülün sigara alırken görüldüğünü belirledi. Önce o marka sigara içen 18 kişiyi tespit etti, ardından da katilleri…
Bugün gazetesi: “Vatan Şairine İnanılmaz Ayıp” Türkiye böyle rezalet görmedi. Adının verildiği üniversitede rektör, öğretim üyeleri ve öğrenciler, büyük şair Namık Kemal’i içki içip göbek atarak andı.
*****
Gazetelerde ikinci başlıkla verilen haberler de şöyle:
Hürriyet: “Köşke Manevi Evlat” Atatürk’ün kızı Ülkü’den sonra köşke ikinci bir manevi kız evlat geliyor. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun Koruyucu Aile projesine destek amacıyla yaptığı öneri üzerine, Gül çifti, Çocuk Esirgeme’den 12 yaşındaki bir kıza gönüllü aile oluyor.
Milliyet gazetesi anket sonuçlarını açıklamaya devam ediyor. Bugünkü konunun başlığı şöyle: “Ramazanda Lokanta Kapanmalı diyen Çok”
Sabah: “Esrarengiz Dayak” Rumca yayınlanan İHO gazetesinin yayın yönetmeni Beyoğlu’nda saldırıya uğradı.
Akşam: “Meclis’te PKK Krizi” Bütçe görüşmeleri sırasında söz alan DTP’li Sırrı sakık, PKK bu ülkenin gerçeği, buna hayır mı diyelim ifadesini kullanınca, AKP’liler tabii ki hayır diyeceksin diye bağırarak tepki gösterdiler. Aynı haberi Cumhuriyet “Meclis’te PKK Gerginliği” başlığıyla verdi.
Radikal: “Gül İtaat İçerisinde” Baykal, Türkiye kuşatma altında, dönüştürülmek isteniyor. Bu iktidarın artık ar damarı çatlamış. Gül kendisine biçilen rolü itaatle uyguluyor.
Takvim: “Cepten Ceza Çıktı” Trafik cezaları sertleşiyor. Cep telefonu ile konuşan sürücüye 52 YTL ceza var.
Bugün: “Radyoaktif Skandal” Karayolları Genel müdürlüğü’ne ait radyoaktif madde içeren nükleer Troxler cihazı Ankara’dan Van’a götürülürken kayboldu. Savcılık soruşturma başlattı.
Vatan: “Rahşan hanım Neden Eve Kapandı” Hanımefendi Bülent Bey’in ruhunun evde olduğuna inanıyor ve mezarlık ziyaretine de onun için gitmiyormuş.
Güneş : “Mehmetçik 300 Hainin Peşinde” Komandolarımız kışı geçirmek için Türkiye’ye sızan PKK’lıları bulmak için karış karış karlı dağları tarıyor.
Yeni Şafak: “Askeri Sırlar Askeri’den” ABD’nin İran’ın nükleer silah geliştirme planı olmadığına ilişkin bilgileri Askeri’den aldığı iddia edildi.
*****
Derbi yaklaşırken iki tarafla ilgili değişik konular gündeme geliyor. GalatasarayIn Saraçoğlu’nda neler yapacağı tartışılıyor. Fener cephesinde sessizlik var. Fanatik gazetesi “Aslan’a 1 Yeter, Peki Ya Fener?” diye manşet atmış bugün.
Fotomaç gazetesi iki takımın eski kralları Selçuk Yula ve Tanju Çolak’ın değerlendirilmesinden çıkardığı sonucu manşet yapmış. “Kalite kazanır”
Fotospor gazetesi ise “Fener’den Yılın Bombası” haberiyle yine transfer hülyalarına dalmış. Appiah Juventus’a gidiyormuş, Barcelona’dan Gudjohnsen alınıyormuş…
Bugünlük de bu kadar. Yarın yeniden birlikte olabilmek dileğiyle…