​ Uğur'lar olsun / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
 

Uğur'lar olsun

Uğur'lar olsun
 

Karşıt görüşlere saygı duymuyorsak eğer, bizler de birer gizli faşistizdir!

Ocak ayı umuttur. Yeni bir yılın ilk ayı ,yeni bir başlangıçtır.

Ama şunu anladım ki tarihte bugün demek benim yarınlarımı da yok ediyor. Ve bir şey daha farkettim, hiç bir zaman Ocak ayını sevmeyeceğim, sevemeyeceğim.

Her yıl Ocak ayı bana Uğur Mumcu'yu ve nice failini içimizde bir yerlerde bildiğimiz ama adı faili meçhulde kalmış olanları hatırlatacak: Öncelikle Uğur Mumcu gibi yine bir 24 Ocak gününde öldürülen Gaffar Okkan'ı hatırlayacağım, o sırada 19 Ocak'ta yine Hrant'ı anmış oluğumuzu farkedeceğim, yine insanlık adına üzülürken aklıma Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve niceleri gelecek ve yine utanacağım...

Her yıl Ocak ayında önce kendimden utanacağım, böylesine güçlü olamadığım için, bu kadar cesur olamadığım için...

Sonra ülkemde yaşanılanlardan utanacağım, hala düşünmeye alışamadığımız için, hala düşündüklerinden, yazdıklarından dolayı birilerinin suçlandığını gördüğümüz ve tarihten bir ders çıkaramadığımız için.  İşte o yüzden bu isimleri daha çok seveceğim, hala haklı oldukları için, düşünceleri hala yaşadığı için.

O öldüren tarafta olanlara, düşünceden korkanlara ise zayıflıklarından, korkaklıklarından dolayı acımaktan öteye geçemeyeceğim. Ama aptallıklarına üzüleceğim. Bir Uğur Mumcu öldü diye gerçekten öldürdüklerini düşündükleri için güleceğim onlara.

İşte o korktuğunuz fikirler, düşünceler hala yaşıyor. Şu anda onbinlerce Uğur Mumcu yine Uğur Mumcu'nun evinin önünde, Batıkent Uğur Mumcu Parkında, Harbiye Uğur Mumcu Anıtı önünde ve bilemediğiniz pek çok yerde...

Uğur Mumcu öldürüldüğünde ilkokula gidiyordum. Haberlerde çıktığında annemin ağladığını hatırlıyorum. İlk başta tanıdıklarımızdan biri olduğunu düşünmüştüm. Anneme sorduğumda gazeteci olduğunu, son zamanlarda yazdıkları yüzünden olduğunu söyledi. Anlamadım ne demek istediğini. Neden öldürüldüğü hakkında fikir sahibi olmasam da sadece bir insanın ölmesi bile beni üzmüştü bir tek onu hatırlıyorum. Ama asıl büyüdüğümde anladım annemin ne demek istediğini. Uğur Mumcu'ya dair ilk okuduğum kitap Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı yazılardan oluşan bir derlemeydi. İşte o zaman anlamıştım korktukları adamın kim olduğunu:
Cesurdu, korkmuyordu, yazıyordu ve yazacaktı da.

Ölümününün haksızlığını, can acıtıcılığını Uğurlar Olsun'u dinlerken yaşamıştım her seferinde...

Kalemim düştü kana dedikçe Selda Bağcan içim acıdı, zalimliği de o zaman öğrendim, kalemin keskinliğini de , kalemin korkakların en büyük düşmanı olduğunu da. Bir kırık gözlüğün, bir keskin kalemin nasıl Uğur'lar yaratabildiğini anladım,yürekli olmanın tanımını  yaptım kendimce. Şarapnel parçaları sanki benim ciğerime saplandı gibi hissettim. İsimsiz korkularla yaşamak yerine bembeyaz doğrularla ölümüne nasıl yaşanırmış anladım.

Ve işte şimdi anlıyorum annemin neden ağladığını. Yazılarıyla, şiirleriyle tanıyorum Uğur Mumcu'yu ve o parçalarından biri de benim diyorum. Gözyaşlarıma engel olamıyorum. O acının tarifsizliğini şimdi biliyorum. Ve sonuna kadar isyan etme isteğini her hücremde hissediyorum. 

 
Toplam blog
: 13
: 806
Kayıt tarihi
: 13.01.12
 
 

Deniz aşığı, Ankara mahkumu bir insanım. Milletvekili olacağını sanarak Siyasal'da okuyan bir saf..