​ Ulubey Kanyonları' nda sucuk partisi... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ulubey Kanyonları' nda sucuk partisi...

Ulubey Kanyonları' nda sucuk partisi...
 

Uşak- Ulubey Kanyonları, Colaroda ‘ daki kanyonlardan sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu .

Uşak şehrinin hemen doğusunda başlayan 45 km uzunluğunda, 500-1000 metre genişliğinde, 135 -170 metre derinliğe sahip.

Dikey tektonik hareketler ve akarsu aşındırmaları ile oluşan bu doğa harikası kanyonlar ne yazık ki, zeminindeki Dokuzsele deresinde deri sanayi atıkları nedeniyle oluşan kirlilik dolayısı ile turizme açılamıyor.

Bir zamanlar benekli alabalıkların oynaştığı, çocukların buz gibi sularında yüzdüğü, çevresinde her çeşit ziraatin, tüm kasabanın katılımı ile pikniklerin yapıldığı, yemeklerin ortaklaşa yapılıp /yendiği , eşek sırtında , türküler eşliğinde adeta bir şölen gibi dik, patika yollarından rengarenk çiçeklerle bezeli kıyılarına indikleri ve kanyonların oluşumuna neden olan Dokuzsele deresi, şimdi intikamını alıyor insanlardan.

Cılız, bulanık ve pis kokulu suları ile “ beni siz yarattınız , şimdi de ben sizi yaklaştırmıyorum yanıma , öyle uzaktan bakar durursunuz işte“ der gibi…

Oysa kanyonlar; trakking , yamaç paraşütü, belki de rafting turizmine açılabilir, hatta hemen yakınındaki siyanürle çıkarılan altın madeni gibi çevreyi tahrip etmeden , yoksul kasabanın kurtuluşu olabilirdi.

Ama doğa intikamını alırken , bizlere de uzaktan seyretmek düşüyor. Güzelliklere dokunamadan, hissedemeden, yürüyemeden, yorulamadan…

Artık ziraat te yapılmıyor, derenin kıyılarında.

Sadece uzaktan seyretmek bu muhteşem güzelliği, paylaşabildiğin insanlarla…

Ve bir Pazar günü , kasabadaki yüksekokulun hemen altında bulunan seyir terasından ben, Serap , eşi yakışıklı ve civan delikanlı Mahmut, 20 kadar kızlı- erkekli öğrenci grubuyla birlikte izliyoruz kanyonları uzaktan uzaktan. Bir de tek ayağı alçılı, garip siyah keçimiz.

Vardığımızda Mahmut ve gençler çoktan kocaman mangalı yakmışlar. Leziz sucukların koku ve dumanları yükseliyor kanyonların tepesinde. Kokulara daha fazla dayanamayıp bize eşlik eden, sürüden ayrı düşmüş, tek ayağı alçılı garip, simsiyah keçimiz de bize eşlik ediyor..

Her ile bir üniversite, her ilçeye yüksekokul mantığı ile ağızlara bir parmak bal çalmak, işsizliği iki yıl süre ile ertelemek için bu küçücük ilçeye kurulan okullardan biri Yüksekokul. Deri konfeksiyonu ve işletme bölümleri var. İki yüz kadar pırıl pırıl genç öğrenim görüyor. Ancak ikiyüz öğrencisine rağmen, ilçede yurt yok ne yazık ki. Var olmasına var da…Gençler cemaat yurtlarına terkedilmiş durumda. Oysa dört yıl önce kapanan banka binaları bomboş ve çürümeye terkedilmiş . Gençlerin çoğu Uşak’ tan gidip geliyorlar okullarına. Ve yüzbin lira yol ücreti ödüyorlar fazladan her ay kısıtlı bütçeleri ile .

İstanbullu Serap, kasabanın yüksek okulunda okurken , Ezginin Günlüğü, Pink Floyd… dinleyen, üreten, okuyan,düşünen, araştıran, yakışıklı civan delikanlı Mahmut’a aşık olup kalmayı seçen, tüm öğrenci gençlere kol kanat geren kasabanın aydınlık yüzlü kızı.

Eşi ile birlikte işlettiği kafe , kendi yaptığı resimler, rengarenk boyadığı şişeler, özdeyişler , renkli abajurlar, çiçekli masa örtüleri ile bezeli. Ve benim kasabada en sevdiğim mekan. Serap kafeleri gibi , renkli, özgün kendi diktiği kıyafetlerle ve aydınlık yüzü ile sohbet etmekten keyif aldığım bir insan . Eşi Mahmut’ ta tabii… Orada gençlerle birlikte olmak, onların enerjisi, renkleri beni çoğaltıyor.

Hafif yağmurlu ve puslu bir pazar günü , dünyanın ikinci büyük kanyonlarına kuşbakışı mangal keyfi yaşıyoruz hep birlikte.

Dostlukların yaşı , zamanı , mekanı yok…

Sevgiyi, güzellikleri , doğayı ve mis gibi Ulubey sucuklarını paylaşmak, mangal ateşinde ellerimizi ısıtmak ve kanyonlarda çınlayan kahkahalarımızla bir güneşi daha batırıyoruz, hemen ardımızda yükselen dağın gerisinde.

Küçük kasabaların mahrumiyetinde , duygular daha yalın ve daha sıcak...

Dedelerimizden ödünç alıp da torunlarımıza bırakamadan hovardaca tükettiğimiz doğanın sessiz çığlıklarını ,

İhmal edilmişliklere karşı , suskun isyanlarımızı birlikte paylaşmak ta öyle…

 
Toplam blog
: 171
: 2319
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..