- Kategori
- Ekonomi - Finans
Ümüğümüzü sıktırmam!

Tüm dünyanın yaşadığı küresel kriz nedeniyle ülkeler bu krizi en az hasarla atlatmak için çeşitli alternatifleri gözden geçirmekte, ekonomiye soluk aldıracak yollara başvurmaktadır.
Bu çözüm yollarından bir tanesi de IMF ile masaya oturarak verilecek reçetelere göre ekonominize çeki düzen vermektir.
İktidara geldikten sonra IMF ile birçok “Sten By” anlaşmasını yapan ve ekonomide birçok acı ilacı halkımıza içiren hükümet bu kez yaklaşan yerel seçimleri de göz önüne alarak IMF ile masaya oturmaya sıcak bakmamakta, bu düşüncesini de Başbakanın ağzından: “IMF ümüğümüzü sıktırmayacağız” diyebilmektedir.
Sayın Başbakanda çok iyi biliyor ki; IMF ile yapılan bir anlaşma ile devletin kaynaklarını istediği gibi “seçim rüşveti” olarak kullanamayacaktır.
“Ümüğümüzü sıktırmayız” diyen başbakan bu çıkışıyla halka mesaj vermeye çalışmaktadır. Oysa IMF hiçbir ülkenin “ümüğünü sıkma” gibi bir politikası yoktur.
IMF ekonomisi kötüye giden ülkelerle oturup anlaşma yapar, ülke ekonomilerinin düzlüğe çıkabilmesi için acı reçeteler sunar. Bu reçeteleri beğenirsen imzalarsın, beğenmezsen de masayı terk edersin.
Sayın Başbakanın “IMF ümüğümüzü sıktırmayız” sözü de bu anlamda havada kalan bir ifadedir. Zira IMF bugüne kadar “benimle mutlaka anlaşmalısın, masaya oturmalısın” diye ümüğünü sıktığı, sıkboğaz ettiği bir ülke yoktur.
Öyle görülüyor ki küresel krizin vurduğu Türkiye istese de istemese de IMF ile anlaşma yapmak zorunda kalacaktır. Ancak Başbakan halkın tepkisinden kendisini kurtarmak için “IMF benim şartlarımı kabul etti, bu nedenle masaya oturdum” diyebilecektir.
Başbakan IMF ümüğümüzü sıktırmamak için direne dursun, ancak ard arda gelen zamlarla zaten hükümet “halkın ümüğünü şimdiden sıkmış” durumdadır.
Kış kıyametin yaklaştığı şu günlerdedoğal gaza yapılan son %22, 5 zamla, bu yıl yaklaşık % 72 ye varan oranda zam yapılmış, bu zamla da daha kış gelmeden “halkın ümüğü sıkılmıştır”
Enerjiye yapılan bu zamla elektrik de sıraya girmiş, daha şimdiden birçok kalem bu zamma paralel olarak “fiyat ayarlamasına” gitmiştir.
Botaş’ın kötü yönetimi sonrası birçok yolsuzluklar bu kurumda su yüzüne çıkmış, halen bazı üst bürokratları ise yargıya hesap vermektedir.
Botaş’ın bu gün yaklaşık 2 Milyar YTL borcuna karşılık tahsil edilemeyen 14 milyar YTL de alacağı bulunmaktadır. Hükümet Botaş’ın alacaklarını tahsil edeceği yerde kolay yola başvurmuş, petrol fiyatları yarı yarıya düşmesine rağmen çareyi “zam yapmakta, halkın ümüğünü sıkmada” bulmuştur.
Botaş’ın borcunun büyükçoğunluğu elektrik üretim şirketleri ve belediyelere aittir. Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle birçoğu iktidara mensup belediyeler halktan peşin olarak aldığı doğal gaz bedellerini ödemek yerine, yaklaşan yerel seçimlerde kullanmayı daha uygun görmüş, hükümet de bu olaya seyirci kalmıştır.
Geçen sene aylık ortalama doğal gaza 200 YTL ödeyen halkımız yapılan son zamlarla ortalama 340.YTL ödemek zorunda kalacaktır.
Diğer taraftan yıllık enflasyon çeşitli “Ali Cengiz oyunlarıyla” %8–9 hesaplanarak, işçiye, memura, emekliye yıllık %8 zammı layık görenler sadece bu yıl doğal gaza yapılan zamla bu insanların cebinden ayda 100- 150 YTL arasında para çıkmaktadır. Oysa bu insanlarımıza yapılan zamlarla maaşları ancak 40–60 YTL. civarında bir artış sağlanmıştır.
Sayın Başbakanımız “IMF ümüğümüzü sıktırmam” diyor. Sayın Başbakan IMF henüz ümüğümüzü sıkamadı, herhalde sizden sıra gelirse ve bu gidişle sıkılacak bir ümük kalırsa IMF de “ümük sıkacak”.
Sonsuzluk(Osman Özeker)