​ Uyuşturucu ve gençler / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Uyuşturucu ve gençler

Uyuşturucu ve gençler
 

Yeni yılın ilk günlerinde, ne yazıkki televizyonda değişmez bir tablo gözüme ilişiverdi. Madde bağımlılığına doğru giden gençlerin, bir torbaya sıktıkları madde ve sözü edilen güya şakalaşmaları (!) ile gündeme düştü. Ünlü bir kolejde çekilen görüntülerden, kimbilir kaç aile, mide krampları ile televizyon haber kanallarını aradı. Bu mesele, bir dönem gündemde kalacak ve soruşturma, yasal işlem derken, başka bir hadiseye kadar unutulacak. Unutmayanlar çocuklarının üzerine kondurmak istemeyen, ama temkinli olmaya çalışan aileler olacak. Yine haberlerde halktan kişilere soruluyordu; Çocukların okullardaki durumuna ne diyorsunuz? Kişiler ise ''aileler takip etmeli ''diyorlardı .Ya da bir anne bir yere gidemiyoruz hep takipteyiz ''diyordu. Aslında hepsinden önce, yapılması gerekenler var . Siz çocuğunuzu nereye kadar takip edebilirsiniz? Okul bahçesinde,wc de,buldukları ilk anda ya da sohbetlerinde sevgisizlik, merak ,yalnızlık,dertleşme,arkadaşlık ilişkileri ile başlayan bir süreçe nasıl engel olabilirsiniz? Bu gençliğin, psikolojik sorunları olduğunu ve bu sorunların ciddi bir biçimde yayıldığını, gözardı etmemek gerektiğine inanıyorum.
Gençliğin gözlerinden yaşama bakmayı deneyelim. Bakış açısını değiştirip, onların gözünden bakabilirsek, belki bir çözüm bulunabilir.
Belki de, kolejde ya da herhangi bir okulda ,okuyan bir gencin yaptığı eylemlerin ardında yatan nedenlerin en büyüğü ailesinin tutumu olamaz mı? Burada hedefim tabii ki aileler değil, sadece ailelerin artık ciddi bir şekilde, kendi iç dünyalarına bakmalarının gerekliliğine inanıyorum Gençler şu pırıl pırıl çocuklar, bizlere bir mesaj veriyor olamaz mı ? Belki başka temel sorunlar vardır . Bunlar ne olabilir?

1- Çocukların bakıcı veya büyükanneleri ile büyümeleri
2- İşlerinin yoğun temposu ve az görüşmeler,zamansızlık
3-Aile içi anlaşmazlıklar, boşanmalar,ayrılıklar,tartışmalar
4-Yaşı ne olursa olsun, çocuğun fikirlerine önem verilmesi
5-İlgi,sevgi,şevkat'in doğru şekilde anlaşılması ve verilmesi
6-Çocuklar üzerinde beklentilerin çok fazla olması.
7-İlgi alanları ve yeteneklerin gözardı edilmesi,yasaklar
8-Cezalandırma ve ödülle ilgili yöntemler,katı kurallar
9-Ailenin psikolojik,sosyolojik,maddi sorunları,akraba ilişkileri
10-Anne babanın şahsi ya da birbirlerine fazla odaklı olmaları
11-Kültür ve eğitimin bir arada olmaması,aile kavramının yıkık olması
12-Ahlakı, manevi değerlerin azalmış olması,edinilen yanlış bilgiler
13-Madde bağımlısı ebeveyn veya yakın akrabalar(ağabey,abla)
14-Aşırı ve gereksiz disiplin .


Kısaca sıraladığım bazı izlenimlerim,günümüzdeki gençlerin ne kadar çok sorunu olduğunu biraz olsun açığa çıkarıyor. Bu sorunlardan en büyük sorun, tabiiki herkesin tahmin edeceği gibi '' Sevgi'' . Bu sözcüğün sadece dilde değil, gönülde olmasının ve bu enerjiyi hissettirmenin, çok önemli bir gerçek olduğu yadsınmaz. Bu sevgi ise yaradılış gerçeğini de ortaya çıkarıyor. Yaradılışı sevgi olan, insanlığın bunu farkedebilmesi için, daha ne kadar can yanması gerekiyor bilmiyorum. Yaradılışın, içindeki kaçınılmaz bir gerçek daha yatıyor. ''Maneviyat''
Çağdaş dönemleri yaşamamıza rağmen, bilimin ışığında da olsak, maneviyatı da kaldırıp atamayız. Gençlerin aldığı aile eğitimlerinde, çağdaş şekli ile manevi duygularında aşılanması ve doğru şekilde öğretilmesi gerektiğine inananlardanım.

Ayrıca görsel medyanın ve teknolojinin gerekliliği oranında, zararlı ilişkileri veya bilgileri de içerdiğininin farkındalığını yaşamak gerekir. Şu anda uyarılarla gençlerin izlememesi gerekliliği ve hassasiyeti gösterilse de, görsel medya en nihayetinde ticari bir kurumdur. Müşteri odaklı talebi yerine getirmek zorundadır .Ailelere düşen iş ise, küçük yaşlardan itibaren izletilen filmlerin daha bilgi içerikli olması, okunan kitapların, gelişimine katkı olanlardan seçilmesi,internetin hangi ihtiyaçlarda ve nelerde kullanılabileceğini anlatması gerekmektedir.Televiyonun belgesel kanallarını izleyen,bir ailenin çocuğu yalan yanlış özendirici, magazin programlarını seyretmeyi istemez. Ya da izlediği şiddet filmi veya gerilim korku dvd leri olmazsa, çocuk bunları bilincine yerleştirmez. Bazı insanlara bu son derece sıkıcı yaşam gibi gelebilir. Yine de düşüncelerimde ısrarcıyım zira çocuğun olduğu zamanlar, yan odada dahi olsa bunları izlemek, merak ve ilgiyi getirecektir .Yasaklar cazip gelecektir. Madde bağımlılığı konusundan, uzaklaştığımı sanmayın. Temel sorunlara biraz bakış açınızın yönünü değiştirerek, bu yönden bakmanızı sağlamak istedim .

Uyuşturucu belirtileri :
Davranış problemleri ve okulda zayıf notlar
Duygusal uzaklaşma, kabuğuna çekilme, depresyon, veya yorgunluk
Arkadaşlıklarda değişim veya yaşıtlardan aşırı etkilenme
Düşmanca tavırlar, alınganlık, veya eviçindeki katılım düzeyinde değişiklik
Okul sonrası ve haftasonu bulunduğu yerler hakkında yalan söyleme ve kaçamak yapmada artış
Kişisel görünümüne ilgisinin düşmesi
Kan çanağı gözler, akan burun, sık sık boğaz ağrısı, hızlı kilo kaybı fiziksel değişiklikler
Ruh halinde, yeme içme ve uyuma alışkanlıklarında değişiklikler
Dalgınlık ve hafıza problemleri (Kaynak:DBE)

Okullarda ise, mutlaka her bir gencin durumları gözönünde bulundurulmalıdır. Birbirlerini de teşvik eden gençler, iyi ve sevgi dolu bir aileye sahip olsa bile,arkadaşının yaptığı bir eyleme katılmazsa alay edileceğinden korkar. Arkadaşlarına uymak zorunda kalır, zira dışlanmayı istemez .Bir sınıfta eğer, bunalımlı gruplaşmış üç beş kişi varsa, diğerlerini de peşlerinde sürükleyeceklerdir. Gençler çoğunlukla , uyuşturucuya kendilerine özgüven duymak,korkusuz olduğunu göstermek, ilgi çekmek, olarak başlar. Tıpkı okullardaki şiddet olayı gibi,uyuşturucu da alıp başını yürümektedir. Bazıları çocuklar ise, öylesine masumdur ki eğlence zannederek, özgüven duymak veya kendini önemli hissetmek,gruptan ayrılamamak için katılımcı olmak gibi nedenler sonucu bağımlılığa doğru gittiğinin bilincinde olmaz.
Çoğu zaman ergenlik sıkıntısı içinde de olan genç, ailelerin yakınlığı ve sevgisi olmayınca dertleşeceği kişileri aile dışından ve kendi yaşıtlarından bulacaktır. Çünkü aileleri onları anlamıyordur.İçlerinde bazılarının hüzün,hüsran veya gizli intikam duyguları vardır.İşte bu duyguları taşıyan bir kaç genç ise, çokta fazla problemi olmayanları kendine çekmektedir.
Öğretmenler birer anne ve babadır. Öğretmen veya eğitimcilerin, öğrencilerine, gerekli fedakarlıkları yaptığına inanıyorum.Aileler ise öğretmenleri sık ziyaret ederek, çocuklarının tavırlarını öğrenmek ve takip etmekle birlik oluşur.
O halde el ele verilmişse hata nerede? Eğer aile, okul,rehber öğretmen,öğretmenler birara da değilse zaten yapılacak belli..BİRLİK. Yoksa gençlerimizi , yaşamları zehirlenmiş beyinler ve ruhlar olarak yitirmeye başlayacağız .Ben bu kaosun içinden çıkılacağı umudu ile olumlu düşünmek istiyorum. Ve en önemlisi ailelerin, evlatları için en azından bir kez olsun bir aile terapistini ziyaret etmeleri gerektiği düşüncesindeyim.

 
Toplam blog
: 113
: 5180
Kayıt tarihi
: 11.09.06
 
 

Kişisel gelişimde, düşüncelerin kullanımını sanat gibi gördüğümden, 1986yılından itibaren çok sevdiğ..