​ Uzaktan / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '12

 
Kategori
Öykü
 

Uzaktan

 

O gün yapacak çok işi vardı. Fatura ödeyecek, kitap alacak, aldığı pantolonu değiştirecek ve fotoğraf makinesini teknik servisten geri alacaktı. Tüm bunları hallettikten sonra da arkadaşlarıyla buluşup sinemaya gidecekti. Dolmuş durağına gidip kuyruğa girdi. Kuyruktakilerle birlikte, kapısını açan dolmuşa hücum etti. Arka sırada kendine yer buldu. Ön tarafa doğru ücretini uzatırken onu gördü.
 
Lisedeyken hoşlandığı, daha da doğrusu aşık olduğu kız dolmuştaydı. Kendisinden iki sıra önde, cam kenarında oturuyordu. Zamanında, arkadaş olmalarına rağmen ona bir türlü açılamamıştı. Aradan yıllar geçmişti. Gene çok güzeldi. İçini hoş bir gerginlik kapladı. Normalde ayakta duran önündeki teyzeye yer verirdi, ama şimdi onun tarafından fark edilmek istemiyordu. Gözlerini kapatıp uyur gibi takıldı. Yaptığı onu rahatsız etse de, dolmuşta yer verebilecek akranlarının varlığı onu teselli etti. Zaten nihayet birisi teyzeye yer verdi. Sessizce onu izlemeye devam etti. İneceği yeri geçtiler ama inmedi. Onun, kendisini inerken fark etmesi iyi olmazdı. Bu karşılaşmaya tam anlamıyla hazırlıksız yakalanmıştı. Arabada ikisinden başka kimse olmasaydı onunla rahatça selamlaşır, sohbet ederdi.
 
Son durakta indiler. Onu belki bir daha göremeyebilirdi. ''Birkaç dakika izlesem bir şey olmaz.'' diye düşünerek takip etmeye başladı. Saniyeler sonra, karşısındaki tuhaf manzaraya bakakaldı. Kız, yanına gittiği biriyle sarılıp öpüşmüştü. Bu kişi liseden en iyi arkadaşıydı ve hâlâ en yakın arkadaşlarından biriydi. Şaşırmıştı. Kulakları uğuldamaya başladı. Oradan hızla uzaklaştı.
 
İşlerini elinden geldiğince bitirmeye çalışırken, o görüntü aklından çıkmadı. Elleri torbalarla dolu bir halde, içmek için bir yere girdi. Normalde bu saatte içmezdi ama şimdi kafasını dağıtması lazımdı. İki buçuk biradan sonra kalktı. Yakınlardaki bir parka gitti. Boş bir banka oturdu.
 
Düşüncelere dalmıştı. O ikisinin birlikte olmasında belki yanlış bir şey yoktu, ama arkadaşı bunu ona yapmayacaktı. O kız hakkında neler hissettiğini ona anlatmıştı. Gerçi arkadaşı da kendi düşüncelerini söylemiş olsaydı dostlukları bozulabilirdi. Yine de, başka kimse mi kalmamıştı? Acaba ne kadar zamandır birlikteydiler? Bundan sonra arkadaşı aradığında onunla nasıl konuşabilecekti? ''Of, bu durumda beni kim takar!'' dedi kendi kendine. Telefonu çaldı. Arkadaşları sinemaya gelmiş, onu bekliyorlardı. Saatine baktı, zamanın epey geçmiş olduğunu fark etmemişti. Çabucak parkın önünde bekleyen taksilerden birine bindi.
Arkadaşlarına keyifsiz olduğunu belli etmemeye çalıştı. İçlerinde o eski dostunu tanıyan da vardı, ama kimseye bir şey anlatmak istemiyordu. Girdikleri film hareketli olmasına rağmen başladıktan kısa süre sonra uyudu. Ara olduğunda lavaboya gidip öğürdü ama bir şey çıkmadı. İkinci yarıyı da uyuyarak geçirdi. Film ona iyi gelmiş, uykusunu almıştı.
Birkaç saat sonra evin yolunu tuttu. Aslında bugün, kalp ameliyatı geçirdikten sonra evine dönen dedesini ziyaret etmeyi de planlamıştı, ama artık yarın gitse daha iyi olacaktı. Apartmana geldiğinde kapının önünde bekleyen bir kadınla karşılaştı. Kadın ona ismini sordu. Elinde bir torba vardı. Bu, onun torbasına benziyordu. Kadın, uzaktan onun poşeti parktaki bankta bıraktığını gördüğünü, seslendiğini ama onun duymadığını, banka gelene kadar taksiyle gitmiş olduğunu anlattı. İsmini ve adresini poşetteki formdan öğrendiğini söyledi. Bahsettiği form fotoğraf makinesinin iade formu olmalıydı. Torbada bir de, esas dostlar olan kitaplar vardı.
 
Teşekkür edip torbayı aldı. Onu içeri davet etti ama kadın gitmesi gerektiğini söyledi. Uzaklaşırken arkasından baktı. Çok değişik bir gün geçiriyordu. ''İsmini sorsaydım.'' diye geçirdi içinden. Birden, onun ne kadar büyük bir iyilik yaptığını düşündü. Gidip ismini öğrenecekti. 
 
Toplam blog
: 9
: 91
Kayıt tarihi
: 08.07.12
 
 

Öğrenciyim. Öyküler yazıyorum. Sinema severim. Ankara'da yaşıyorum. ..