- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ve martılarla ağladı adam..

‘’Hayatımın en güzel günleriydi.. İyi ki vardın’’ dedi ve telefonu kapatıp sustu adam.
Suskunluğu pek uzun sürmedi.. ‘’Bir bira versene! Çerez merez bi şeyler de getir yanında.’’ dedi garsona ve gülümsemeye çalışarak sigarasını yaktı adam.
Suya bakmak rahatlatıyordu onu ve oturduğu masadan deniz, liman, kıyılar ve limanın karşısındaki kocaman kayalıklar nasıl da güzel görünüyordu.
Sudaki bu pırıltıları ne kadar severdi. Suyu da, sudaki pırıltıları da, kadının su gibi bakışlarını ve ordaki pırıltıları da çok severdi..
Sevgilisinin gözleri mavi değildi böyle deniz gibi ama, sanki en derin okyanuslardan daha da derindi. Çok severdi bu yüzden kadının gözünün içine bakmayı, kendi yansımasını gözbebeğinde görmeyi.
O kadar severdi ve sevgilisi de gözüne o kadar güzel bakardı ki, bazen dayanamaz çevirirdi hemen bakışlarını.
Anlamazdı kadın neden bakışlarını kaçırdığını adamın. Aslında galiba anlıyordu ama anlamazlıktan geliyordu. Kendisinden sakladığı ve söylemeye çekindiği bir şeyler olduğunu hissediyordu.
Seviyordu kadını çok ama sevgisi işleri daha da karmaşık hale getiriyordu zaten.
Kadın da anlamaya çalışıyordu olup biteni, sormak istiyordu acıtmadan, farkındaydı adam. Ama o da acıtmak istemiyor ve acıtmadan nasıl söyleyebileceğini kestiremiyordu kadına.. Kendisi de çok hazırlıksız yakalanmıştı olan bitene ve durumu değiştirmek de gelmiyordu elinden işte..
Evet.. En güzeli, gözlerini görmeden konuşmak olacaktı.. Uzaklaşmalı ve uzakta, gözlerinden çok uzakta söylemeliydi bunları.. Çünkü o gözlerin karşısında çok savunmasız kalacağını kestiriyordu. Uzakta olunca biraz daha güç toplamıştı adam. Ya da öyle olacağını sanmıştı.
Öyle yapmıştı şimdi işte.. Ve rahatlamış olması gerekiyordu biraz daha.
.
‘’Buyrun’’ dedi garson, birayı ve çerezi bırakırken.. Garsona tekrar gülümsemeye çalıştı adam.
Hemen serin ve kocaman bir yudum aldı birasından. Ve denize baktı yine.
Özlemişti kadını.. Daha da çok özleyecekti anlaşılan.. Ve sevgilisinin gözlerini aradığında, serin sulara böyle derin derin özlemlerini salacaktı..
Bir yudum özlem daha yudumladı bardağından ve gözlerini hiç ayırmamayı yeğledi sevgisinin su gibi gözlerinden.. Ayırmadı bakışlarını denizden.
‘’Üşümüştür kesin!’’ diye düşündü adam.. ‘’Üşümüştür.’’..
Çünkü sevgilisinin üzülünce üşüdüğünü ve az önce buz kestirecek bir ayrılıktan konuştuğunu biliyordu. Konuşmak ister miydi bunları aslında işte onu bilmiyordu!
Tek bildiği şimdi deliler gibi yanında olmak istediğiydi ama yapamayacağını bilmek daha da efkâr bastırıyordu içine sanki. İçindeki özlem ateşini söndürmek istercesine büyük bir yudum daha çekti buz gibi birasından.. Ve ‘’Şerefe’’ dedi denize tebessüm edip. Baktı, baktı, baktı… Baktı adam.
Gözlerinin yandığını hissedince gözünü kırptı ve gözündeki alevi iki damla gözyaşıyla suladı.
Sevgilisinin yanında da ağlamıştı birkaç kez, hatırlıyordu. Hatta bir keresinde katıla katıla ağlamıştı da hiç ses etmemişti kadın.
Hiç bir kadının yanında ağlamamıştı daha önce.. İstememişti de ağlamayı zaten. Ama şimdi tekrar sevgilisinin yanında ağlamak istiyordu..
Oysa bu kıyıya tepeden bakarken yalnızdı, yapayalnızdı adam.
Üst dudağını yalayınca, yalnızlığın çaresizliğiyle beslenen tuzlu hüznü tattı adam.
Neden buradaydı ve neden suya bakıyordu?
Sevgilisi de suya bakıyor muydu acaba şimdi?
Suya bakarak rahatlamayı kadında mı bulmuştu yoksa kadın mı ondan öğrenmişti? Ortak özellikleri miydi acaba?
O kadar çoktu ki ortak yaptıkları ve sevdikleri. En başta birbirleri..
İçini çekti karşısındaki suların derinliğince.. Ve gözlerini kuruladı adam..
Denize baktı, birasını yudumladı ve o anda çalmaya başlayan telefona çevirdi bakışlarını..
Uzandı ve açtı adam.
‘’Akşam uçağıyla geliyorum’’ dedi telefondaki ses. ‘’Geliyoruz aslında! Çünkü ben artık iki kişiyim değil mi? ‘’ dedi ve güldü ardından..
Adam da gülümsemeye çalıştı yaşlı gözleriyle denize bakarken.. Hava yavaş yavaş kararmaya mı başlıyordu ne?
Parlamıyordu sanki sular biraz önceki gibi..
Karanlık ve soğuk sulara bakarken ‘’Ben baba oluyorum değil mi? Hâla alışamadım ben de buna.. Akşam alırım seni.. Sizi yani!’’ dedi. Ağzında zorla sürüklemeye çalıştığı kelimelerle biraz daha konuştu, telefonu kapattı, sonra sustu adam.
Çoğalttığı kederiyle hem içinde bir şeyler tükenmiş hem de birası bitmişti.
Martıları görüyordu kimi gökyüzünde salınan kimi de suya dalıp çıkan. Ve acı çığlıklarıyla tüylerini ürperten bir ayrılık şarkısıydı şimdi çalan..
Denize baktı ve ‘’Bir bira daha versene birader!’’ dedi.
Ve martılarla ağlayarak, gözleri hep denizde.. Suspus oldu adam.