Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '12

 
Kategori
Blog
 

Ve.. Milliyet Blog'da geçen 1. yıl (07.08.2011 - 2012)

Ve.. Milliyet Blog'da geçen 1. yıl (07.08.2011 - 2012)
 

Yazmak kadar yaşam sevinci veren bir şey daha bulamadım ben bu hayatta. Gerçek sevgiyi, saygıyı ve kendi bakış açını açabildiğin kadar açmayı, ileriyi görmeyi hep yazarak öğrendim. Yazdığım kadar okudum, ders çıkardım. Ona rağmen hep hatalar yaptık ama hep de duygularımıza yenik düşerek yaptık bu hataları...

Yazmak sadece çözüm değildi aslında. Okunmak daha keyif verici bir şey. Hele ki güzel yorumlar almak, gururlandırıcı. Yaptığın eseri görüyorsun. Senden bir şeyler kendine çıkartan insanları. Hangi yaş aralığında olursa olsun, herkes tarafından beğenilerek okunmak... Kelimeler yetmez anlatmaya bu duyguyu... Ben çok genç yaşta yazmaya başladım. Ortaokul 2. sınıftayken bir kitap yazmakla başlamıştı kaleme olan hevesim. Fakat çıkartamadım orası çok ayrı. Bana özeldi çünkü hep yazılarım. Kimsenin okumasını istemiyordum. Çocuklarım gibiydi yazılarım sanki. Trabzon'da yaşıyordum o zamanlar. Hocalarım bile gurur duymuşlardı kaleme olan bu düşkünlüğüme. Sonraları hayat mücadelesi başlamıştı hayatımda. Yaşamda kalabilmek ve kötü insanların arasında parlayabilme mücadelesiydi. Fakat kalemimi bırakmaya niyetim yoktu ve lise 1.sınıfta başladım yazmaya. 15 yaşında bir kızın bu kadar duygu yüklü yazması herkesi şaşırtıyordu. Bazen ben bile şaşırıyordum. İlişkiler üzerine yazarken, öyle yazılardı ki gören herkes "sen mi yaşadın bunları" diyerek hayretler içinde kalıyordu. Halbuki bir şeyi yazmak için yaşamak gerekmiyordu. Aslında yaşanmamışlık yoksa yazılmazdı bir yazı fakat ben bu tezi çürütmüştüm yazmaya başladığım zamanlar. Yaşanmakla değildi, iyi gözlemle olacak bir şeydi bu aslında. Hep çevremde yaşanılanlardan ders çıkararak yazmaktı. İlk yazım şiirle başlamıştı, hiç unutmuyorum adı "Beddua"ydı. Şu an bile bunu yazarken kalbim heyecandan küt küt atıyor ki, beni yazmaya aşık insanlar daha iyi anlar.

Ve geldik bugünlere. 15 yaşından 22 yaşına geçen zaman. Kendimi geçen sene bugünlerde "yazarlarımız arasına hoşgeldiniz" maili ile burada buldum. Milli piyango çıkmış gibi bir sevinçle çığlık atmıştım evde yazar oldum diye. Hala o çocuksu yüreği taşıyor olmamdan sanırım. O maille birlikte yaşam sevincimi de burada bulmuştum. Ve okunarak, okundukça beğenilerek daha da çok onurlanıyordum. Aslında benim onurum değildi bu siz okuyanların gururuydu. Özellikle bir kaç tecrübenin ve sevgili büyüklerimin okuyup "bu yaşta böyle güzel yazılar" diye mesaj atması, Sevgili Ahmet Selçuk İlkan'ın Tüyap fuarında benim Milliyet Blog linkimi bir kağıda yazıp bana "mutlaka okuyacağım" demesi, Mehmet Coşkundeniz'in de aynı tepkiyle bana yaklaşması ve Sinan Akyüz'ün beni takip etmesi kadar onurlandırıcı hiçbir şey yok şu hayatta. En büyük arzumdu yazar olmak ve okunmak onu da başardığıma emin adımlarla inanıyorum artık. Hepsi de siz okuyanların ve okuyupta kendinden bir şeyler bulanların başarısı. Benim başarım değil bu.

Bugün Milliyet Blog'da 1. senem. Ve ben bu mutluluğu ömrüm boyunca tarif edemeyeceğim. Kelimelerin yetmediği an bu olsa gerek.

Beni okuyan, mesaj atan, yorum yazan, beğenen ve beğenmeyen herkese teşekkürü bir borç bilirim. Hepinizi sevgiyle anıyor, büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öpüyorum.

Sevgiyle ve saygıyla kalın
rojdda ~ rojda

 

 
Toplam blog
: 99
: 7049
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Bir garip bankacı olmanın yanı sıra, yazarlık yapan; her şeyi olduğu suret için seven bir insanım..