- Kategori
- Siyaset
Vehbi’nin kerrakesi belli oldu…

Bugüne kadar Başbakan’ın sözlerini aldık, üzerinde yorum yaptık.
Doğruyu söylemediğini veya Türkiye’nin geleceğini çok iyi görmediğimizi söyledik, saydık döktük.
Doğrusunu isterseniz, bu kadar muhalefetimize rağmen, içimizde bir parçacık da olsa “Umut” var idi ve ülkenin sonuçta yanlış bir yere doğru gitmeyeceği düşüncesini halen taşıyorduk.
Lakin…
Başbakan’ın Diyarbakır İl Kongresinde yaptığı konuşmadan sonra endişelerimiz artmadı, ama “Şekil” yerine oturdu. Hedef belli oldu, “Vehbi’nin kerrakesi göründü” hesabı, Başbakan’ın neyi amaçladığı amiyane tabir ile “Kabak gibi” ortaya çıktı.
Elbette bana göre…
Görünen tablo şu…
Öncelikle Sayın Başbakan, “Osmanlı Coğrafyasını” yeniden oluşturmak istiyor. Ülkemizin Güneydoğusunu, Irak’ın kuzeyi ile birleştirmeyi hedefliyor. Suriye’yi de bölgenin içine katma kararlılığında. Doğruda Türk Cumhuriyetleri çok umurunda değil, batıda balkanları hedefliyor. Böylelikle “Osmanlı Coğrafyasını” yeniden ihya etmiş olacak.
Diğer yandan…
Milli Eğitimdeki eğitim programları ile “Dindar gençlik” yetiştirmeyi hedefliyor. Öyle bir toplum yaratmak istiyor ki, din en ön planda olsun, kendisi de ulema, ne derse o olsun…
Kürtaj ve sezaryen ile ilgili çıkışı da buna bağlı…
Topluma dayatma…
“Sen” diyor “La ilahe illallah dedin mi?”
Eğer cevabınız “Dedim” ise, “O halde ben nasıl istersem öyle yaşayacaksınız” diyor.
Cevabınız “Hayır” ise, o zaman “Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmam, git kendi mahallende ne haltın varsa karıştır” diyor.
“Başkanlık tartışılsın” derken de hedef “Tek adam” olmaya doğru yol almaya yönelik.
Bizim bu köşede, bazılarının televizyon programlarında, siyasi partilerin Salı günleri TBMM çatısı altında konuştuklarının hiçbir anlamı yok.
Başbakan, artık arzuladığı, kafasından geçirdiği “Yeni Türkiye”yi yaratma konusunda aleni gitmeye başladı.
Osmanlı coğrafyası yaratılacak, din üzerine yetiştirilmiş nesil oluşturulacak, eğer Müslüman isen başbakanın dediği gibi yaşayacaksın, değilse salyangozu kendi mahallende satacaksın. Kendisi de “Tek adam” olacak ve hatta “Yeni Osmanlı Coğrafyasının” modern “Sultanı” olarak ülkeyi ölünceye kadar yönetecek. Sonrasında da oğlu veya kızı gelirse, o zaman “Osmanlı”ya tam dönüşü yaşamış olacağız.
Artık “Vehbi’nin kerrakesi” açıkça düştü, “Kerrake” göründü…
Bu noktada senin, benim, öbürünün ne söylediği çok önemli değil. Bugüne kadar yaptığımız, demokrasi içinde kalarak doğruları yazmak ve millete yol göstermekti…
“İl kongreleri” adı altında yapılan toplantılara katılımı görünce, yaptığımız uyarılarının hiç birinin etkili olmadığını görüyoruz.
Asker bitti, ne kadar general varsa içeride, ordumuz neredeyse sevk ve idare edilemeyecek hale getirildi. Yargı, hal yoluna konuldu. İlim adamları susturuldu, bu arada “Ulema”ya bile gerek kalmadı, Sayın Başbakan fetva da verir oldu neredeyse…
Ufak tefek “Cumhuriyet” ile hesaplaşmalar başlamıştı, ama Atatürk ve Cumhuriyet’e dil uzatmamıştı, sıra oraya da geldi. Onu da halletti mi, geriye ne kaldı ki?
Bu noktadan sonra artık millet kararını verecek…
“Yeni Osmanlı” ve Recep Tayyip Erdoğan mı, yoksa laik, demokratik, sosyal hukuk devleti niteliğindeki Atatürk Cumhuriyeti mi?
Başka bir şey kaldıysa, beri gelin, anlatın da dinleyelim…
04 HAZİRAN 2012
İBRAHİM PEKBAY
-------------------------------------------
1) İnce softan hafif ve dar üstlük.