​ Verilen söz / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '14

 
Kategori
Deneme
 

Verilen söz

Verilen söz
 

Verilen sözü tutmanın önemini belirtmek için ilkokulda öğretmenimiz: “Öl söz verme, öl sözünden dönme.” derdi.

O gün bu gündür, bu söz kulağıma küpedir. Oysa çoğu insan verilen sözü tutmanın bir namus meselesi olduğunu bilmez.

Gerçi şimdi borç alıp verme sadece bankacılık işlemlerinde ve kredi kartlarında kaldı ama birinden borç aldığım zaman onu verene kadar rahat uyuyamam.

Ayrıca elime para geçer geçmez de olanağını bulursam gece bile kapısını çalar  parasını veririm. Verirken de üzerine basa basa işimi gördüğü için teşekkürlerimi belirtirim. Belki benim verdiğim paraya onun acil ihtiyacı var. 

Ben elektrikçi dükkanında çalışırken ustam rahmetli çok zengindi ve kızını bir tornacıya veriyordu. “Sen bir elektrikçi toptancısısın, kızını niçin bir tornacıya veriyorsun?”  diye soranlara  kısaca: “O çocuğu ben soruşturdum, verdiği sözü tutuyormuş, veresiye mal aldığı esnafları buldum ‘borcuna sadık mı’ diye, onlar da ‘o gencin sözü senet’ diye cevap verdiler. Bu bana yeter.” derdi.

Dürüstlük üzerine “Suriye’de 14 yaşlarındaki bir çocuk bana ders verdi” desem inanır mısınız ?

2010’lu yıllarda Suriye’ye bu savaş belası gelmeden önce Halep Zekeriya Camii civarında bir döviz bürosunda dolar bozdurmak istedim. İçerde sadece 14 yaşlarında bir çocuk benimle kıyasıya pazarlık yaptı. Hanım da yanımda idi. Ben de aldatılmamak için diretiyordum. Neyse anlaştık ve dolarları bozdurdum, Suriye lirası aldım. Cüzdanı, paraları aldım ama masada bir ellilik Suriye Lirası kalmış. Biraz ilerleyince  genç, arkamdan yüksek sesle bağırdı: “Muallim, muallim !”

“Ne oluyor ?”  diye döndüm ki beni çağırıyor. Yanına tekrar vardık. Yarım yamalak bir Türkçeyle  “Bu para senin, unutmuşsun.” dedi, . O elli lirayla Türkiye’de sadece bir simit alabilirsiniz.

Ben de güldüm.  “Önemi yok, seninle çok pazarlık yaptım. Atsaydın kasaya be genç!” dedim.

Genç de uzatarak : “Haraaam ! O para benim değil! Demez mi ?

Teşekkür edip ayrılırken, bir yandan  “Demek ki insan çocuklardan da ders alabilir.”diye düşünüyor, bir yandan da Türkiye’deki sizi kapışacakmış gibi davranan satıcılar, esnaflar, kap kaççılar gözümün önüne geliyordu. Öte yandan da rüşvet veya haram parayla evlerini geçindirenler. 

Öyle ya, bize ait olmayan bir şeye göz koymak, ne kadar kötü bir davranış.

Öteden beri çağrıldıkları yere geç gitmeyi alışkanlık haline getiren bazı insanlar vardır. Hele liderler, bir toplantıya veya mitinge geç gitmeyi neredeyse marifet sayacaklar. Bir saat geç gelen bir lider, hiç değilse toplumdan bir özür dilemez mi ? Bizde dilemez.

Verilen  randevuya 5-10 dakika erken gitsek ne olur ? Ben randevuya gitmeyi de bir çeşit “Verilen sözü tutmak” olarak görüyorum. Öyle ya, belki lastiğiniz patladı veya dolmuşu, otobüsü kaçırdınız. Boşuna dememişler “Erken kalkan yol alır.” diye.

Büyük kentlerde bir tiyatroya, sinemaya veya toplantıya geç gitmek çok ayıplanan bir davranıştır. Düşünün, siz tam oyuna odaklanmışsınız, birileri içeride üzerinize ışık tutarak ve arkadaşıyla şakalaşarak yer arayıp duruyor. Elbette rahatsız edici bir durum. O nedenle çoğu tiyatroda gösteri başlayınca içeri seyirci alınmaz.

Hayatta başarılı olmuş insanlara bakınız. Hepsinin  “Verilen sözü tutmak” konusunda saat gibi dakik olduklarını görürsünüz. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk dakik olmasa, Sakarya Meydan Muharebesinde sabahın beşinde askerin başında olur muydu ? Beş altı kişilik kurmay heyetiyle hücuma karar verdiğinde haber sızmasın diye astlara bile haber verilmiyordu.

Her ne kadar toplumumuzda ahlaki  bir çöküntü hakim olsa da uzun vadede ve mutlaka, verilen sözü tutmanın bir onur meselesi, bir gurur meselesi olduğu gençlerimize anlatılmalıdır. Ayrıca, dürüst olmanın insanın başında ALTIN BİR TAÇ olduğu ve dünyanın neresine giderse gitsin o tacın başından düşmeyeceği belirtilmelidir.

             

 
Toplam blog
: 123
: 1874
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..