​ Ya direnmek, ya kabullenmek.... / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '07

 
Kategori
Anılar
 

Ya direnmek, ya kabullenmek....

Ya direnmek, ya kabullenmek....
 

DİRENECEĞİZ ELBET...

Dilimizden bombalar kusuyoruz bugünlerde.Gözler bir silah, namlusundan fırlamaya hazır birer kurşun bakışlar. Bakışlar öfkeli. Kaşların arasında, birer dere yatağı gibi durur, endişenin izleri...

İçimdeki onca acıya rağmen; susturup içimi, sessiz ve sakin olmaya çalışarak izliyorum ülkemde ve dünyada olup bitenleri. Ülkem huzursuz, dünya karmakarışık. Ülkemde yaşayan herkesin, sanki yüreğinden yüzlerce fay hattı geçiyor, kırılmaya hazır...İçim sızlıyor. Bu ortam çok tanıdık geliyor, çok bildik. Daha kaç kez aynı senaryoyu izlemek zorunda kalacağım diyorum kendi kendime...Bir an lise yıllarıma, ülkemdeki kargaşa yüzünden ertelediğim ilkgençlik yıllarıma dönüyorum ister istemez...

O zaman da, bombalar kusuyordu diller...
O zaman da, gözler birer silah, bakışlar namlusundan fırlamaya hazır birer kurşun...
O zamanlardan yerleşti bizim kaşlarımızın arasına, o iki dere yatağı, eskimeyi beklemeden...
O zamanlarda medya bu kadar efendi değildi daha. Olaylar ve efsane olmuş hikayeler, dilden dile yazılır, sonrada postaya verilirdi. Postalar mutlaka yerine ulaşırdı. Gönül postası bu, hiç yerine ulaşmaz mı...
O zamanlarda, böyle sakin değildim elbet, gençlik vardı serde, deli deli akıyordu bizimde damarlarımızdaki kan...Babam Köy Enstütüsü mezunlarından bir ilkokul öğretmeni. Doğu bölgesinden buralara gelmemize etken, onun mesleği olmuş. Geldiğimiz yer de, ilk önce Ege bölgesinin en iyi illerinden biri 'Muğla' sonraki de, 'Aydın'...

Benim babam; Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın, deyim yerindeyse fanatik bir hayranıdır. Kendimizi bildik bileli bize 'o' büyük insanı anlatır. Ben daha ortaokuldaydım 'Nutuk'u okuduğumda.
Benim babam; Bize(altı kardeşiz, ikisi erkek, dört'ü kız olmak üzre) hep onurlu ve erdemli olmayı öğütlerdi (şimdi ondan kilometrelerce uzaktayım ve onu çok özlüyorum). Çocuklarını ülkesine yararlı birer birey olarak yetiştirmek için çok çaba sarfetti...Başardı da.

Ülkemizi çok sevdim, kökenimizden ötürü tersini düşünenlere rağmen, çok sevdim...bir çuvaldaki tüm cevizler bozuk değildir diyerek, inatla ve sonsuz bir sadakatla sevdim.Ama en çok da bu topraklarda ki çok renkliliği sevdim. Herkes yaşasın istedim, gülsün, yesin içsin, özgürce davranabilsin istedim. Dünyanın hangi ülkesinde böyle güzel ve neredeyse mükemmel denilebilecek bir mozaik var, varsa biri söylesin...bizim dağlarımız bile birbirine dayanır, ayrı gayrı olmaz ovalarımızda. Hepsi, herşey birbirini tamamlar. Bir ovadan pamuk çıkarsa, diğerinden buğday, birinde çeltik varsa, diğerinde nohut...işte böyle ahenklidir benim memleketim. Rüzgarı, yağmuru, kar'ı, dolusu ve tufanı bile birbirinden haberlidir. Sevda türküleri taşır meltemlerimiz. Acılarımızı gizler dokuma kilimlerimiz.
Benim babam; 'Az' ile yetinin derdi hep. Yetinin ki, başkalarına da kalsın...Ya şimdi!!.. Böylemi olmalıydı, bu kargaşa niye. Bu doyumsuzluk...çocuklarımıza doyumsuzluk ve tüketmeyi aşılayanlar, size sesleniyorum; Başaramıyacaksınız. Kurtuluş savaşında dökülen kanlar daha kurumadı. Orda yiten, şehit düşen her canın ruhu gezer hala ülkemin dörtbiryanında. Her bir tarafında evliyalar uyur...Büyük bir kıskançlıkla, bölünmemiz için uğraşanlar, boşuna beklerler...Bunu daha önce de deneyenler, biz artık milyon kere MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'üz. Gerekirse yeniden dökeriz tüm kıyılarımızdan sizi denize.

Çünkü; Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızda dolaşıyor...
 
Toplam blog
: 36
: 563
Kayıt tarihi
: 12.11.07
 
 

1962Tunceli doğumluyum.Lise mezunuyum. Çocukları ve okumayı çok seviyorum. Bunlara birde yazmay..