- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Yaka köyü yanıyor

-Kerim abi nerdesin?... Yangın bizim oraya geldi mi ?
-Yaka köydeyim. Her taraf yanıyor… Şu anda benim eve sıçradı. Kaçıyorum…
-Bizim ev ne oldu, orası da yanıyor mu?
-Her taraf. Her taraf alev alev. Her yer yanıyor.
İçimde bir sızı, bir ağlamaklı yürek, bir isyan, bir burukluk, bir inanmazlık. Ben Çeşme'deyim. İzmir, Bornova, Yaka köyünde on seneden beri, her gün gıdım gıdım, uğraşa uğraşa yaptığımız güzel evimiz yanmış. 70 tane kiraz ağacımız vardı. bu sene tek tük vermişti kiraz. Önümüzdeki yıl artık güzel kiraz yeriz diyorduk. Bir kiraz ağacı ancak 8 sene sonra ürün veriyor. Gitsem mi acaba …Yoksa hiç bi daha uğramasam da, anılarımdaki gibi mi kalsa orası?
Yanmış ha… Hepsi yanmış… Evimin, bahçemin her bir karesi tek tek gözümün önünden geçiyor. Sonra yanmış halini düşünüyorum. Simsiyah, erimiş, kül olmuş, yok olmuş yok. Kiraz ağaçları yapraklarından soyutlanmış hayalet gibi son kez yeryüzüne sakat sakat bakıyorlardır.
Önce deli tabir edilen kiraz ağaçlarını açtığın geniş çukura keçi gübresi karıştırarak dikiyorsun. Üç sene bekliyorsun ağaç kuvvetlenip toprağa kök salıyor. Sonra aşı yapıyorsun . En erken dört sene sonra da, o dallanıp budaklanıyor . Başlıyor kiraz vermeye. Ve bir yangın… Çaresizlik.
Yeniden yaparım diyorum… İçimdeki hırsı, acıyı, güce çevirmek istiyorum. Ya gene yanarsa ?…
56 yaşındayım …Yeniden yaparım ha… Yapamam… Öyle kalır orası… Yanık… Siyah… Boynu bükük… Cansız.
Dağdan topladığım ince dallardan çit yapmıştım. Doğal olsun diye. Taştan, çamurdan, kiremit parçalarından köy fırını yapmıştık. Her şey o kadar doğaya uygundu ki… O bizi, biz onu seviyorduk.
Karım, sarılıp ağlıyor .
-Ağlama diyorum, ağlama. Bak ben ağlıyor muyum?