- Kategori
- Mizah
Yalnızlık

Yalnızlık bir insanın ruh haliyle kıyaslandığında anlamsızlaşan bir idedir. O soyuttur hissedilir. Lakin bunu duyu organları ya da başka bir uzuvla hissetmek imkansızdır. Onu ruhunuzdaki çalkantıları düşündünüz zaman hissedersiniz. Korkudur aslında yalnızlık, yaklaşık altı milyar nüfuslu dünyada kimsenin varlığınızı bile anımsamadığı andır.
Sevgi yalnızlaştırma politikasıdır.
Severseniz daralırsınız, hissederseniz yalnızlaşırsınız. Düş kurmak bile başlı başına bir yalnız kalma isteğidir aslında ruhumuzla.
Peki düş kuramadığımız zamanlar? İşte o anlarda yalnız değilsiniz, etrafınızda anlamsızlaşan kalabalık bir insan denizi vardır.
Neden deniz? İnsanları denize benzettim çünkü; Onların içinde yaşarsınız bir balık misali. Evet bir balık düşünün, hafızası altı saniyeden ibaret olan. İşte bu altı saniye içerisinde algıladıklarınız bile sizi en koyu yalnızlıklara sürükleyebilir. Sadece altı saniye zarfında algılanan bu denizin söylemleri zihninizi meşgul ederse işte o zaman yalnız değilsiniz. Sizi en anlamsız düşüncelere sürükleyen bu söylemler bile uzuvlarınızın hissetmediği yalnızlıklara sürükler. Yalnız değilsiniz çünkü denizde yaşıyorsunuz ve düşünecek altı saniyeleriniz var, yalnızsınız çünkü anlamsızlaşan altı saniyeleriniz var.
Ben şu ana öyle bir yalnızlık türünde yaşıyorum ki, bu güne kadar duymadığım tatmadığım bir yalnızlık. Bu yalnızlık bana sunulurken insanlardan hatta insancıklardan bir soyutlanma politikası güdüldü.
Artık tüm insanları birer hiç olarak görüyorum. Tanrılar beni kıskanmıyor aslında. Sadece insan maskesi takmış ifritleri tanımamı istiyor. Artık görüyorum ifritleri genci yaşlısıyla.
Nefret aslında yalnızlığın doğurduğu küçük bir olgudur. Yalnız kaldığım zamanlar en sadist duygularımla insanları düşünürüm. Sudan çıktım artık benim düşüneceğim altı saniyelerim yok, nefret ediyorum en sadist duygularımla baş başa...
KENDAL