​ Yargıyı politize etmek / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
 

Yargıyı politize etmek

Yargıyı politize etmek
 

Ülkemizde kuvvetler ayrılığı ilkesinin doğal bir uzantısı olarak Yasama, Yürütme ve Yargı Faaliyetlerinin ayrı kollardan yürütülmesi gerekir.

Yasama Meclisin, Yürütme bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanının, yargı ise bağımsız mahkemelerin yetki alanındadır.

Yasama ile yürütme erki birbirini gerektiğinde destekleyen, gerektiğinde kontrol eden bir yapılanma içerisinde olmalıdır. Yani meclis zaman zaman hükumeti uyarmalı, cumhurbaşkanı hükumet kararlarını, kanun tasarılarını ve yürütme faaliyetlerini objektif bir gözle değerlendirmeli doğru olanları onaylamalı yanlış olanları ise reddetmelidir.

Eğer yasama ile yürütme erki biribrinden ayrılmaz bir bütün haline gelmişse yani meclis=bakanlar kurulu = cumhurbaşkanı şeklinde bulunuyorsa, yürütme erkini denetleyen yasama ve cumhurbaşkanlığıı mekanizması yoksa o zaman devreye yargı mekanizması girecektir.

Avrupa AKP hakkında kapatma davası açılmasını ve siyasi konularda yargı yoluna başvurulmasını istemiyor. Bunun ülkemizin demokratikleşmesinin önüne geçeceğini ifade ediyor.

Ancak Avrupa'da demokrasinin daha fazla kökleşmiş olması mekanizmaların doğru işlemesini, yasamanın yürütmenin üzerinde denetleyici bir unsur olmasını sağlıyor.

Sivil toplum yürütmenin yanlış kararlar almaması, toplum menfaatleriyle çelişen yasaları çıkarmaması için olağanüstü bir çaba gösteriyor. Dolayısıyla böyle bir sivil toplum yapılanması ve yasama denetimi içerisinde yürütme erki de keyfi kararlar veremiyor.

Ülkemizde sivil toplumun da yeterince gelişmemiş olduğunu yakın zamanda bir kez daha gördük. Toplumsal gerilimin yaşandığı geçen hafta, sivil toplum kuruluşları bir açıklama yaptılar. Açıklamanın yapılacağı duyrulduğunda sivil güçler değerlendirme mekanizması olarak çalışacak, hem iktidarı hem de muhalefeti uyaracak yapmış oldukları yanlış eylem ve söylemleri sayacak ve bunlardan vazgeçin diyecek olması bekleniyordu.
Ancak açıklama beklentileri tamamen suya düşürdü. çünkü yapılan açıklamada durum tespiti yapıldıktan sonra denliyordu ki: 'Herkes bir adım geri atsın.' Ancak kimin hangi adımından dolayı geri adım atacağı ve sorunlardan çıkış yolunun ne olduğu sivil toplumun yaptığı bu açıklamada belirtilmemişti.

Yapılan sivil açıklama yuvarlak ifadelerden öteye geçememişti.

İşte böylesi bir ortamda devreye girmesi, olayları kontrol etmesi gereken mekanizma hiç şüphesiz yüca yargı makamlarıdır. Çünkü yasama denetimini üzerinde hissetmeyen, sivil toplum basksını önemsemeyen yürütme erki hiç şüphesiz hukuk kurallarına aykırı davranacak ve keyfi uygulamalar gerçekleştirecektir. Bu keyfiliği ve hukusuzluğu ortadan kaldıracak olan da yargıçlardır.

Son dönemde, işte tam da bu noktada bazı yayın kuruluşları yargı kurumlarını ve yargıçları politize etmeye , siyasal görüşleri açısından değerlendirme yapmaya başladı.

Yüce Mahkemelerimizden biri olan Anayasa Mahkemesi üyelerini atayan Cumhurbaşkanına göre sonuç hesaplamaları yapmak son derece yanlış.
Böyle bir tasnifin yanlışlığını ortaya koymak açısından şunu ifade etmeliyim. Onlara göre Anayasa Mahkemesi üyelerinden dokuzunu sayın Sezer, birini sayın Demirel birini de rahmetli Özal atamıştı ve üyeler de ona göre karar verecekti. Ancak görüyoruz ki sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dosyasının ayrı tutulması ve cumhurbaşkanı olması sebebiyle yargılanmaması konusunda anayasa mahkemesi 7'ye 4 ile karar aldı.
Anayasa mahkemesinin üyelerini Sezerciler, Özalcılar Demirelciler diye gruplandıranların tezleri bir kere daha haksız çıktı. Çünkü onlara göre bu karar 2'ye karşı 9 oyla lınması gerekiyordu

Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı sayın Abdurrahman Yalçınkaya'nın seceresini takip etmek, dedesinin amcasının babasının mesleğini takip etmek , doğup büyüdüğü ortamı araştırmak ve buna göre bir çıkarımda bulunmak sayın savcının yıllarca getirmiş olduğu hukuk adamlığı kimliğine yapılmış büyü bir saygısızlıktır.

Pekala AKP'nin kapatılması davasının yanlış olduğunu AKP'nin kapatılmaması gerektiğini düşünebilirsiniz. Ama bu düşünce yargıçları tasnif etmeyi ve onlara siysal görüşler atfetmeyi gerektirmiyor.

Nitekim sayın savcı da anayasanın kendisine vermiş olduğu görevi yerine getiriyor.

Parti kapatmanın antidemokratik olduğunu düşünen iktidar partisi neden 5 senedir bu konuda bir anayasa değişikliği yapmadı da parti kapatma davası açılınca anayasa değişikliği yolu düşünülmeye başlandı?

AKP'nin kapatılmaması gerektiğini düşünenler ülkede her kurumu bu kadar acımasız yıpratmaya davam ederse bunun sonucundan en çok kendileri zarar görürler.

Özet olarak hukuka güvenmek gerekir, yargıçları yalnızca yargıç kimlikleriyle değerlendirip çıkarımlarda bulunmak yeterlidir fazlasına gerek yoktur.

Yargıçları politize etmek bütün kişi ve kurumlara zarar verir.

Saygı ve sevgilerimle.

 
Toplam blog
: 47
: 645
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

1987 yılında Konya Ereğli'de doğdum İlköğretim ve Lise öğrenimimi Konya'da tamamladıktan sonra 20..