- Kategori
- Deneme
Yaşam ışığı kadınlar için çok kısa

Konusu çok TEHLİKELİ ve çok ŞİMŞEK çekecek bir deneme yazısını, klavyemden göndereceğim.
Bu yazı tamamen gözlemlerime dayalıdır. Bilimsel bir psiko-analiz yazısı değildir. Kitaplara dayanmayan bir yazı. Zaten ne psikoloğum ne psikiatrist. Cahil cesareti ile bu deneme yazısını kaleme alıyorum.
Gözlemlerime göre kadınlarımızın yaşam ışığı yani yaşamdan zevk alma yaşları 14 ila 24 yaşları arasında sıkışıp kalmış gibi. Tabii aşağı yukarı bu yaşlar.
24 yaş, hadi diyelim ki 30 yaşından sonra kadınlarımız kendilerini tamamen değilse de " kısmen " bırakıyorlar, yaşamdan kopuyorlar
Hele 50 - 60 yaşlarına gelince hayattan ellerini ayaklarını tamamen çekiyorlar.
Bu yaşamdan kopma olgusunun temellerini küçük yaşlarda atmaya başlıyorlar. Özellikle sporla ilgileri yok denecek seviyede oluşuyor.
Erkek çocukları top oynar, voleybol oynar, basketbol oynar, pin pong oynar. Kızlarımız ise genellikle seyreder veya seyretmez, sporla ilgilenmezler, düşkünlükleri yoktur. Her erkek çocuğu mutlaka bir spor dalıyla ilgilenir, oysa kız çocuklarımızın büyük bir kısmı spordan uzaktır. Koşamazlr, zıplayamazlar, tırmanamazlar. Neden? Nedenleri var ama bence çok önemli değil. Zira kızlarımız şartları zorlamaz. Spor yapmak istemez.. Genetik olsa gerek.
İstanbul Maratonuna katılan bir tek yaşlı kadınımız var mıdır? Kadınlarımız neden koşamaz. Zira evlerde toplanmak, gün tertip etmek genlerine yazılmıştır. Çünkü hayattan fazla zevk almazlar.
Kadınlarımız çok çabuk olgunlaşıyorlar. Çocuksu yanları kısa zamanda kaybolurken, karşı cinse alakaları da giderek azalıyor. Giyim kuşamlarına gösterdikleri özen erkekler için değil, çevrelerindeki hemcinsleri için oluyor. Erkeklerin ise öylemi? Tam tersine, içlerindeki çocuk hiçbir zaman ölmüyor... Bir de karşı cinse alakaları. "Azgın teke tabiri" hiç de hoş olmazsa da, yaşlı erkekler için kullanılıyor. Kadınlarımız için böyle bir tabir kullanmayız. Zaten imkansız gibidir.
Bir de topluma ayak uydurma, teknolojiyi kullanma hususlarında kadınlarımız çok pasif kalıyor. Hemen hemen çevremdeki 50-60 yaş arasındaki erkeklerin çoğu Bilgisayar kullanırken, bayanlarımızın çoğunluğu Bilgisayarla, internetle ilgilenmiyorlar.
Topluma ayak uyduramıyorlar iddiamın en büyük kanıtı, Milliyet Blogta 50 yaşın üzerinde bayan yazarın çok az oluşudur. MB'de kaç tane 60 yaş civarı Bayan yazar gösterebilirsiniz . Ama genç bayan yazarlarımızın sayısı çok fazla. Hatta genç erkek yazarlarımızdan fazla olduğuna inanıyorum. Çünkü kadınlarımız erken olgunlaşıyorlar ve fikir üretiyorlar. Daha sonra bu dinamizm giderek azalıyor. Yaşam zevkine paralel olarak.
Kadınlarımız tarihle, siyasetle, ekonomiyle hiç ilgilenmiyorlar. Bu durumu fakülte mezunu kadınlarımız dahil, her kategorideki bayanlarımızda görüyoruz. Biz apartman bahçesinde üç beş erkek bir araya gelsek politika konuşuruz, bayanların ben hiç politika konuştuklarına şahit olmadım. Ya yemek tarifi, ya çocuklar, ya da giyim kuşam ağırlıklı sohbetler yaparlar. Neden? Hayatla ilgileri fazla değil de ondan bence.
Bir de enteresan bir şey, 50 -55 yaşlarından sonra kadınlarımız süslenmeyi bırakırlar. Saçlar boyanmaz. kuafföre gidilmez. Renkli elbise giyilmez. Hayat bitmiştir artık. Sadece torunlar, gelinler ve ev işleri vardır. Börek çörek eksilmez.
Erkekler öyle değil. Kuafföre çok sık gideriz. Spor ayakkabı, spor pantalon, kep, şapka, mont hastasıyızdır. Ben yaşlı bir bayanın Jean pantolon veya mont hastası olduğunu görmedim. Çünkü hayata bağlı değil de ondan.
Bir de restoran, bar, meyhane düşkünlüğü veya bu mekanlara gitme isteği kadınlarda çok azdır. Biraz evde yemek yapmaktan kaçma isteği bu arzuyu kamçılar. Oysa her erkekte bu mekanlar her zaman ilgi çekicidir. Çünkü yaşama çok bağlıdır erkekler.
Ama bütün bunların ötesinde, kadınlarımızın çok mantıklı, dirayetli ve yol gösterici olmaları erkekler için büyük şanstır.
Çocukları yönetmek çok zordur. Tanrı onun için böyle yaratmış, böyle kurmuş düzeni ve dengeyi.
Yeni fikirler dünyanız olsun. /Y.Ç.
NOT : Bütün ve büyük bir samimiyetle ifade etmek isterim ki Sivil Toplum Kuruluşlarında görev alan, çeşitli kurslara , eğitimlere katılan ve Blog sitelerinde yazıları olan, buna MB dahil, Bayanlarımız bu değerlendirmemin tamamen dışındadır. Katıldığım bir Bilgisayar Kursunda bir çok yaş sınıfından bayan kursiyerlere hayran kaldım. Ülkemizde bu denli yüksek değerli bir çok bayanı görünce - bir çoğunun iki üç çocuğu vardı - ülkemle ve kadınlarımızla iftihar ettim, gurur duydum. Ama bu bayanlarımız ne yazık ki azınlıkta.