Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '08

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
1546
 

Yavuz Çetin ile geç tanışmanın ağırlığını hissetmek

Yavuz Çetin ile geç tanışmanın ağırlığını hissetmek
 

15 Ağustos 2001 yılı, akşam saatleri, saat 19.00 civarı. Ortaköy yakınlarında, köprü üzerinde 1977 model Peugeot marka bir otomobil terk edilmiş haldedir. 34 KBP 09 plakalı araç içerinde, aracın ruhsatı, sürücü ehliyeti, 500 dolar ve 190 milyon lira nakit para, ilaçlar ve 7 tane anahtar bulunmuştur. Ruhsatın ve ehliyetin sahibi Yavuz Çetin’dir ve aracı kısa bir süre önce terk edilmiştir, anlaşılmıştır ki, kendisini nasıl da boğaz köprüsünden denize teslim etmiştir. (1)

Adını ilk defa bir ay önce duydum. Bir arkadaşımla(2) yaptığım müzik sohbeti, “The Doors” ile başlayıp, arada bir çok müzisyene uğrayıp, “Pink Floyd”a kadar geldi. Birbirimize örnek parçalar dinletiyorduk. Ayak üstü bunu nasıl başardığımızı sormayın. Bende walkman cep telefonu, onda mp3 çalıcı, içlerinde yanımızdan ayıramadığımız, hoşlandığımız parçalar var. Bu grupların müthiş yaratıcılığından söz ediyorduk ki, sohbetimiz dönüp dolaşıp ülkemizde rock yapan gruplara ve müzisyenlere sıra geldi. Ben de burun kıvırarak(!) tahmin edebileceğiniz rutin çıkışımı yaptım tabi ki:

“Tat alamıyorum Tamam, arada güzel parçalar çıkıyor, saygım sonsuz ama ruhum bir türlü konaklayamıyor kendilerinde. Sonra dönüp dolaşıp zaten alıştığım gruplara geri dönüyorum. Rock müziği yaptıklarını söyleyip, müziklerini satmak adına araya başka türlerin ezgilerini serpiştiriyorlar. Bu da beni çileden çıkarıyor. Rock müziğinin tadını, özgünlüğünü yıkıyorlar. Olmuyor, olmuyor, benim kulağıma, zevkime hitap edemiyorlar (3).”

“Bir de şunu dinle!” dedi arkadaşım, mp3 çalıcısını bana uzatarak.

Çalıcının ekranındaki yazıya baktım. “Yavuz Çetin – Benimle uçmak ister misin?” yazıyordu. Kulaklığı yavaşça kulağıma taktım ve oynat tuşuna sabırsızca dokundum.

“Benimle uçmak ister misin bu gece
Yükseklerde olmaktan korkar mısın
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler daha fazla vakit kaybetmeyelim.”

İstediğim, arzuladığım bir ritim ile, sözler benliğime ulaştı. Arka planda çalan enstrümanlar ruhumu okşadı. Hele müziğin sonlarına doğru duyduğum solo ezgileriyle aldığım tadı burada anlatmam imkansız. Gerçekten çok güzel bir parçaydı.

Ertesi günlerde özel bir araştırmanın içinde buldum kendimi. “Benimle uçmak ister misin” isimli parçanın da olduğu “Satılık” albümünü temin ettim. Bu albüm, intiharından kısa bir süre önce yapılmış. “Oyuncak Dünya” isimli parçasında, toplum içerisinde üstlenen rollerin sahteciliğinin nasıl da farkında olduğunu belirtir bizlere. Aslında hepimizin bildiği bir oyunun ortasında koşuşturan çocuklarızdır ona göre.

“...

Kimisi saklambaç oynar
Kimisi kovalamaca oynar
Kimisi doktorculuk oynar
Ben de müzisyeni oynarım şimdi

...”

Bu sözlere, çok güzel bir ezgi eşlik eder ve beni etkilememesi olanaksızdır.

“Yaşamak İstemem” parçasıyla isyanı doruklardadır sanki. Adeta kendisi için düşündüğü planını bizlere ilan etmektedir.

“Sana öğretilen her şey
Bana önerilen her şey
Bana dayatılan yaşantı
İşe yaramaz bir çöplük
Yarattığınız sistemler
Kullandığımız yöntemler
Yaşamak istemem artık aranızda

Belki de terslik bende
Yapamadım bu düzende
Kaçacak delik arar oldum
Sürüngenler şehrinde
Eğitilmiş köpekler
Doymak bilmez maymunlar
Yaşamak istemem artık aranızda

Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız
Benden bir hissiz yaratmayı nasıl başardınız
Benden bir uyumsuz yaratmayı nasıl başardınız
Benden sizden biri yaratmayı nasıl başardınız”

Yavuz Çetin iki albüm çalışması yapmış. 1997 yılında “İlk” albümü ve 2001 yılında “Satılık” albümü. Bir çok ünlü müzisyen ve grupla çalışmış, hep arka planda çalmış. Türkiye’nin en iyi gitaristi tespitini söyleten, kesinlikle daha fazla ünü ve beğeniyi hak eden–ki, bilen biliyor, beğenen beğeniyor- bir müzisyen ve ben ne yazık ki çok geç tanıştım kendisiyle.
-
(1): Daha fazla bilgi için: http://tr.wikipedia.org/wiki/Yavuz_%C3%87etin
(2): Serkan, merhaba, nasılsın?
(3): Amacım emeğe haksızlık etmek değil. Bu tanımda olmayan bir çok grup var. Mesala Bulutsuzluk Özlemi kesinlikle ayrılıyor bu tespitten.
(4): Görsel, Yavuz Çetin. Google, resim seçin, Yavuz Çetin yazın, arayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşamak şanstır, kullanmayı bil, Yaşamak bilmecedir, çözmeyi bil, Yaşamak hüzündür, aşmayı bil, Yaşamak şarkıdır, söylemeyi bil, Yaşamak servettir, korumayı bil, Yaşamak fırsattır, değerini bil, Yaşamak mutluluktur, tatmayı bil, Yaşamak güzelliktir, kıymetini bil, Yaşamak oyundur, oynamayı bil, Yaşamak trajedidir, göğüslemeyi bil, Yaşamak aşktır, keyfine varmayı bil, Yaşamak maceradır, göze almayı bil, Yaşamak rüyadır, gerçekleştirmeyi bil, Yaşamak verilmiş sözdür, tutmayı bil, Yaşamak hazinedir, israf etmemeyi bil, Yaşamak mücadeledir, kabullenmeyi bil, Yaşamak hakkındır, uğruna savaşmayı bil, Yaşamak kutsal görevdir, tamamlamayı bil. R.T.

Mehmet Sağlam 
 11.03.2008 22:44
Cevap :
Mehmet Bey, Rahibe Terasa'nın tavsiyelerine katılmamak mümkün mü? Ama sanırım tavsiyeler her zaman yeterli olamıyor. Yavuz Çetin'in biyografisini okudum. Yoğun depresyon teşhisi ile psikolojik tedavi görüyormuş. Buna karşın maalesef kendi seçimini yapmış ve bizi üreteceklerinden mahrum bırakmış. Onu bu sona getiren nedenleri gerçekten merak ediyorum. Saygılarımla...  12.03.2008 10:25
 

herşeyi kişiliksizleştiren, şekilsizleştiren sistem ruha izin vermedikçe dokunamıyor, intihar etmek çok kolay bir tercih değildir ki Yavuz gibi kariyerinin başında olan Türkiyenin en iyi gitar virtüözüyken ayrıldı aramızdan ''nasıl isterdik burada olmasını''. Onu tanıyor olmanız dinlemeniz ayrıca çok güzeldi... sevgilerimle...

duygusel 
 11.03.2008 15:59
Cevap :
Sürekli onu dinliyorum ve dinledikçe daha da üzülüyorum. Keşke aramızda olsaydı. Yorumunuz için teşekkürler, saygı ve sevgilerimle...  11.03.2008 16:29
 

Üzüldüm. Sadece tek bir şeye değil. Pek çok şeye üzüldüm aslında. Ama en çok da; Neden bu gibi değerler genç yaşta küsüp veda ediyorlar dünyaya, daha pek güzel şeyler yapabilecekleri halde? Bir de: Neden insanların bu gibi değerleri anlayamayıp onları küstürmüş olmalarına... Ne güzel ifade etmişsiniz gizli kalan bir değeri. Kutlarım sizi.

Hilmi Polat 
 09.03.2008 15:22
Cevap :
Üzülmemek elde değil, aslında onu küstüren nedenleri sorgulamak lazım, yaptığı engellenebilir miydi diye soruyorum durmadan. Saygılar..  10.03.2008 10:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1487
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster