​ Yaz dostum! / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '12

 
Kategori
Blog
 

Yaz dostum!

Yaz dostum!
 

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa da olsam , yine de bir yerlerimiz "eksik" kalabılıyor...!


"Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi" demiş, Barış Manço, 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'sı için. Blogumuzdaki  Çizmeli Ağa ise, bırakın çizmeden yukarı çıkmayı, hayatında çizme bile giymemiştir; ki, es kaza, "çizmeden yukarı çıkanlar olur da boyam dökülür" diye.

Mesela ben, çizmeden yukarı çıkıp da, desem ki, "yahu, bunca blogger, günlerce, aylarca, hatta yıllarca bunca yazı yazmış da, bir kez olsun bugüne kadar hiç birinin yazısı 12 saat içinde 10 bin(lerce) okuyucuyla buluşmamış, biri hariç!...

Anladınız kim olduğunu: Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" tabii ki...

"Başı k...çı beş metrelik bez için boşa zaman geçirmemeyi, güzel olan her şeyi sevmeyi söyleyip de kendisini bu güzelliklerden mahrum eden Çizmeli Ağamıza tavsiyemiz şudur ki, "kendi iç güzelliğini dışa vurmayan  çiçek yoktur, ama ne yazık ki  'insan' vardır. Böyle insanların adları da "Sarı Çizmeli Ağa"dan öteye geçememiştir. Çünkü, insan odur ki, içinde yaşadığı toplumla var olur. Onu var eden, ona 'kişilik kazağı'nı giydiren  toplumun dışında kalmak, kendini de inkâr etmek anlamına gelir. Diğer şekilde giyilen kazak ise "POST" kazağından öteye geçemez...

Toplumda bu ikiyüzlülüğü gösteren insanların çoğu, yaptıklarını bir "amaç" için değil de bir "araç" için kullanırlar. Bir yerlere gelmenin, bu "aracı" kullanmaktan geçtiğine kendilerini de inandırmış olacaklardır ki, araziye uymak yerine, arazıyı kendilerine uydurmaya çalışırlar.

Söylenen söz, yazılan yazı, söyleyen tarafından bile tutulmazsa, "su yüzüne yazılan yazı" gibidir, diyen ustamız Barış; "öyle birbirine karışmış ki bu işler zaten konuşsan da dinleyen olur mu?" diye bizlere de bir göndermede bulunmadan yapamıyor.

"Sana bir 'beslem'de bulunanlara karşı nazik ol, beslemlerini sakın ola ki geri çevirme, minnetini onlara karşı dile getir, ki hevesleri daha da artsın; ilişki böyle kullanılır, ilşkisiz hayat yoktur, ilişkinin kendisi hayattır, toplumsallık böyle yaratılır, sevgi böyle aşılanır, karşılıklı ilişki kurulmadan 'şimdi' -an- yaşanmaz, bu bağlamda sevgi gösterilmez, anlatılmaz yaşanır, gerisi teferuattır" dediğimizde; rüyadan uyanmak istemeyen zevatlar, hakkımızda dedikodu yaratmayı kendilerine meslek edindiler.

Boşuna dememişler, "dünyada iki çeşit insan vardır: "yapanlar" ve "yapmayı öğretenler"...

Sürekli "öğrenme"de kalanlar, hayatları boyunca bir şeyi 'yapamaz'lar, ömürlerini -sadece- "dinlemeyle" geçirirler.

"Tasavvuf ve cemiyet hayatı" buna iyi bir örnektir:

Nasihat, nasihat ve -yine- nasihat!...

Hayatın sadece nasihat dinlemekle gelip geçti, hani SONUÇ?:

Sonucunu "O DÜNYA" da alacaksın!...

Sen, BU DÜNYADA -benim sayemde- tüylenirken, bana "O DÜNYAYI" reva göreceksin!...

-"SEN KİMSİN BE?"... diye, kesinlikle soramayız; çünkü o'nun sakalı vardır!...

Öyle mi?...

"Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa bir gün öder hesabı"...

Yaz dostuuum!...

Alaettin Morgül / 16.05.2012  

 
Toplam blog
: 193
: 1086
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..