- Kategori
- Mizah
Yenice'nin Nasrettin Hocaları-2

Öküz Arabası.Yenice Yöresi. Foto:Ş.ODABAŞI
Ben Yenice’nin “Çakır Köyü’nde” altı yıl öğretmenlik yaptım.
Çok iyi tanırım bu köyümüzdeki Nasrettin Hocaları.
Öküz Arabası Tekerleği:
Mehmet Dayı (Mehmet KOCA) öküz arabası ile oduna gidiyor. Öküz arabasını ormanın içinde, odun yükleyebileceği uygun bir yere bırakıyor. Öküzleri salıyor. Nacağını omzuna alıp, odun aramaya çıkıyor. Bir dereye iniyor. Birde bakıyor ki, derenin içinde bir araba tekerleği. Bu tekerleğin şınası (Tekerleğin etrafına geçirilen yassı çember demir) benim işime yarar diyerek, tekerleğin ağaç kısımlarını kesip parçalıyor, şına demirini omzuna atıp. arabanın yanına gidiyor.Bir de bakıyor ki, kendi arabasının bir tekeri yok.?!?
İşte komiklik burada.
Kendi arabasının tekerleğini kesiyor, Mehmet Dayı.
O kadar öküz çektin. Küldür küldür arabanın dingili yere sürterken hiç fark etmedin mi, Kazak Dayı?
Hiç arabanın arkasına, arasıra bakmadın mı?
Tekerleğin fırladığını, insan anlamaz mı?
İnattır Kazak Dayı, hep ileri bakar.
Çok inattır çok!
Hayatın garip cilvesi bu işte. Düzmece değil. Bu olayla köyün tarihine geçiyor, benim Kazak Mehmet Dayım.
Bir şey buldu mu? Önce kontrol edeceksin. Acele etmeyeceksin. Bulduğunu “sağlam olarak” ortaya koyup düşüneceksin. Parçaladıktan sonra geri dönüş yok. Yoksa Mehmet Dayı gibi, kendi tekerini kesersin. Üç tekerlekli arabayla köye dönersin. Odun kesmeden, boş olarak.
Gel, “Kazak Memet Dayı” sana bir öküz arabası tekeri verelim, diyeceğim amma, ne yazık ki kalmadı. (Mehmet Dayı çok oldu öleli. Köylerde öküz arabası da kalmadı. Birileri gelip az bir parayla arabaları ve tekerlerini toplayıp, turistik otellerin bahçelerinde aksesuar yapmaları için aldı gitti .)
Eeee! Nasrettin Hoca, bindiği dalı keserde, biz kendi tekerimizi kesemez miyiz?
Vallahi keseriz.
Hep de kesiyoruz zaten.
**
Kesim Motoru:
Çakır Köyü’de sevdiğim bir arkadaşım vardır.
Halil KURTARAN.
Namı değer Hâllâ (Halil Ağa).
Konuşmayı çok sever. Şakadan hoşlanan, kimsenin kalbini kırmayan biridir. Birgün bizim Hâllâ odun kestirmek ister. Nacak kullanıp bir hafta uğraşacağına, kesim motoru ile bir gün odun kestirip işi bitirmeye karar verir. Kesim motorları yeni çıkmıştır piyasaya. Çok az kişide kesim motoru vardır köyde.
Kesim motoru olanlar, depo hesabı odun kesiyorlar. Ağır çalışıp çok benzin harcayıp, az iş yapmak var. Tam tersini yapmakta var. Var da. Biz illaki düzenbazlık yapacağız.
Bizim Hâllâ’nın, parası biraz kıymetlidir. Öyle herkese de çay söylemez ha! Odun keserlerken, motoru kullanan bıçağın uçunu aşağı tutup kesmeye başlayınca, bizim arkadaş kesim motoru bıçağının toprağa gireceğini zanneder. Bıçağı tutup yukarı kaldırıvereyim, diyerek bir hareket yapar. Bıçak bir solukluk zaman içinde, Hâllâ’nın elini didikleyiverir. Bizim “Hâllâ, kesim motorunun neresinin kestiğini öğreniveriyor böylece. Eli kan içinde, kazayı ucuz atlatıyor.
Bindiği dalı kesen hoca olurda, kesim motorunun bıçağını tutan olmaz mı?
Kesim motoru kıymetli olanlar, Hâllâ’yı alın yanınıza, kesim motorunuzun bıçağınızı korusun. Toprağa taşa dokunacağı zaman tutuversin eliyle.
Bizim Hâllâ, Nasrettin Hoca’dan bir gömlek fazla.
Aynı zamanda, Malkoçoğlu’ndan daha cesur.
Odunları, eliyle kesme vurup kesebilir.
Neyse…
**
Ben Hep Önüme Bakarım Arkadaş!
Çakır Köyü’nde, kaliteli “salçalık kırmızıbiber” yetiştirilir. Biber çabuk bozulan bir ürün olduğundan zamanında toplamak, bekletmeden satmak gerekir. Olgunlaşmış biberleri bekletirseniz, kısa zamanda bozulur. Olgunlaşan biberleri toplamak için acele etmek gerekir. Köyün tanınmış kişilerinden olan A.R. DOLMACI, biber toplatmak için, komşu köyden işçi getirip çalıştırmaktadır. Akşamdan traktörü, römorku ile birlikte kapının önüne çekip hazır etmektedir. Sabah namazından sonra da, işçileri almaya gitmektedir.
Akşamdan traktörü evin önüne harekete hazır bırakan Ali Rıza Dayımız, sabah traktöre binip Karaköy’e işçi almaya gider. İşçilerin toplandığı yerde, römorku çarpmamak için geniş bir manevra yapıp işçilerin önünde durur.
-Haydi binin, der.
Kadınlar sorar.
-Nereye bineceğiz, Alirza Dayı?
Ali Rıza Dayı, geriye dönüp bir bakar, römork yok.
-Nasıl olur? Akşam takılı bırakmıştım! Neri gitmişlen bu römorkk?
Bırakmıştın da. Kardeşin Ferdi, bir iş için römorku sökmüş, yerine takmamış ne yapalım? Üşengeçlik etmiş, köfteci. Suç Ferdi’de.
Üç km. yolu römork olmadan gelen Ali Rıza Dayı, durumu fark etmemiş. Tangır tangır Karaköy’e gelmiş. Römorku sağa sola taktırmamak için, geniş manevralar bile yapmış.
Nasrettin Hoca, arkasını görebilmek için eşeğe ters binerdi. Bizim traktöre ters binecek halimiz yok ya. Hiç geriye bakmamışız. Ne olmuş yani.
Ben eşeğe ters binmem arkadaş. Önüme bakarım. Hep ileri…
Nasrettin Hoca, eşeğe ters binip arkadan gelenlere yüzünü döndü de ne oldu?
Traktöre de ters binip sürecek değiliz ya.
“Sahi, ters binipte traktöre kaç kilometre gidebiliriz acaba?”
Galiba deneyecek.
Yarın kimse trafiğe çıkmasın. Benden söylemesi.
**
Para Böyle Sayılır.
Yenice’deki Halk Bankası’nın yeri, eskiden boş bir arsaydı. Arsada büyük meşe ağaçları vardı. Bu arsanın önünde de sinema vardı. Bu arsaya bir gün büyük bir çukur kazmışlar. Temel çukuru. Çukurun derinliği 3-
Bir gün Çakırlı Kasap Ali Rıza, Ziraat Bankasından para çekmiş. Elindeki bir tomar parayı saya saya Camlı Kahve’ye doğru yürümeye başlamış. Para saymaya kendini öyle bir kaptırmış ki sormayın. Paraların içine dalmış gitmiş. Önündeki temel çukurunu görememiş. Çukura, bir düşmüş. Ne olduğunu anlayamamış. Suyun üstünde paralar yüzüyor. Kasap Ali Rıza ördek gibi, çırpınıyor. Görenler koşup gelmişler. Kasabı sudan çıkarmışlar. Paraları toplamışlar.
Camlı Kahve’de paraları kurutmuşlar. Yan taraftaki terzide de bir ütü çekmişler paralara.
Nasrettin Hoca göle maya çalarsa, birde para çalarız. Göle değil. Gördüğümüz içi su dolu her çukura.
Ya tutarsa…
Her taraf para olursa.
Hayde!!!
Memlekette enflasyonu bilem düşürürüz, alimallah!
Düzlüğe çıkarız düzlüğeee!
<ı>Devam edecek.ı>