- Kategori
- İlişkiler
Yıkılışın ardından ilk nöbet

Kırgınım,
Yorgunum,
Bilmiyorum,
Yüzyıllar sonra gömdüğü hazinesine kavuşup da,
Bir kaç satırda, belki bir internet sayfasında
Kaybetmeye başlamış eski bir karundum ben...
Kimdim ben? Ne kadar yer kaplardım hayatında?
Ve ne kadar vardım ki zaten ben sende?
Çok düşmüştüm yaşamın sokaklarında,
Hala da düşüyorum ya neyse boşver
Bile bile düştüğümü, bile bile
Ve yine bir iki kelam etmedin bile
Satırlarım bile bölük börçük olmaya başladıysa
Bil ki eski hazinenin üzerine avuç avuç toprak atıyorumdur,
Belkide sende kürek uzatmaya hazır bana
Hani dedim ya düşmeler içindeydim
İnanırmısın bir şehir yosması bile gelip hal hatır sorar oldu ya
Bak bu zor işte, sevinmeli mi? Üzülmeli mi?
Yosmaları düşünmedim, yani sevinmedim...
Üzülmeli dedim ama onu da beceremedim
Çünkü konu sen isen, yani ben. Ya da eski ben...
Bak eski kelimesine bile alışmaya çalışmak için,
İlk çaba sarfedişim
Ama kolay deil, üzülemedim
Çünkü yıkıldım....
O kadar büyük bir yüreğin var ki
Kalemini kırmaya yetmez gücün
Ama yitirilişin ardından satır satır, hece hece
Yazmaya yeter...
Üç noktalı cümleleri yazdırmaya başladın ya bana yıllar sonra
Ve gene kendime döndükçe, yani eski sana baktıkça gözucuyla
Patır patır dökülmeye başladı ya cümleler
İşte bu site sensin, site sendin...
Gidiceksin, ama bitmicek,
Site bitmicek, artık sana değil,
Hayatın acımasızlığına adıcam siteyi
Hani deprem olur ya, korkmaya bile fırsatın olmaz,
Bitersin yada yaralanır enkaz altında...
Ama ben bundan da çıkmasını bilirim.
Belki sol yanım kalır biraz toprak altında
Yinede gitmesini bilirim.
Sol yanım ihanet edipte, sağ yanımla yaşamayı bilirim ben...
(27/3/2009 22:38)