​ Yoldaki Elma / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
 

Yoldaki Elma

Yoldaki Elma
 

Elma. 

Antik Çağda, İda’da “en güzele” diyerek atılan meyvenin adı. 

Troia Savaşları’nın üstüne yıkıldığı suçlu. 

Elma ayağa kalk! 

Elma sever misiniz? 

Elmayı sevin. 

Her gün birkaç elmayı afiyetle yiyin. 

Size faydası olsun. 

Ben demiyorum, işin uzmanları öyle diyor. 

Eskiden kış mevsiminde elma bulunmazdı. 

Buğday ambarlarına buğdayların arasına saklanırdı elmalar… 

Şimdi soğuk depolarda saklanıyor. 

Dört mevsim elma bulmak mümkün günümüzde. 

Bu nedenle çok itibar görmüyor elma. 

Çarşı pazarda, her yer elma. 

İster al. 

İster alma. 

“Amasya” elmasını çok severim. 

Sert sulu ve tatlı bir elma. 

Köyümüzde yetişen yerli elmaları da biliyorum. 

Çeşit çeşit elma var şimdi. 

Azmış (daha doğrusu azdırılmış) hormonlu elmalar, tezgâhların önünde. 

Küçücük kurtlu elmalar tezgâhın arkasında. 

Ben kurtlu elmaları alıyorum. 

Sağlam yerlerini yiyorum. 

Bayramiç ilçemizde, elmanın en güzeli yetişmekte. 

Kazdağları’nın içinde, elmalar güzel olmaz mı? 

İlk görev yerim Ermenek.(Karaman İlçesi) 

O zamanlar adı Özlüce olan, Sarıvadi Köyü’nde öğretmenliğe başladım. 

Bir köylünün bahçesini gittik, okulların açıldığı günlerde. 

Bahçede kırmızı ve sarımsı beyaz elmalar. 

Emine Nine, elmaları tanıttı bize. 

“Şu kırmızı elmanı adı Stalin. Beyaz elmanın adı Golden, Amerikan Beyazı’da” derler. 

Ana! 

Elmanın kırmızı olanı “Komünist.” 

Elmanın beyaz olanı “Emperyalist.”  

Hangisini yersen o taraftan olursun. 

Ne attım ama! 

Kazdağları’nda o kadar çok yaban elması var ki. Küçük küçük elmaların tadı bile bir başka. 

Endemik bir yapıda olan bu elmalar, gelecekte elma nesli tükendiğinde başvurulacak elmalarmış. 

Yani elma bitkisinin ana kaynağı. 

Kazdağları yok olursa, birçok bitkide yok olur gider. 

Top top yapıp kızlara atacak elma kalmadığı gibi, yiyecek elma da kalmaz. 

Kazdağları’nın korunması için mücadele etmek birkaç kişinin görevi olmamalı. 

Çevre bilincini geliştirmek zorundayız. 

Elmanıza, armudunuza, kekiğinize, zeytininize… sahip çıkmalıyız. 

Çanakkale’de bir caddede yürüyorum. 

Yol ile kaldırımı ayıran yükseltinin dibinde bir elma. 

Sağlam bir elma. 

Sarı bir elma. 

Elma yuvarlanmış, kaldırımın kenarına dayanmış. Araçlar ve yayalar ezemez, öyle bir yerede elma. 

Uyanık elma. 

Bekliyor elma. 

Bir baharı ve yaz mevsimini dalında geçiren elma yerlerde sürünüyor. 

Büyüyen, bir insana, bir kuşa, bir canlıya… birkaç saatlik enerji verecek bir elma. 

Bekliyor tozun içinde. 

Bir kadın arkamda, konuşuyor kendi kendine. 

“Aaaa elma düşmüş. Aaa çok yazık. İsraf olacak.” 

Kadına hak veriyorum. 

Ziyan olacak. 

Ezilirse “işe yaramaz” diyemiyorum. 

Aslında, ezilse de işe yarar. 

Küçük canlılar taşır elmayı. Karıncalar bırakmaz. 

Bir serçe fırsat bulursa, korka korka gagalar elmayı. 

Birileri faydalanır bu elmadan. 

Yere düştüğünde, alınmaz mı yerden? 

Değersiz gibi görünse de bir elma yerden alınmaz mı? 

Kimileri kuruntu yapıp almaz. 

Pazaryerinde poşeti delinen çok kişi gördüm, dökülen meyveleri toplamadan giden. Ben toplarım. Para verdiğim için değil. İsraf olmasın, ziyan olmasın diye. Bir elmayı elde etmek o kadar kolay değil ki. 

Milyoner olsam da toplarım elmaları yerden. 

Kirlenenleri yıkarım. 

İcabında, ceketimin yakasına siler yerim. 

Ben bir elmanın ya da bir meyvenin istenildiği zaman üretilmediğini biliyorum. 

Elma dalında bekler, zaman geçer. Üç mevsim birlikte çalışıp, elde ederler elmayı. 

Bir insan uzay mekiği yapar da, elma yapamaz. 

Elmayı küçümsemeyin. 

Tabi ki diğer meyveleri de. 

Arkadaşlarla tartışıyoruz. 

Yerde gördüğünüz elmayı alır mısınız? 

Yoksa bir tekme atıp ezer geçer misiniz? 

“Ben almam” diyen var. 

“Alırım” diyen var. 

Tekrar ediyorum. 

Almak lazım. 

Elma bir poşetten firar etmiş. 

Trafiğe çıkmış. 

Bekler yol kenarda. Bir trafikçi serçe, gelip didikler onu. 

Keser cezasını. 

Bu elma bir işe yarar. 

Elma insanın güzelleştirirmiş. 

Güzelleşmek lazım. 

Tozlanmış elma, çirkinleşmiş. 

Kolay mı kaçmak, naylon poşetlerden? 

Olsun, her çirkinliğin altında keşfedilmeyi bekleyen bir güzellik vardır. 

Her yere düşeni küçümsemeyin. 

Yol kenarlarında, dişlenmiş ısırılmış elmalarda görmek mümkün. 

Bazı çocuklar, güzel bir elmayı bir defa ısırıp atarlar. 

Elma ağlar o zaman. 

“Bir çocuğu güzelleştiremedim” diye ağlar. 

Çocuklara, yedikleri meyvelerin oluş şekillerini anlatmak lazım. 

Engellemek lazım israf etmeyi. 

Elimizin altında olan, birçok şeyin kıymetini bilmeyiz genelde. 

Düşünmeyiz bile. 

Bilmek zorundayız. 

Düşünmek zorundayız. 

Çocukluğum geliyor aklıma. 

Köyümde iki erik ağacıyla, birkaç elma ağacı vardı. 

Bir avuç erik için, iki elma için az mı mücadele ederdik. 

Berber Memedali az mı koşturdu bizi. 

Az mı tokatlandık, iki elma için. 

Babamın heybesinde gelen, elmalarla portakallarla yatardık. 

Tadına vara vara yerdik. 

Bazen de kıymetinden saklar, çürütür üzülürdük. 

Eskiden dört mevsim elma yoktu. 

Şimdi elma çok. 

Her yer elma. 

Şimdi yol kenarında bir elma. 

Duruyor öylece. 

İster al, ister alma. 

 

 
Toplam blog
: 420
: 1641
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..