- Kategori
- Aşk - Evlilik
Yürekteki zehir

Kadın çılgın gibi bağırıyor. Aklına ne gelirse söylüyor. Cümleleri arasında bağlantı yok. Karşısındaki adam öylece kalakalmış. Bu noktaya nasıl olup da geldiklerini anlamaya çalışıyor. Geçmişte yaşanan ve adamın kapandığını sandığı pek çok konu, kırık bir kolyenin incileri gibi dökülüp saçılıyor. Kadın susamıyor. Taşma noktasını çoktan geçmiş. İstese de susamıyor. İçinde biriktirdiği zehir önü alınamaz halde. Aklından süzüp yüreğinde damıtıp koyu bir zehre dönüştürüdüğü düşünceler, adamın yüzünde, gözlerinde ve en önemlisi kalbinde derin yanıklar oluşturuyor. Kadın susamıyor.
İlişkilerin en kırılgan noktasıdır bu. İncinmişliklerini, kırgınlıklarını içine atıp karşındakine söylemediğin zamanlar. Bu yaralar eskidikçe derine işler, iyileşmez. İltihaplanır ve yüreği zehirler. Karşındakine içindeki her şeyi son damlasına kadar söylemek zorundasın. Kendin için, onun için ve ilişkinin sağlığı için. Yoksa içinde kalan o minik kum tanesi gibi düşünceler, şüpheler ve kırgınlıklar zaman gelip büyüyüp bir tepeye dönüşüyor.
Kadınlar ayrıntılarla boğuşur, kendilerini tüketirler. Çizdikleri tablo karmaşıklaşır ve o karmaşadan karşıdaki bir şey anlamadığı gibi bir süre sonra kendileri de işin içinden çıkamazlar. İsterler ki yüreklerine kazıyarak yaptıkları tablo, ağızlarından tek sözcük çıkmadan, karşıdaki tarafından anlaşılsın. Ruhunda kopan fırtınanın dağıttığını karşıdaki bilsin ve o dağınıklığı birer birer toplasın. Oysa bir erkeğin bakışı ile bir kadının bakışı çok farklıdır. Kadın bir kumaşı tüm ipliklerine kadar didikler, erkek ise kumaşı görür ve onu bütün olarak kabul eder. İpliklerden oluşmuştur ama asıl olan kumaştır onun için. İplik kumaşı oluşturan parçalardır ve kumaşı oluşturduğu için artık bir önemi kalmamıştır. Ayrıntılar da iplikler gibidir. Kadın iplikleri kumaşın oluşma nedeni olarak görür ve önem verir, erkek ise kumaşı kumaş olarak görür ve iplikler üzerinde durmaz.
Tüm zıtlıklar da bu bakış farkından doğar aslında. Bakış açısını kim kime göre değiştirecek? Kimsenin kimseye göre değişmesine gerek yoktur aslında. Kadın kadın bakış açısına, erkek erkek bakış açısına sahiptir ve öyle kalırlar. Anlaşmazlıkları çözümlemek için bakış açısını değiştirmek zorunda değil kimse. Tek yapmak gereken konuşmayı hatta daha da önemlisi zamanında konuşmayı becerebilmektir. İçine atmadan, daha sonradan sararmış ve sandıkta unutulmuş çarşaflar gibi ortaya döküp saçmadan.
Birikenler zehirleşir yürekte. Zehir biriktikçe yürek katılaşır, onarılmaz yaralar açar hem kendinde hem karşıdakinde. Geç olmadan yürekteki zehri atmak gerekir... Konuşarak... Tam vaktinde... Geç olmadan... Birikmeden...