- Kategori
- Gündelik Yaşam
Zaman

Bir Dünya yük, bir sürü meşgale, bir arpa boyu yol gidememek. İki Dünya arasında sıkıştırılmış genç bir beden. Zor olan şeyleri neden seçeriz acaba?
Mesela neden olmayacak bir sevdaya düşer de sonra da vahlanırız? Ya da neden hep en zor işleri merak ederiz? Sevgilimizi neden zor kazanmak isteriz? Bir problemi çözerken hep neden zor yolları tercih ederiz? Oysa basit yolları denemek daha akıllıca olmaz mıydı?
Ama zaman zaten kendi kavramı manasıyla zor değil mi? Zamanın içinde koşuşturan sadece taylarız bizler. Zamana yetişmekte zorlanan yarış atları. Pek de hoş bir benzetme olmadı farkındayım.
Aslında zor olmak, kolay elde edilemeyecek biri olmak ne de zevkli gelir çoğu zaman. Hele de kadınsanız.
Kadınca bir içgüdü diyelim buna biz.
Erkeklerin çözemediği bir sürü soru işaretinden sadece biridir diye düşünüyorum. Kadınlar yapı itibari ile karışıktır. Ya da anlaşılması güç. Ya da erkeklerin anlaması güç.
Şimdi en başta bahsettiğim iki dünya arasına sıkıştırılmış genç bedenden bahsedeyim biraz. İki dünya arasında diyorum. Belki de iki şehir, ya da iki farklı dünya. Gitmek istese gidemez şehirden ya da kendi dünyasından, kalmak biraz da olsa acı veriyor kalbine. Zamana bırakmış halde, koskoca şehrin onu içine almasını bekliyor.
Bir anda çıkıp sokağa bağırmak istiyor, geç kalmış ya da yarım kalmış bir hikaye uğruna. Ya da kendi iç savaşı uğruna. Şimdilik zaman kazanacak, şimdilik zamana yenilecek bedeni. Ve şehrin içinde belki de ufacık bir pire olacak. Belli yaşanacak şeylere boyun eğiş onunki. Birilerinin gitmesine izin verecek.
Akılda kalan tatlı hatıraların acısı çöreklendiğinde ise vuracak kendini boşluğa. Karanlıklarda yaşayacak.
Öyle değil midir zaten? Ne zaman anılara dönsek kendimizi bir boşlukta hissetmez miyiz? Babamın acısında ben de yaşamıştım. Hala da onunla anılarıma döndüğümde kocaman bir boşluğun ortasunda buluveririm kendimi. Çırılçıplak hissederim, daha ileri gidemem. Takılır kalırım, bozuk plak gibi.
Anılar acıtır yürekleri, acımasızdırlar. Ne sevişmeler, ne ağlayışlar kalmıştır ufak penceresinde buğulu hatıraların. Ne güzel gülüşlü genç aşıklar. Ne sevgi dolu tütreyişler....
Hayat tercihlerden ibarettir maalesef. Hayat bizleri belli şeyleri tercih etmeye zorlar. Ya o ya da bu şeklinde bir sürü karmaşa çıkar karşımıza. Neyi seçersek mutlu oluruz, o anda bunu düşünmeye bile fırsatımız olmaz. Aslında hepimiz bir şekilde yeniliyoruz, o genç beden gibi. Zaman, kazanıyor maalesef. Bir yerlerde zamana baş kaldıran var mıdır bilinmez ama görülen o ki, zaman bize verdiklerini yeri gelince almasını da biliyor...
kkadak