Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
612
 

“Nurtopu!” misali gerçeğiniz oldu! “Trojan Horse!” Bilinmeyenleri ile Kurtuluş Savaşı (1)

“Nurtopu!” misali gerçeğiniz oldu! “Trojan Horse!” Bilinmeyenleri ile Kurtuluş Savaşı (1)
 

Dün olanları doğru olarak öğrenmeden kendiniz için doğru bir gelecek kuramazsınız.


İşgalle birlikte İngiliz ve Fransızların Osmanlı hazinesini nasıl soyduklarını; Misak-ı Millî’de yer alan Musul petrollerinin Lozan’dan üç yıl sonra hangi tezgahla kapatıldığını, Kurtuluş savaşını, İşgalci Fransız-İtalyan silahları ile yaptığımızı, Sn. Demirel’in; “Türk milleti daha bir yüzyıl gerçekleri öğrenmemeli!” derken neyi kastettiğini biliyor muydunuz

...

Günümüzde yapılan kimi modern işgaller artık fiziki olarak (topla-tüfekle!) yapılmamaktadır.

İşgalden amaçlanan nedir?

-Ülkenin kaynakları sömürmek;

Bunu kan dökmeden, örneğin (sözde) ortaklılarla yapabiliyorsanız ne gerek var kavga ve dövüşe değil mi?

...

Ülkenin (Musul-Kerkük) Petrolünü al, üretme yeteneğini yoket, ülkede iş bilen halkı azınlıklar ismi altında küstür, kovala...

Sonra mı? O la la...

Kılçıksız balık! Yaşasın bağımsızlık!

...

Bağımsızlık, ekonomin güçlü, ekonomik değerlerin varsa bir anlam ifade eder...

Değilse,

-“Ruslar sıkıştırıyor”, NATO’ya;

-Kuşlar sıkıştırıyor! Haydi, dört milyar dolarlık uzun menzilli füze almaya...

-Kılçıksız balık! Yaşasın bağımsızlık...

-Sonra mı? O la la...

...

Bu gibi durumlar gösteriyor ki, her hükümette ve özellikle bizde büyük ve mukaddes tanınmış boyun eğilecek bir makamın bulunması gereklidir. Yalnız bu makamın sahibi halife olsun, hükümdar olsun, cumhurbaşkanı olsun, ne isterse olsun, elverir ki, kalbinde gerçek Allah korkusu, utanma duygusu, kafasında kanunun, namusun menfaatten çok yüksek olduğu düşünce ve inancı bulunsun. Milletler, devletler, memurunu ve özellikle liderlerini böyle yetiştirmek, böyle seçmek, sonra ona sadakat göstermek zorundadırlar. Yoksa hürriyet yerine bir gün bir zorbanın esaretine uğrar, mutluluk ve izzet yerine de sürekli olarak sıkıntı ve zillete düşerler.”

Diyerek, "Feryadım" isimli eserinin birinci cildinin tamamlamaktadır, (İttihatçı) Genelkurmay başkanı ve Sadrazam-Başbakan Ahmet İzzet Paşa.

...

 “Avrupalı sömürgeci devletler, Osmanlı devletini yıkmak, topraklarını paylaşmak ve nihaî olarak da Türkleri Anadolu'dan atmak maksadıyla, 1912 yılında Trablusgarp ve Balkan savaşlarını başlattılar.

1914 yılından itibaren ise, bir birinden binlerce kilometre uzaklıktaki 7 cepheden aynı anda saldırılara uğrayan Osmanlı devleti, 3 senelik güçlü bir direnişten sonra dayanma gücünün sınırına geldiğini görmüş ve artık imparatorluğun ömrünün bitmekte olduğunu anlamıştı.

Osmanlı ordusu, Mısır'dan, Filistin'den, Bağdat'tan Anadolu sınırlarına doğru çekilmeye başladı. Türk sınırlarına, yani, Halep'in kuzeyinden Kerkük'e (Musul vilayeti'nin güney uçları) kadar uzanan bir çizgiye geldiğinde ise yeniden direnmeye başlamıştı.

Çünkü buralar münhasıran Türk bölgesiydi. Ordularımız bu çizgi üzerindeyken Mondros Ateşkes anlaşması imzalandı (30 Ekim 1918).

Ateşkes beklenen barışı getirmedi. 3 Kasım tarihinden itibaren İngiliz ve Fransız orduları ileri harekâtına devam ederek İskenderun ve Musul'u işgale başladılar.

10 gün sonra da işgallerini tamamlayarak ateşkese uymadıklarını ve uymayacaklarını gösterdiler.

Aynı tarihlerde İstanbul açıklarına getirdikleri 61 parça savaş gemisiyle istiklal ve istikbalimize kast etmiş olduklarını da göstermişlerdi. Artık Türk Milleti'nin önünde 2 seçenek vardı: Egemenliğini kaybetmiş olarak istiklalden mahrum bir vaziyette yaşamak; ya da, yeniden silaha sarılarak istiklal ve istikbalini kurtarmak.

6 ay kadar süren bir belirsizlik ve kararsızlık döneminden sonra milletimiz Mustafa Kemal'in önderliğinde 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da mücadele ateşini yakarak 2. yolu tercih ettiğini ilan etti. Bu yeni bir savaşın, İstiklâl Savaşı'nın başlangıcı idi. (1)
...

Çeşitli milletleri kendinden ve devlet bütününden nefret ettirip ayıran, halkı ilerleme yerine, en gerideki vahşet ve hunharlık katına düşürecek derecede beceriksizlik göstermesi normal bir durum sayılamaz. Araştırıcı bir düşünce bunda gizli sebepler ve gizli eller arar.

Bu gizli kışkırtıcılar kucaklarına düşürdükleri kimselere amaçlarını açıkça söylemez, hedeflerine doğru yollardan yürümezler.

Kandırdıkları ve hırslarını biledikleri kimseleri hilelerle yüksek makamlara getirerek, bunların yardımıyla işlerini gördükleri gibi, bin türlü vasıtalar, propagandalarla halkı da sapıklığa düşürürler ve bozarlar, İleri gelenlere çıkarlar vaad eder ve sağlarlar, kimisini tehlikeler göstererek korkuturlar, kiminin kirini tahrik ederler ve bazılarının ırk duygularını harekete geçirirler.

Bu şekillerle pek çok kimseler vatanımıza hizmet ediyoruz zannıyla bu adamların amaçlarına alet olurlar. (2)

Devam edecek…

Bu yazı dizisinde Kurtuluş savaşının anlatılmayan bir başka yüzü ele alınacaktır.

Özetle gerçekler yazılacaktır;

-Kazananlar herşeyi almaktadır. Buna tahtınız, tacınız, tüm değerleriniz dahil…

-“Hazinelerimiz mi soyulmuştu? Benim neden haberim yok? “

-Sanki olan biten herşeyden haberimiz var da…

www.canmehmet.com 

Kaynakça;

(1) Doç. Dr. Durmuş Yılmaz, İmparatorluktan Millî Devlete Geçiş MİSAK-I MİLLÎ

(2) "Feryadım" I. Cilt, Genelkurmay başkanı ve Sadrazam-Başbakan Ahmet İzzet Paşa.

Kim Kimdir?

-Ahmet İzzet Paşa, (1864 – 1937), I. Dünya Savaşı'nın son günlerinde sadrazamlık –Başbakanlık; 1908-1914 yıllarında da erkân-ı harbiye-umumiye riyaseti (genelkurmay başkanlığına) yapmış, Osmanlı asker ve devlet adamıdır...

Mustafa Kemal Paşa da cepheden padişaha yazdığı mektuplarda, İzzet Paşa başkanlığında kendisi, Rauf, Fethi, Vasıf ve Cavit Beyleri içeren bir kabine önerdiği bilinmesinin yanında; Atatürk tarafından Nutuk'ta ağır kelimelerle eleştirilerek,  "halife taraftarlığını hayatının sonuna kadar korumakla" itham edilmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende size sizin gibi belgesiz benim söylediklerimle aynı seyleri söyleyen 40 kişinin görüşlerini getirsem kabul edeceksiniz ozaman gerçek diye. Öylemi Mehmet Bey. Yani size göre hemen gerçek onlar olucak ozaman. Ben Nutuk diye tutturmuyorum bu konuda belge olarak kabul edilmiş bir kitabı sizin o "40 kişinin " zannımcalarıyla demiş etmiş işittim şöyle duydumlarıyla reddetme çabalarınız bunlar gerçek olmadıkları kesin. Tarih belgeye dayanır çünkü gerçektre öyledir. İnandıklarınız olduğu kesin işinize böyle inanmak geldiği de kesin ama gerçek olmaları için belge gerekiyor. Kaldıki o 40 kişinin görüşleri kendi içinde bile tutarsız hepsi farklkı birşey söylüyor nerdeyse. Mantıklı bir insana yalan olduklarını anlamaları için bu bile yeticekken siz hala bir belgeye karsı çıkmaya çalışıyorsunuz ve sansür var diye savunmaya çalışıyorsunuz. Gidin yurtdısına ozaman orda sansür yok diyorsunuz ordan belge getirin. Bunu yapmıyorsunuz kafanızın içindekileri gerçek diye yutturma uğrasındasınız.

Taylan Demirkiran 
 25.07.2012 12:51
Cevap :
Değerli Taylan Demirkıran, konuya ilginize ve yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  26.07.2012 9:11
 

Biz konuya ilgi gösteriyoruzda mehmet bey birazda siz gösterip sorduklarımıza yazdıklarımıza cevap verseniz lafı dolandırmadan topu taca atmadan. Sizde bir ilgi gösterseniz konunuza

Taylan Demirkiran 
 25.07.2012 11:31
Cevap :
Değerli Taylan Demirkıran, birincisi, su döküldüğü kabın şeklini almaktadır. Kırk ayrı kişinin görüşünü aktardığımız halde siz tutturursanız, "NUTUK" diye? İkincisi, Bu ortamlarda ve cennet ülkemizde (maalesef halen)sansür vardır. Ne yazacağız? İnandıklarımızı, gerçekleri mi, insanların kulağına hoş gelenleri, yalanları mı? Sağlıcakla kalınız.  25.07.2012 12:20
 

Cemal Kutay bunun tam tersini söyleseydi ne yapacaktınız Mehmet Bey. Peki hadi kabul edelim hakliki olarak anlatmıyor diye. Böyle bir iddianız var madem. Peki Cemal Kutay bu iddiasını destekleyen belge gösterebilmişmi ? yada İsmet bozdağ belge gösterebilmişmi ? Hayır değilmi ? Benim kendimi ikna etmeme gerek yok ben belge olarak kabul edilmiş birşeyi savunuyorum siz onun bunun yazdıklarını. Yani işinize gelenleri cemal kutaydan ismet bozdağın da maalesef sizden bir farkları yok. Madem siz onlara inanıyorsunuz iddialarını ispatlamakla mükelleflerdir inandığınız yazarlardan belge isteyin bakalım kaçı getirebilecek. Sizi kimsenin belge getirememesi söyleyenlerinde " zannımca " " söyle duydum böyle işittimler " yetiyorsa size bizim yapabileceğimiz birşey yok. Sorgulama ihtiyacı hissetmiyorsanız söylenenleri arastırma gereği duymuyor körü körüne inanıyorsanız onlar sadece sizin gerçeklerinizidr. Herkes sorgulamayacak kadar bağnaz olmak zorunda değil sonuçta.

Taylan Demirkiran 
 23.07.2012 17:26
Cevap :
Değerli Taylan Demirkıran,konulara ilginize ve yorumlarınıza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  24.07.2012 3:57
 

Hala kabullenemediniz ama biz yinede yazalım. NUTUK MECLİSTE BELGELERİ YAZISMALARI GÖSTERİLEREK OKUNAN TEK KİTAPTIR. GÖSTERDİĞİ VE İÇERDİĞİ BELGELER SEBEBİYLEDE BELGE OLARAK KABUL EDİLMESİ ÖNERİLEN VE KABUL EDİLEN TEK KİTAPTIR. NUTUĞA TARAFLI DEMEK İÇİNDE YA SİZİN GİBİ İŞİNİZE GELMEMESİ GEREKMEKTEDİR BİR İNSANIN YADA CAHİL BİRİSİ OLMASI GEREKMEKTEDİR BELGE OLARKA KABUL EDİLEN BİR KİTABI KABULLENEMEDİĞİ İÇİN. Umarız anlarsınız artık nutuk la diğerleri arasındaki farkı. Yabancı ülkelerdeki belgeler açıklandı diyorsunuz. Peki getirsenize madem öyle ordan belge. Adamın biri kitabına " kaynak bu " diye yazıyor sizd alıp getiriyorsunuz. Gördünüzmü kaynak diye gösterdiği belgeyi. HAyır. Ama Mustafa Kemal cumhuriyet vs alyehtarı ya görmesenizde olur değilmi Mehmet Bey. Çarptılmış edilmiş dediğiniz tarihin daha tek bir yalanını belgeyle ispat edememiş olmanıza rağmen hiç sıkılmadan " gerçekler " diyede yazabiliyorsunuz ya tebrik ederiz bu vurdumduymazlığınızıda.

Taylan Demirkiran 
 23.07.2012 0:01
Cevap :
Değerli Taylan Demirkıran, Bu konuda sözü C.Kutay’a bırakalım; "damarlarımı kesseniz Atatürk diye akar" diyen Cemal Kutay, bu çarpıtmaların doğuşunu Nutuk'a yaklaşımda bulur. Şu açıklamayı yapar "İlk yapılacak şey, Nutuk'un bir tarih olmadığını açıkça ortaya koymak. Yani Nutuk'a isnat ederek bir hadisenin tek başına Nutuk'un çerçevesi içinde izahı mümkün olmadığı kabul edilmelidir. ...Mustafa Kemal ne yazık ki kendi nutkunda Milli Mücadele'nin kuruluşunu hakiki olarak anlatmamıştır." İsmet Bozdağ da aynı fikirdedir: "Mustafa Kemal tarihi doğru anlatmıyor, yani hepsini anlatmıyor, bir parçayı vermiş üst tarafı karanlık." http://www.nuriyeakman.net/mehmet-altan-vahdettin-atatuerke-kac-para-verdi-sabah-gazetesi)Neticede sizi biz ikna atmeyeceğiz, Siz verilen bu bilgilerle ve gerek duyarsanız kendinizi ikna edeceksiniz. Değilse mevcut bilgilerinizle yetinirsiniz. Sağlıcakla kalınız.  23.07.2012 13:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1063
Toplam yorum
: 2680
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1711
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster