Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '09

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
2335
 

Kuran'da kadın ve...

Kuran'da kadın ve...
 

Kuran'ın, herkes tarafından dikkatlice okunmasını ve üzerinde düşünülmesini öneririm...



KURAN'DA KADIN VE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ya da EŞİTSİZLİĞİ...


Başlarken...

Ana Yazım Kılavuzunda yazılış şekli ile Kuran, dikkatli bir şekilde okunduğunda içindeki bazı ayetlerin, erkeği kadından üstün tutan bir içeriğe sahip olduğu söylenebilmektedir.

Ancak, Kuran'ı okuyan bazı mütedeyyin (dindar) insanlarımız, dinin ve Kuran'ın yorumunu tekelinde bulundurunların etkisi ve yönlendirmeleri ile, Kuran'da kesinlikle böyle ifadeler bulunmadığını; Allah'ın kadın kullarını erkeklere göre ikinci derecede bir konumda görmeyeceğine inanırlar... Kuran'daki yeri gösterildiğinde de, "yanlış tercüme" diyerek itiraz ederler. Diyanet İşleri Başkanlığı da, toplumda tartışma yaratan bu gibi konularda net bir tavır ortaya koyamaya çekinmektedir.

x x x

KURAN'DA KADIN:::

Bloğumu, aşağıda adlarını verdiğim üç kaynağa dayandırarak sürdüreceğim.

1. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, "Kuran-ı Kerim ve Türkçe Anlamı", 1983

2. Yaşar Nuri öztürk'ün,
"Kuran'ı Kerim Meali(Türkçe Çevirili), 1999

3. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, "KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇKLAMALI MEÂLİ", 2009

Önce, birinci kaynağın, kadınlar hakkında hükümler bildiren "Nisâ Suresi, Ayet 34"e bakalım. Ayrt aynen şöyle;

"Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarını sarf etmesinden dolayı erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiği kocasını, bulunmadığı zaman da koruyandır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yanlız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür"(Birinci kitap, s.83)

Bu ayet açık ve ifadesi de kesindir. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi, devletin bu konuda en güvenilir kurumunun yayımladığı bir Kuran'da yer alan bu ayetin, Arapça aslından Türkçe'ye de en doğru şekilde tercüme edildiğine inanmamız gerekir, diye düşünüyorum.

Ancak, Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuran'ın bu kesin hükmüne rağmen bu ayete, doyurucu bir yorum getirmekten kaçmaktadır. Adeta, "ne şiş yansın ne kebap" diyerek, Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan kitaplarda, ayetin "kadınların dövülmesi" hükmüne, "acıtmadan, kadını okşar gibi dövün" gibi, kamuoyunda gülüşmelere yol açan ve Kuran'ın ciddiyeti ile bağdaşmayan yorumlar getirmesine de ses çıkarmamıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu çekimser tavrı, bu ayete farklı kişiler tarafından farklı yorumlar getirilmesine neden olmuştur. Örneğin, 28 Şubat sürecinde, İslama yaklaşış tarzı ile dikkati çeken ve "modernist din bilgini" ya da "dinde yeni açılımların sesi" olarak tanınan ve televizyonların sabah programlarının vaz geçilmez konuğu haline gelen Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk de, Arap dilinin zenginliğnden dem vurarak, ilgili ayetteki "dövün" sözcüğü yerine "...bulundukları yerden başka yerlere gönderin" (İkinci kitap, s.86) şeklinde bir ifade kullanmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2009 basım tarihli Kuran'a bakınca, ayetteki "dövün" hükmünün, "hafifçe dövün" şeklini aldığını görüyoruz... Ancak, burada ilginç bir nokta daha var... Diyanet İşleri Başkanlığı, bu "hafifçe dövme işini", Hz. Peygamber'in söylediği bir söze atıf yaparak belgelemek istemektedir. Sözüm ona, Hz. Peygamber bu konuda şöyle demiş: "Kadını eşek döver gibi dövüp de günün sonunda onu koynunuza alıp yatmanız olacak şey midir?". (Bu cümleden, Peygamber'in eşeklerin dövülmesi gereken hayvanlar olduğunu düşündüğünü anlayabilir miyiz? Hayvanseverlere duyururum. cd.) Hz. Peygamber, ayrıca bu hafifçe dövme sırasında "kadının canını yakmayacak ve vücudunda iz bırakmayacak şekilde uygulanmasının gerektiğini de ilave etmiştir".(Üçüncü kitap, s.83)

Bu durumda, bu üç farklı tecümeyi okuyan "samimi dindar insanımız" ne yapsın, bunların hangisine inansın?

Akla şu soru geliyor?

Allah, kulları için bu kadar farklı şekilde anlamlandırılacak bir ayet gönderir mi? Bu ayet, bu kadar farklı şekillerde tercüme edilebiliyorsa, diğer ayetlerin de tercümesinin doğruluğu ve yanlışlığı hakkında terddüte düşülmez mi? Dindar insanımıza bunun doğrusunu kim öğretecek? Halkın, din konusunda en fazla ilişkide bulunduğu "donunun yıkandığı suyun içilecek kadar temiz olduğunu"(*) söyleyen camideki imam mı doğruyu söyleyecek?

Bana göre çıkar yol vardır. Bence şöyle yapılmalı:

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ayette "katılığı yumuşatan" ya da "kadını korumaya çalışan" ifadeler kullanma yerine, çağdaş sayılabilecek şöyle bir açıklama getirebilir: Örneğin, "Evet, Kuran'da böyle yazmaktadır ama, ibadete yönelik olmayan yani nas(doğma) olmayan bu hükme, İslam fakihlerinin(İslam hukuku bilginlerinin) 'zamanın ve koşulların değişmesiyle hükümler de değişir' önermesi dikkate alınarak uymamak 'günah' olmaz; günümüzde böyle bir şey doğru değildir" şeklinde bir bildiri (ya da fetva) yayımlayarak bu konudaki çözümsüzlüğe çare bulabilir... Aynı tavır, "tesettür"konusunda da gösterilebilir, böylece samimi dindar insanlarımızın gönlü rahatlatılmış olur.

KURAN'DA KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ....

Şimdi de, bakalım erkeklerin serkeşlik yaptığı durumlarda Kuran nasıl bir hüküm getiriyor? Bunun için Nisâ Suresi'nin 128. Ayet'ine bakmak gerkiyor. Bu ayet aynen şöyle:

"
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırmazlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır".(Birinci kitap, s.98)

2009 basımlı İkinci kitapta da, aynı ifadeler bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, aynı olay karşısında erkeğe kadınını dövme hakkı veren Kuran, bu ayette kadına benzer bir hak vermmemekte; kadın ve erkeğe aralarında anlaşmaya varmalarını önermektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tercümesi olan bu iki ayete baktığımızda, erkeğin kadına göre bariz bir üstünlüğü olduğu anlaşılmaktadır. Zaten, 34.Ayet'in ilk cümlesi de erkeğin kadına olan üstürlüğünü açıkça belirtilmektedir.

Üçüncü kitaptaki, 34. ve 128. Ayet'lerin çevrisi ise, az da olsa bu karşıtlığı ortadan kaldırmakta ve biraz daha sorunsuz hale getirmektedirr. En azından, kadının erkeği tarafından dövülmesinin uygunsuzluğunu ortaya koymaktadır.

Buna rağmen, dinsel ve geleneksel kültürümüzün birazcık dışına çıkıp çağdaş yaşamın bazı değerlerini henüz yeterince içine sindiremeyen, özellikle eğitimsiz kadın ve erkekler arasında yapılan anketlerde, "kocanın karısını dövmesi" normal bir olay olarak görülmektedir.

Yoksa, yazın sıcağında, kısa kollu bir gömlek ve keten pantolonlu bir sakallının iki adım gerisinde, kara çarşafa bürünmüş kan ter içinde yürüyen bir kadının (belki iki, belki de daha fazla) durumu nasıl açıklanabilir?

Bu durum, İslam dininin ve Kuran'ın, en azından ibadete yönelik olmayan ayetlerinin çağdaş yorumdan uzak tutulmasının bir sonucu değil midir?

Şeyh'in çamaşırını eliyle yıkamadığı için bağlı olduğu tarikattan kopan, Kuran'ı ve hadisleri yorumlayanların erkek olması nedeniyle, Kuran'ın erkeğe üstünlük veriyormuş gibi yorumlanmasına karşı çıkan ve İslam dininin kesinlikle erkekçe söylemlerden kurtarılmasını savunan İslamcı feminist olarak tanınan bir bayanın Hizbullah tarafından öldürülmesinin nedeni de aynı değil midir?

Şimdi, bir de Nebe Suresi'nin 31-34. Ayet'lerine bakalım.

Bu ayetlerdeki, "Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsler tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve kadehler vardır.(Birinci kitap, s.582)

Üçüncü kitap, ifade tarzı değişik olsa da, içerik olarak aynı anlamı vermektedir: "Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kadehler vardır."(s. 582)

Belli ki, bu "göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve içki dolu kadehler", Allah'a karşı gelmekten sakınan erkeklere verilecek bir ödüldür... Allah'a karşı gelmekten sakınan kadınlara nasıl bir ödül verileceğini doğrusu bilemiyorum.

Yukarıda örnek olarak alınan ayetler, kamuoyunda en fazla trrtışma konusu yapıldığı için seçilmiştir. Kuran'da, kadını ve erkeği eşit sayan ve kadın haklarını savunan ayetler de vardır. Kuran, şöyle bir karıştırılınca, bazı örnek ayetlere kolaylıkla ulaşılabilir.

Kuran ayetleri, erkek ve kadın İslam bilginleri tarafından oluşan bir kurul tarafından yeniden tercüme edilmeli ve halk bilgilendirilmelidir.

NOT: Yukarıdaki kaynakları tercüme edenler arasında kadın yoktur. Kürtler ve Kürtçe-1 ve 2 bloglarımda olduğu gibi umarım yanlış anlaşılmam. Yazdıklarım, Kuran'daki ayetler üzerinde yapılan bir düşünce çalışmasıdır.

cdenizkent
_______________ :

(*) Bu bilgi, bir cami dönüşünde annemin bana anlattığıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuran'ın en iyi yorumu Peygamberdir ve Veda Hutbesi'inden bir paragraf: "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerinideki hakkınız, yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri hoşlanmadığınız kimseleri izinsiz olmadıkça evlerine almamalarıdır. Gelmesine izin vermediğiniz birini evinize alırlarsa Allah size onların yataklarınızda yalnız bırakmanızı ve daha olmazsa hafifçe dövmenize izin vermiştir. kadınların da sizin üzerinizde hakları meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir" Kadının hiçbir sosyal güvencesi olmadığı çalışmadığı bir dönemden ve toplumdan bahsediyoruz ve esas konunun da namus olduğu anlaşılıyor. Bugün bile bu konuda cinayetler işlenmiyor mu ve çağdaş hukuk ceza indirimine gitmiyor mu? Saygılar...

Hasan Basri Özgen 
 12.09.2009 10:44
Cevap :
Merhaba...Bloğumda, bazı tespitlerde bulundum. Ayrıca, bloğumda kadının hak ve hukukunu koruyan ayetlerin de olduğunu söyledim. Ben, ilgili ayetlerde, kadının ve erkeklerin serkeşliği konusunda "namus" kavramını hiç düşünmedim. Benim o ayetlerdeki "serkeşlik" kavramının içinde,kadın ve erkeğin birbirlerine karşı olan saygısızlığı, birbirlerine karşı gelmesi, söz dinlememsi gibi konuları düşündüm...Bu ayetleri de, o günün şartlarına uygun yasalar olarak düşündüm. O zamanın koşullarında da olsa, kadının dövülmesinin hiç de doğru olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, peygambere atfen ileri sürülen "eşek gibi dövmek" ise, kadını çok aşağılayıcı bir konuma sokmaktadır.Buna inanmakta zorlanıyorum. Bu yüzden de bağımsız bir kurul tarafından Kuran'ın yeniden tercümesini önerdim.Katkınız ve yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar.  16.09.2009 14:13
 

İslam dini bireyin kendisine yapılan uyarı ve açıklamalardır. İnsana, akıl dediğimiz yeteneğini kullanarak doğruyu arama bulmaya yönlendirir. Bunun için mealler, tefsirler, yazan kişinin ilmi seviyesindedir. Tabiî ki bunlar arasında gerçekten alim olanlar da vardır, basireti olmayan kendi hezeyanlarını yazanlar da vardır. Orijinalin değişmeden gelmesi sayesinde her kişi, kendi anlama bulma seviyesinde ahiret yaşamını oluşturacaktır. Erkek kadın eşitliğine gelince, Hiç kimse eşit değildir. yaşamın doğası gereği kadına ayrı bir görev, buna göre beceri ve yetenek, erkekte kendi yaşam alanına göre beceri ve yetenekle donatılmıştır. Aynı plânlamayı diğer hayvanlarda da görebilirsiniz. Eşit olan kısım ruhsal konumlarıdır. Beşeri yaşam alanları, görev dağılımı şeklinde oluşmuştur. İnsandan istenen de; Dünya'da ebedi kalacak şekilde değil, diğer sonsuz yaşamını hazırlaması için bir fırsatı kullanmasıdır. Şayet yaşama bu açıdan bakarsanız daha iyi anlaşılır gibi geliyor. Selam ve saygılar.

akar 
 12.09.2009 10:41
Cevap :
Merhaba...Benim de amacım o zaten. Doğruyu bulmak ve bunu insanlara anlatmaktır. Yaşar Nuri öztürk, "bugün yaşadığımız İslam, gerçek İslamın onuncu fotokopisidir" diye bir ifade kullanmıştı. İşte bu konudaki çatışmalar da bu gerçekten kaynaklanıyor. Sade bir mütedeyyin vatandaş ne yapacak? Dini yaşamını bu onuncu fotokopiye göre mi yönlendirecek? Benim bunları yazmaktaki maksadım, bilerek inanmanın koşullarının yaratılmasıdır. Kendilerini din bilgini olarak ileri süren kişilerin yazdığı yüzlerce tefsir kitabı ne işe yarar ki? Sıradan vatandaş için bunların hiçbir anlamı yoktur. Onun, en yakınında olan Kuran ve camideki imamdır. Bloğumda belirttiğim gibi, vatandaş dinini, "donun yıkandığı suyun içilecek kadar temiz olduğunu söyleyen" cami hocasından mı öğrenecek? Onuncu fotokopi olan İslamın birinci nüshasına ulaşmak hedef olmalıdır. Hurafelerin de, din ticaretinin de, irticanın da kaynağının nedeni de budur.Bana göre, birkaç kişinin İslamı iyi bilmesinin hiç anlamı yoktur. Selamlar.  16.09.2009 14:32
 

Üstadım birde nur suresine el atsanız. Ayet 31 himar nedir nasıl kullanılır kimin tercümesinde nasıl çevirilmiş.

bu da benim fikrim 
 12.09.2009 10:40
Cevap :
Merhaba...Baktım. Yanlış bakmadıysam, kadınların örtünmesi ve süslenmesi ile ilgili bir ayet. Kadınların süslerini kimlere gösterip kimlere göstermeyeceğini belirtiyor...Burada ilginç bir tespit de yaptım..Hurafeler dizisinde sıraladığım hurafelerin birinde, erkeklerin kayınvaldeleri ile tokalaşmasının caiz olmadığını belirtiliyordu. Bu ayete göre, bu hurafenin de dine dayandırılan boş bir inanç olduğu meydana çıkıyor. Demek ki aile içinde(hatta biraz da geniş ailede) kaç-göz diye bir şey yokmuş. Dediğim gibi, bu ayetlerin, içinde kadınların da dahil olduğu bir kurul tarafından yeniden tercüme edilmesi gerekir. Katkınız için teşekkür ederim. Selamşlar.  12.09.2009 14:27
 

Kadın ve Erkek; fizikleri, anatomileri, metabolizmaları, fonksiyonları, beyin formatları, psikolojileri vd yanları biribirinden 180 derece farklı iki varlık olduğu gibi kadınların bilinçlerini gizleme yeteneği daha fazla. Konuya objektif yaklaşırsak Kuran eğer hayata ve kainata hakim yaradanın kitabıysa bunu arapçaya hakim bir din entellektüelinin tek başına yorumlaması kadar eksik bir durum olamaz; yani her bir ayet konuya ilişkin tüm bilim adamlarının konsültasyonu ile mutabık kalarak yorumlanmalıdır. Bence dine en büyük zararı verenler kurana sahip çıkan ilahiyatçılardır çünkü; tek başlarına herşeyi açıklamaya çalışyorlar ve sanırım işi amacından saptırıyorlar. Dinayet işleri tefsir ve fetva kurulunda ilahiyat dışı kaç uzman varsa durum o kadar sağlıklıdır. Sadece ilahiyatçılar varsa o zaman tüm yorumlar kabüllenmeye dayanmaktadır. KADINA karşı islamın yaklaşımı göstergesi Peygamberin karısına karşı tavrıdır ki; ne den bunu temel alarak açıklama yapmıyorlar. uzunca bir konu, sevgiyl

Kadri KANPAK 
 12.09.2009 9:58
Cevap :
Merhaba...Benim de demek istediğim bu...Eğer bu konuda, uzmanlardan oluşan bir kurul, bize Kuran'ı en doğru bir şekilde sunamazsa, o zaman insanlarımız okur ve kendi yorumunu yapar...Çoğumuz Arapça bilmediğimiz için de bu yorumları, bize sunulan tercümelere göre yaparız. Bu da, bir inanç karmaşasına neden olur....Yaşar Nuri Öztürk'ün "Bugün bize sunulan İslam, gerçek İslam'ın onuncu fotokopisidir" şeklinde bir ifadesi var...İşte aynen öyle.. Katkılarınız için teşekkür ederim. Selamlar.  15.09.2009 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 1091
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1306
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster